Başvuru, idare mahkemesinde açılan tam yargı davasında hakkaniyete aykırı hüküm kurulması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idare mahkemesinde açılan tam yargı davasında hakkaniyete aykırı hüküm kurulması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun babası S.K. ile annesi R.K. tarafından 23/11/2006 tarihinde sağlık ocağında uygulanan oral polio aşısı (OPV) sonucunda başvurucuda çocuk felcinin oluştuğu ve bu nedenle sakat kaldığı iddiasıyla uğradığını ileri sürdüğü 000 TL maddi ve 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesi istemiyle 22/7/2009 tarihinde başvurucuya velayeten Kdz. Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince 17/12/2009 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine başvurucu, süresi içerisinde 12/2/2010 tarihinde Zonguldak İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkemece 24/9/2010 tarihli ara kararı ile başvurucunun 23/11/2006 tarihinde sağlık ocağında uygulanan aşı sonucunda sağ ayağında aşıya bağlı paralitik poliomyelit gelişmesi sonucunda hangi oranda maluliyete uğradığının, söz konusu maluliyetin gerek aşıya ve gerekse aşının yapılması sırasındaki yanlış uygulamaya bağlı olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulunca dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve başvurucunun muayene edilmesi suretiyle 30/3/2012 tarihli bilirkişi raporu (Rapor) düzenlenmiştir. Raporun sonuç kısmında, 2006 doğumlu başvurucuya 23/11/2006 tarihinde uygulandığı bildirilen OPV sonrası gelişen bulguların aşıya bağlı paralitik poliomyelit ile uyumlu olduğunun, aşı uygulamasının tıp kurallarına uygun olduğunun, aşı sonrası ortaya çıkan komplikasyon olarak değerlendirildiğinden maluliyet oranı tayinine mahal bulunmadığının ve idareye yönelik hizmet kusuru tespit edilmediğinin oybirliği ile mütalaa olunduğu değerlendirmesine yer verilmiştir. Mahkeme 19/11/2012 tarihinde davanın kabulüne, 000 TL maddi ve 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminatın 22/7/2009 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Raporun ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde olayda davalı idarenin (İdare) hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığı, bu hâlde kusursuz sorumluluk ilkesinin uyuşmazlık konusu olayda uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesinin gerektiği belirtilmiştir. Koruyucu sağlık hizmetlerinden olan ve bebeklik döneminde başvurucuya uygulanan OPV'nin idarenin teşviki ve yönlendirmesi neticesinde belli bir sıra ve takvime bağlı olarak yapılması nedeniyle başvurucunun ebeveynlerinde bu aşının uygulanmasının zorunluluk arz ettiği izlenimi uyandırdığı vurgulanmıştır. Tam kamusal ve riskli bir faaliyet olan söz konusu aşı uygulamasında idarenin kusuru bulunmasa da aşı uygulanan kişilerde çok düşük bir oranda felçlere neden olabildiğinin bir gerçek olduğu, bazı yan etkilerinin ortaya çıkması ve tehlikeli sonuçlar doğurması ihtimalinin her zaman mümkün olabileceği, ferdi ve toplumsal sağlığın korunması bakımından bu aşının uygulanmasından vazgeçilmesinin mümkün bulunmadığı ancak çok düşük bir ihtimal bile olsa ihtimalin gerçekleştiği kişinin o hâliyle bırakılmamasının duyarlı ve sosyal bir devlet olmanın gereği olduğu ifade edilerek zarar görenin zararının karşılanması gerektiği kanaatine varılmıştır. İdare tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin (Daire) 30/4/2014 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, bünyesinde risk barındıran sağlık hizmetlerinin sunucusu olan idarenin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında gerçekleştirdiği aşıdan kaynaklanan komplikasyonda, idarenin hizmet kusuru bulunmadığının Adli Tıp Kurumunca belirtildiği, idarenin tıp kurallarına uygun olarak yürüttüğü tespit edilen hizmetten dolayı maddi ve manevi tazminata mahkûm edilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir. Kararın düzeltilmesine yönelik başvurucunun istemi Dairenin 25/6/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Mahkemece 13/11/2015 tarihli karar ile bozma kararına uyulmayarak ısrar kararı verilmiştir. İdarenin temyizi üzerine 16/5/2018 tarihinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) ilamı ile ısrar kararı bozulmuş, kararın düzeltilmesi istemi de yine İDDK'nın 13/5/2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir. İDDK'nın uyulması zorunlu bozma kararı üzerine Mahkemece 17/7/2019 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu 2/8/2019 tarihine bireysel başvuruda bulunmuştur. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırma sonucunda, Mahkemenin davanın reddine yönelik 17/7/2019 tarihli kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 23/3/2021 tarihli kararıyla onandığı ve yargılamanın kararın düzeltilmesi aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan başvurucunun babası S.K. ile annesi R.K. tarafından da uygulanan OPV aşısı nedeniyle oğullarında çocuk felci oluştuğu ve bu nedenle sakat kaldığı iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen 000 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesi istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece 16/7/2014 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiş; bu karar, Dairenin 25/6/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur. Bozma kararı üzerine Mahkemenin 5/9/2016 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiş; bu karar, Dairenin 13/12/2018 tarihli kararı ile onanmıştır. Kararın düzeltilmesi istemi ise Dairenin kapatılması üzerine Danıştay Onuncu Dairesi tarafından incelenmiş ve Danıştay Onuncu Dairesince 1/7/2019 tarihinde karar düzeltme istemi kabul edilerek Mahkeme kararının tekrar bozulmasına hükmedilmiştir. UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararı üzerine Mahkemece 10/10/2019 tarihinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği ve yargılamanın temyiz aşamasında derdest olduğu tespit edilmiştir. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur."