3. Hukuk Dairesi 2013/14786 E. , 2013/17015 K. "" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde tarafların boşandıklarını, düğünde davacıya fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere toplam 37…
**3. Hukuk Dairesi 2013/14786 E. , 2013/17015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde tarafların boşandıklarını, düğünde davacıya fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere toplam 377.66 gram, 22 ayar değerinde altın takıldığını, davalının bu bilezikler ve seti bozdurduğunu belirterek ziynet eşyasının değerinin dava tarihi itibari ile tespit edilerek hüküm altına alınmasına, şimdilik 5.000,00 TL yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacıya takılan altının gram ve ayarı belli ise belirsiz alacak ve kısmi dava açılamayacağını, davacının ziynetleri yanında götürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, talep konusunun miktarının açıkça belirli olduğu, davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya zorlanamaz. (HMK m.24/2) Borçlar Hukuku bakımından da, alacaklının alacağının bir kısmını istemesine ve dava etmesine bir engel yoktur. (TBK m.84) Davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı dava kısmi dava olarak nitelendirilir. Kısmi dava; 6100 sayılı HMK’nun 109.maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Bu bağlamda, kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibari ile bölünebilir olması ve talep miktarının, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olmaması gerekir. .... Talep konusunun miktarı açıkça belli ise ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma yoksa kısmi dava açılamaz (HMK.m 109/2), çünkü böyle durumlarda davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar; dava konusuna ilişkin dava şartlarından olup; dava açıldığı anda var olmalıdır. Mahkemece, esas hakkındaki incelemeye geçilmeden önce; talep sahibinin bu hususta hukuki yararının bulunup bulunmadığı incelenmeli, hukuki yarar varsa talebin esasının incelenmesine geçilmelidir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve aynı hukuki ilişkiden doğan alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir. Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez, bu tam dava olur.