T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/7329 Karar No : 2025/4059 DAVACI : ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. ... DAVANIN_KONUSU : i. 14/09/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik'in; 1- 6. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının, 2- 7. maddesinin 4. fıkrasının, 3- 8. maddesinin 6. fıkrasının, 4- 8. maddesinin 7. fıkrasının (b) bendinin ikinci cüml…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/7329 E. , 2025/4059 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/7329 Karar No : 2025/4059 DAVACI : ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. ... DAVANIN_KONUSU : i. 14/09/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik'in; 1- 6. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının, 2- 7. maddesinin 4. fıkrasının, 3- 8. maddesinin 6. fıkrasının, 4- 8. maddesinin 7. fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesinin, 5- 9. maddesinin 4. fıkrasının, 6- 8. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendinde, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, 10. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 10. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde, 16. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 16. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde ve 21. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde geçen "yabancıyı yükümlülüğe tabi tutan" ibaresinin, 7- 11. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 8- 12. maddesinin, 9- 14. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinin, 10- 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin, 11- 17. maddesinin, 12- 19. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 13- 21. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 14- 20. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "veya idare mahkemesi kararıyla" ibaresinin, 15- 23. maddesinin, iptali, ii. Yönetmelik’in dayanağı olan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun; 1- 57. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesinin, 2- 57. maddesinin 4. fıkrasının 4. cümlesinin, 3- 57/A maddesinin 3. fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması, istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Ehliyet yönünden, Yönetmelik’te açık ve net olmayan birçok husus bulunması nedeniyle hükümlerin uygulanmasında tereddüte düşüleceğinden, kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevlerin tam ve şerefli bir şekilde yerine getirilmesine çalışmak, mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlallerine karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak ve bu konularda he türlü yasal ve idari girişimlerde bulunmakla görevli Türkiye Barolar Birliğinin, dava konusu işlemin iptali konusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu; esas yönünden, Yönetmelik’in kişi özgürlüğü ve güvenliğine, hak arama hürriyetine, mülkiyet hakkına ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, alternatif tedbirlere karşı elektronik izleme maddesi haricinde itiraz ve yargı yolu düzenlenmediği ve bu durumun hak arama hürriyetine aykırı olduğu; Anayasa’ya aykırılık ve 6. maddenin 1. fıkrası yönünden, Yönetmelik’in 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (ç) bentlerinin, sulh ceza hâkimi kararı ile idari gözetimin sonlandırılmasına karar verilmesi hâlinde dahi yabancının alternatif yükümlülüğe tabi tutulacağını düzenlediği; ancak yargı kararı ile idari gözetimin sonlandırılmasının bu tedbire ihtiyaç olmadığının göstergesi mahiyetinde olduğu, bu sebeple alternatif yükümlülük uygulanmasının zorunlu kılınmasının mahkeme kararı hilafına tedbir uygulanması sonucunu doğurması itibarıyla özgürlük ve güvenlik, özel ve aile hayatının korunması, adil yargılanma ilkelerine aykırılık teşkil edeceği ve idari tedbirin bir cezalandırma aracına dönüşmesine sebebiyet verebileceği, alternatif yükümlülüklere ilişkin itiraz ve yargı yolunun açık ve net biçimde düzenlenmemesinin Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen hak arama hürriyetinin sınırlandırılmasına sebep olduğu, yine 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinde geçen “kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” ibaresinin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olarak çok geniş kapsamlı ifadeler olduğu, yürütme organına çok geniş takdir hakkı vermesi sebebi ile Anayasa'nın 13. maddesine de aykırı olduğu; 6. maddenin 4. fıkrası yönünden, Kanun düzenlemesine aykırı olarak ilgili bentlerde belirtilen durumlarda yabancının öncelikle idari gözetim altına alınmasının zorunlu hâl olarak düzenlendiği, Kanun’un 57. maddesinin 2. fıkrasında alternatif yükümlülük konusunda takdir hakkı tanındığı, ayrıca maddenin (b) bendinin; Kanunda öngörülen “beyan esasına”, diğer bentlerin ise “hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, (6458 sayılı Kanun’un 69. maddesinin 2. fıkrasında uluslararası koruma başvurusu yapan yabancının beyanının esas alınacağı düzenlemesine aykırı olduğu) Kanun’un kimlik tespitinde açıkça beyan esasını benimsediği, (c) bendi ise “Yabancının idare ile işbirliği yapmaması,” hâlinde idari gözetim altına alınmasını zorunlu kıldığı; ancak “iş birliği” ibaresinin çok geniş kapsamlı ve yoruma açık olup hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, (ç) bendinde, “Yabancının idari gözetim altına alınmaması durumunda ülkesine geri gönderilemeyecek olması.” hâlinde idari gözetim altına alınmasını zorunlu kılındığı; ancak bu hâlin de hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacağı, Yönetmelik düzenlemelerinin birçoğunun hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; 7. maddenin 4. fıkrası yönünden, alternatif tedbir kararını verme yetkisinin Yönetmelik’in 5. maddesi uyarınca valilikte olduğu anlaşılmakla birlikte, yetkili olan valiliğin; sınır dışı kararı veren mi, idari gözetim kararını veren mi, yabancının farklı bir ilde yakalanması durumunda yakalandığı ildeki mi, yoksa yabancının başka bir ilde bulunan geri gönderme merkezine gönderilmesi hâlinde geri gönderme merkezinin bulunduğu ildeki valinin mi yetkisinde olduğunun anlaşılamaması sebebiyle hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; 8. maddesinin 6. fıkrası ve 9. maddesinin 4. fıkraları yönünden, her iki düzenleme de işlem yapıldığı il ibaresi ile hangi işlemin kastedildiği anlaşılamadığından hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluştuğu; 8. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendinde, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, 10. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 16. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde ve 21. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde geçen “yabancıyı yükümlülüğe tabi tutan” ibaresi yönünden, Yönetmelik’in 5. maddesi uyarınca alternatif yükümlülükler konusundaki yetkinin valiliklerde olduğu, 5. maddenin 2. fıkrası uyarınca il müdürlüklerinin sadece alternatif yükümlülüklerin takibini sağlayacağının düzenlendiği, yabancıyı yükümlülüklere tabi tutma yetkisi il müdürlüklerindeymiş gibi anlaşıldığından hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; 12. maddesi yönünden, maddede geri dönüş danışmanlığının düzenlendiği ancak geri dönüş danışmanlarının kimler olacağı hususunda açıklık bulunmadığı, bu kişilerin Bakanlık bünyesinden bir kişi olması hâlinde yabancı üzerinde bir baskı oluşabileceği, bu konuda Akkad ve Türkiye kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin; gönüllü geri dönüş formunun Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (BMMYK) temsilcisi ya da Türk mevzuatında bahsi geçen bir sivil toplum kuruluşu temsilcisi tarafından imzalanmadığı belirlenerek başvurucunun ülkesine dönmesinin doğruluğunu ortaya koymak için idari makamlara bağlı olmayan bir kimsenin attığı imzanın, Devlet yetkililerinin görevini kötüye kullanmasının önüne göçmek için şekli ve yasal bir güvence olduğunu vurguladığı; Yönetmelik’in 23. maddesinde, “ Bu Yönetmeliğin uygulanmasından doğacak tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir.” düzenlemesinin Yönetmeliklerin kanunların uygulanmasını göstermek amacıyla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın 124. maddesine aykırı olduğu; Yönetmelik’in 8. maddesinin 7. fıkrasının (b) bendinin 2. cümlesi yönünden, hak arama hürriyetini sınırlayıcı bir düzenleme olduğu, idari gözetim altında bulunan yabancının talebine dayanak belgelere ulaşımı mümkün olmayacağından talebin değerlendirilmesi için bu belgelerin aranması hâlinin hak arama hürriyetine aykırı olacağı; Yönetmelik'in 11. maddesinin 4. ve 5. fıkraları yönünden, söz konusu düzenlemelerin işlemin tarafı olmayan üçüncü kişilere yükümlülükler getirdiği, işlemin tarafı olmayan akrabalara yükümlülük yüklendiği ve 4. fıkradaki iş birliği ifadesinin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; Yönetmelik'in 14. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi yönünden, söz konusu düzenlemedeki faiz ödenmeyeceği düzenlemesinin mülkiyet hakkı ihlali olduğu, icra iflas hukuku uyarınca yatırılan teminatların nemalandırılmasının esas olduğu; Yönetmelik'in 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi, 17. maddesi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi, 21. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden, söz konusu maddelerde “elektronik kelepçe” uygulamasının düzenlendiği, ancak elektronik kelepçe uygulamasının adli bir tedbir olup idari tedbir olarak uygulanamayacağı, ülkemizde elektronik izleme tedbirinin 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 15/A maddesinde düzenlendiği ve şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik yöntem ve araçlar ile toplum içinde izlenmesini, gözetim ve denetim altında tutulmasını amaçlayan bir tedbir olduğu, Yönetmelik’te ise bu düzenlemenin, adli işleme konu olmayan, hakkında sınır dışı kararı alınmış olan yabancılara ilişkin olduğu, öte yandan 17. maddenin 3. fıkrasında “elektronik kelepçe” tedbirine karar verme yetkisinin Başkanlığa verildiği; ancak Yönetmelik’in 5. maddesinde alternatif yükümlülüğe karar verme yetkisinin açıkça valiliğe verildiği; Yönetmelik'in 20. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya idare mahkemesi kararıyla" ibaresi yönünden, alternatif yükümlülüklere ilişkin itiraz ve yargı yolunun ne Kanun'da ne de Yönetmelik’te düzenlenmediği, hak arama hürriyetine aykırı bir düzenleme olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Uluslararası hukukta, idari gözetime alternatif tedbir kavramının herkesçe kabul edilmiş evrensel bir tanımının bulunmadığı, bu terimin, genellikle idari gözetime göre temel hak ve özgürlükleri daha az kısıtlayan tedbirleri ve yükümlülükleri kapsadığı, idari gözetime göre daha insani olduğu, idari gözetime alternatif tedbirleri emredici kurallar ile düzenleyen uluslararası bir sözleşme bulunmadığı, buna rağmen, göçmenlere ilişkin uygulanan idari gözetimin özellikle hassas durumda olan bireyler için son çare olması gerektiğini belirten ve devletlerin idari gözetime alternatif tedbirler uygulamasını tavsiye eden uluslararası hukuki belgeler bulunduğu, BM Genel Kurulu A/RES/63/184 sayılı kararında devletleri, göçmenlerin insan haklarına ve onuruna saygı göstermeye ve imkanlar dahilinde idari gözetime alternatif tedbirler uygulamaya çağırdı, düzenlemelerin Anayasa’ya ve 6458 sayılı Kanun’a uygun olduğu; Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının hukuka uygun olduğu, sulh ceza hâkimlerince, yabancıların geri gönderme merkezlerinde sınır dışı işlemi derhal yapılamıyorsa idari gözetim kararının sonlandırılmasına ve kişiye idari yükümlülük yüklenmesinin idarenin takdirine bırakılmasına karar verildiği, savunma ekinde buna ilişkin kararların sunulduğu, bir yükümlülük getirmeksizin geri gönderme merkezlerinden çıkışın sağlanması hâlinde sınır dışı işleminin icrasının da mümkün olamayabileceği; Yönetmelik'in 6. maddesinin 4. fıkrasının hukuka uygun olduğu, 6458 sayılı Kanun’un 69. maddesinin, uluslararası koruma başvuru sahiplerine ilişkin bir düzenleme olduğu, Yönetmelik’in ise hakkında sınır dışı etme kararı alınan düzensiz göçmenleri kapsadığı, yabancı hakkında alınan sınır dışı kararının icra edilebilmesi için uyruğunun ve kimliğinin doğru tespit edilmesinin temel koşul olduğu, gerekli değerlendirmeleri yapma yetkisinin valiliğe bırakıldığı; Yönetmelik'in 7. maddesinin 4. fıkrasının hukuka uygun olduğu, yabancının idari gözetiminin zorunlu olmadığının, idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilerek de takip ve kontrolü ile sınır dışı etme işleminin icra edilebilmesinin mümkün görüldüğünün tespiti hangi valilik tarafından yapılmışsa, idari gözetimi sonlandırmaya da o valiliğin yetkili kılındığı; Yönetmelik'in 8. maddesinin 6. fıkrasının hukuka uygun olduğu, yabancının, hakkında işlem yapıldığı ilde ikamet etme yükümlülüğüne tabi tutulmasının esas olduğu, 9. maddenin 4. fıkrasının da hukuka uygun olduğu, 8. maddenin belirli adreste ikamet etmeyi, 9. maddenin ise bildirimde bulunmayı düzenlediği, söz konusu işlemlerin “yabancının bildirimde bulunma yükümlülüğüne tabi tutulması işlemi” ve “yabancının belirli adreste ikamet etme yükümlülüğüne tabi tutulması işlemi” olduğu; Yönetmelik'in 8. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendinde, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, 10. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 16. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde ve 21. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde geçen “yabancıyı yükümlülüğe tabi tutan” ibaresinin hukuka uygun olduğu, il göç idaresi müdürlüklerinin Göç İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatlanması olarak 5442 sayılı Kanun çerçevesinde valiliklere bağlı şekilde iş ve işlemler yürüttüğü, tüm işlemlerin valilikler adına müdürlükler tarafından yerine getirildiği; Yönetmelik'in 12. maddesinin hukuka uygun olduğu, Göç İdaresi Başkanlığı öncülüğünde Dışişleri Bakanlığı, Türk Kızılay Genel Müdürlüğü ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı paydaşlığında Ulusal Destekli Gönüllü Geri Dönüş Mekanizmasına yönelik protokol imzalandığı, Gönüllü Geri Dönüş Yönetmeliği’nin hazırlanmakta olduğu, geri dönüş danışmanlarının arasında il göç idareleri bünyesinde çalışan göç uzmanlarının, sosyal çalışmacıların ve psikologların bulunduğu, Ekim 2022 tarihi itibarıyla eğitimini tamamlayan toplamda 64 ilden 86 göç uzmanının sertifika sahibi olduğu, geri dönüş danışmanlığında, eşitler arası ilişki kurmaya engel herhangi bir unsur bulunmadığı; Yönetmelik'in 23. maddesi bakımından, Yönetmelik tereddüte yer bırakılmayacak şekilde hazırlanmışsa da Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’e uygun bir düzenleme yapıldığı; Yönetmelik’in 8. maddesinin 7. fıkrasının (b) bendinin 2. cümlesi yönünden, yabancının bu yükümlülüğe başka ilde yerine getirmesi için öncelikle bu yükümlülüğe tabi tutulması gerektiği, bu sırada idari gözetim altında olmasının mümkün olmadığı; Yönetmelik'in 11. maddesinin 4. ve 5. fıkraları yönünden, bu yükümlülüğün uygulanabilmesi için üçüncü kişilerin de buna rıza gösterdiklerine ve yabancının onların yanında kalacağına dair muvafakat vermeleri gerektiği, ilkesel bir düzenleme olduğu, herhangi bir yaptırım öngörülmediği, yabancının bu yükümlülüğü kendi rızası ile istemesi gerektiği, düzenlemenin hukuka uygun olduğu; Yönetmelik'in 14. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi yönünden, teminat yükümlülüğünün Kanun’un 57/A maddesinde düzenlendiği, yabancının ülkeden çıkması durumunda milli bütçeden sınır dışı seyahat masrafı harcanmayacak olup yabancının geri gönderme merkezinde sınır dışı edilene kadar barındırılmasında geçen süre zarfında oluşacak maliyetten tasarruf edileceği; Yönetmelik'in 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi, 17. maddesi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi, 21. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden, elektronik kelepçe en ağır yükümlülük olduğundan Başkanlık bünyesinde yürütülmesinin öngörüldüğü, idari gözetim kararının dahi idarece alındığı, bu kararın da idarece alınabileceği; Yönetmelik'in 20. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin hukuka uygun olduğu, idarenin tüm iş ve işlemlerinin İYUK kapsamında yargı yoluna tabi olduğu, ayrıca belirtilmesinin gerekmediği, elektronik kelepçe yükümlülüğü için yargı yolundan bahsedilmesinin diğer yükümlülüklere yargı yolunun kapalı olduğu anlamına gelmeyeceği, elektronik kelepçenin idari gözetime en yakın yükümlülük olması nedeniyle ayrı bir düzenleme yapıldığı; tüm bu nedenlerle davanın ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği düşnülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren, Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, 14/09/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının, 7. maddesinin 4. fıkrasının, 8. maddesinin 6. fıkrasının, 8. maddesinin 7. fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesinin, 9. maddesinin 4. fıkrasının, 8. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendinde, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, 10. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 10. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde, 16. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, 16. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde ve 21. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde geçen "yabancıyı yükümlülüğe tabi tutan" ibaresinin, 11. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 12. maddesinin, 14. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinin, 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin, 17. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 21. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 20. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "veya idare mahkemesi kararıyla" ibaresinin ve 23. maddesinin iptali ile Yönetmelik’in dayanağı olan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesinin, 57. maddesinin 4. fıkrasının 4. cümlesinin ve 57/A maddesinin 3. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin 05/07/2023 tarih ve E:2022/7329 sayılı kararı ile davacının yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının anılan karara itiraz etmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/01/2024 tarih ve YD İtiraz No:2023/926 sayılı kararı ile davacının bu davada dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Baroların kuruluş ve nitelikleri" 76. maddesinde, Baroların, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş; "Yönetim kurulunun görevleri" başlıklı 95. maddesinin 2. fıkrasının 21. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak, Baro Yönetim Kurulunun başlıca görevleri arasında sayılmış; "Birliğin kuruluş ve nitelikleri" başlıklı 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; "Birliğin görevleri" başlıklı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla da görevli olduğu düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olması sonucunu doğurmamaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları davacının gerçek kişi, tüzel kişi, belde sakini olması gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, kuruluş yasalarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır. Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; yine aynı Kanun'un 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla da görevli olduğu düzenlenmiştir. Dava konusu İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik'in, avukatlık mesleği ile ilgili bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddelerinde barolara ve 110. maddesinde Türkiye Barolar Birliğine verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise barolara ve Türkiye Barolar Birliğine avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel olmayan konularda tek başına dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında, davacı Türkiye Barolar Birliğinin bu davada dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların, avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken, 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanun'un 76. maddesinde değişiklik yapılarak; barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; 1136 sayılı Kanun'un Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesinin 2. fıkrasına, yine 4667 sayılı Kanun ile eklenen 21. bentte de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiş; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla da görevli olduğu düzenlenmiştir. 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan yasal değişiklikten sonra baroların; mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. Gerek anılan Kanun'un 110. maddesinin 17. bendi gerekse baroların üst kuruluşu olması hasebiyle Türkiye Barolar Birliği de bahse konu farklı konuma sahiptir. Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında; Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararını, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, Baronun açtığı başka bir davada 07/04/2005 tarih ve E:2003/417, K:2005/234 sayılı kararıyla; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmakla görevli bulunan Baronun, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile Anayasa'nın eşitlik ilkesinin, kişinin dokunulmazlığı ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı ilkesinin, temel hak ve özgürlüklerin ancak Yasayla sınırlanabileceği ilkesinin ihlal edildiğini, öğrenim özgürlüğünün engellendiğini öne sürerek bakılan davayı açtığı göz önünde bulundurulduğunda, iptalini istediği Yönetmelik hükümleri ile menfaat ilgisinin bulunduğunun açık olduğu gerekçesiyle davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davanın konusuna ve davacının iddialarına bakılması gerekmektedir. Dava konusu 14/09/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda yer alan ve hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancının idari gözetim altına alınması yerine, özgürlüğünü kısıtlamayacak ya da daha az kısıtlayacak şekilde uygulanan idari tedbirler olarak tanımlanan idari gözetime alternatif yükümlülüklere ilişkin hükümlerin uygulanması hakkında usul ve esasları düzenlemekte ve hakkında sınır dışı etme kararı alınan ve idari gözetime alternatif yükümlülüklere tabi tutulan düzensiz göçmenlere ilişkin yürütülecek iş ve işlemleri kapsamaktadır. Dava konusu Yönetmelik'in, kişi özgürlüğü ve güvenliğine, hak arama hürriyetine, mülkiyet hakkına ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla açılan davanın, hukuka aykırılık nedenleri dikkate alındığında, genel kamu yararı ve hukukun üstünlüğü ile ilgili bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, hukukun üstünlüğünü koruma görevi ve yükümlülüğü bulunan davacı Türkiye Barolar Birliğinin, bakılan davayı açmakta subjektif ehliyeti bulunduğundan, işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz. sözleşme //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };