T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/867-2026/247 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4,6) DOSYA NO : 2025/867 Esas KARAR NO : 2026/247 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2025 NUMARASI : 2022/354 Esas-2025/279 Karar (Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Ma…
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/867-2026/247 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4,6) DOSYA NO : 2025/867 Esas KARAR NO : 2026/247 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2025 NUMARASI : 2022/354 Esas-2025/279 Karar (Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/474 Esas Sayılı dosyası) DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 31/03/2026 Taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl Dosyada; Davacı vekili; Müvekkili kurumun İdare Merkezi Sistem Salon Tadilatı İşinin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde davalıya ihale edildiğini, işin yapımı için davalıya 165 gün süre verildiğini, davalının sürede işi tamamlamadığı gibi verilen ek süreye rağmen de işi tamamlamadığını , sağlık mazereti gösterdiğinden 4735 Sayılı Yasanın 17. ve yine Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 47. Maddelerine göre sözleşmesinin feshedildiği, bu nedenle oluşan zarar ve alacaklarından fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 3.464,60 TL gecikme cezasının, 2.966,85 TL kesin teminat güncellemesinin, 1.091,34 TL damga vergisinin, 944,00 TL KİK ilan bedeli, 1.772,69 TL basın ilan kurumu ilan bedeli ve 3.285,56 TL damga vergisi olmak üzere toplam 13.525,04 TL ve BSMV'si 676,25 TL olmak üzere 14.201,29 TL'nin davalının alacağının mahsubundan sonra bakiyesi olan 6.883,14 TL'sinin her bir zarar kaleminin muacceliyeti tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı duruşmadaki beyanında; iddia edildiği gibi sözleşmenin imzalandığını, ancak daha sonra kanser tedavisi görmeye başlayınca işlerini takip etmesi için ... isimli İnşaat Mühendisinin vekil olarak görevlendirildiğini, onlarında bir takım işler yaptıklarını ve her biri 70.000,00 TL'lik 2 adet hakediş düzenlediklerini, bankanın bunu ödediğini ancak daha sonra işin yürümeyeceğini anlayınca sağlık gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, bankaya verdiği bir zararın olmadığını, bankaya verdiği 35.000,00 TL'lik kesin teminatın ve de hakedişlerde yapılan 7.000,00 TL'lik nakdi teminat kesintilerinin bulunduğunu , bankaya borcu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen Ankara 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/474 Esas Sayılı Dosyasında; Davacı vekili; asıl davaya konu eser sözleşmesinin davalının ağır hastalığı nedeniyle 4735 sayılı yasanın 17/c maddesi, Yapım İşleri Şartnamesinin 47. maddesi ve Başkanlık Makamı onayı ile feshedilmesi nedeniyle, eksik işlerin ikmali için ikinci bir ihale yapıldığı ve bu nedenle müvekkilinin 124.839,03 TL ikmal ihalesi nedeniyle zararı oluştuğunu , bu zararın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı duruşma beyanında; iddia edildiği gibi sözleşmenin imzalandığını ancak daha sonra kanser tedavisi görmeye başlayınca işlerini takip etmesi için ... isimli İnşaat Mühendisinin vekil olarak görevlendirildiğini, onlarında bir takım işler yaptıklarını ve her biri 70.000,00 TL'lik 2 adet hakediş düzenlediklerini, bankanın bunu ödediğini, ancak daha sonra işin yürümeyeceğini anlayınca sağlık gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, bankaya verdiği bir zararın olmadığını, bankaya verdiği 35.000,00 TL'lik kesin teminatın ve de hakedişlerde yapılan 7.000,00 TL'lik nakdi teminat kesintilerinin bulunduğunu , bankaya borcu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Asıl dosya bakımından yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olarak 18.02.2016 tarihinde ihalesi yapılan T.C Merkez Bankası A.Ş'.nin İdare Merkezi Sistem Salonu Tadilatı işinin yapımı konusunda 15.04.2016 tarihinde yapım sözleşmesi imzalandığı, işyeri tesliminin 20.04.2016 tarihinde yapıldığı, işin yer teslim tarihinden itibaren 165 günde tamamlanarak 02.10.2016 teslimi kararlaştırılmış ise de davacının davalı yükleniciye işin yapımı sırasında ortaya çıkan zorunlu nedenlerden dolayı 02.10.2016 tarihinden başlamak üzere 38 günlük gecikme cezası uygulanmayan süre uzatımı verilerek işin 09.11.2016 tarihine kadar tamamlanmasını talep ettiği, akabinde işin gecikmesi üzerine yüklenici tarafının uyarıldığı, bu nedenle davalı tarafa 5 Ekim 206 tarih ve 11659 sayılı yazısıyla sözleşme konusu işlerin onaylı revize iş programına göre ilerlemediği belirtilerek söz konusu işlerin 9 Kasım 2016 tarihine kadar tamamlanmaması durumunda gecikme cezası uygulanacağının ihtar edildiği, bu yazıya karşı yüklenici/davalı tarafça düzenlenen 17.10.2016 tarihli yazı ile ağır hastalık nedeni ile işe devam edilemeyeceğinin belirtildiği, akabinde yüklenicinin söz konusu sağlık sorunları ve işi yürütecek vekil tayin edememesi nedeniyle neticeten 20/12/2016 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Gecikme halinde uygulanacak cezalar ve sözleşmenin feshi" başlıklı 25. Maddesi uyarınca, "25.1. Bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanır. Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin (onbinde altı) oranında gecikme cezası uygulanır. İhtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tas fiye edilir. Gecikme cezaları ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın Yükleniciye yapılacak hakediş ödemelerinden kesilir. Bu cezaların hakediş ödemelerinden karşılanmaması halinde, yükleniciden ayrıca tahsilat yapılır, Kısmi kabul öngörülmeyen işlerde işin tamamının bitirilmemesi halinde, günlük gecikme cezası sözleşme bedeli üzerinden alınır. ” hükümlerini içerdiği, ayrıca, sözleşmenin “Sözleşmenin feshine ilişkin şartlar ” başlıklı 26. maddesinin de, feshe ilişkin şartlar ve sözleşmeye ilişkin diğer hususlarda 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi (Ek 11) hükümlerinin uygulanacağını öngördüğü, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun; yüklenicinin ölümü, iflası, ağır hastalığı, tutukluluğu veya mahkümiyeti" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi,“Ağır hastalık, tutukluluk veya özgürlüğü kısıtlayıcı bir cezaya mahkümiyeti nedeni ile yüklenicinin taahhüdünü yerine getirememesi halinde, bu durumun oluşunu izleyen otuz gün içinde yüklenicinin teklif edeceği ve ilgili idarenin kabul edeceği birinin vekil tayin edilmesi koşuluyla taahhüde devam edilebilir. Ancak, yüklenicinin kendi serbest iradesi ile vekil tayin edecek durumda olmaması halinde, yerine ilgililerce aynı süre içinde genel hükümlere göre bir yasal temsilci tayin edilmesi istenebilir. Bu hükümlerin uygulanmaması halinde, sözleşme feshedilerek yasaklama hariç haklarında 20 ve 22 nci maddeye göre işlem yapılır. ” hükmünü ; Bahsi geçen durumlarda (ağır hastalık vs. nedeni ile taahhüdün yerine getirilemediği durumlarda) uygulanacağı öngörülen “İdarenin sözleşmeyi feshetmesi" başlıklı 20. maddesi, "Aşağıda belirtilen hallerde idare sözleşmeyi fesheder: Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtiler ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi, Sözleşmenin uygulanması sırasında yüklenicinin 25 inci maddede sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi, hallerinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı gene! hükümlere göre tasfiye edilir. "hükümlerini içerdiği, Yine, 4735 sayılı Kanunun, 17. maddesinin atfıyla uygulanması öngörülen 22. maddesinin ikinci ve devamındaki fıkralarında; “19, 20 ve 21 inci maddelere göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellenir. Güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı arasındaki fark yükleniciden tahsil edilir. Hak edişlerden kesinti yapılmak suretiyle teminat alınan hallerde, alıkonulan tutar gelir kaydedileceği gibi, sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra yapılmayan iş miktarına isabet eden teminat tutarı da birinci fikra hükmüne göre güncellenerek yükleniciden tahsil edilir. Gelir kaydedilen teminatlar, yüklenicinin borcuna mahsup edilemez hükümlerini içerdiği, Belirlenen sözleşme hükümleri ve yasal mevzuat nazara alındığında davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayalı olduğu buna göre bilirkişi tarafından hesaplanan ve mahkemece verilen ilk karar ile hüküm altına alınan ve davalı tarafça da istinaf edilmeyerek davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturan 6.883,14 TL bakımından davanın kabülüne karar verilmiştir. Birleşen dosyada yapılan değerlendirmede; Mahkemece davacı vekilince delil avansının ikmal edilmemiş olması nedeni ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınamamış ise de, Ankara BAM 31 HD'ne ait 2020/1166 Esas, 2022/345 Karar sayılı ilamında işaret edilen yöntem izlenmek suretiyle, ilk ihalede fesih tarihi itibariyle yapılmayan işlerin oranının belirlendiği, buna göre 1.ihalenin tarihi ve 1. İhale bedeli : 22.03.2016 tarihli onayı ile 577.427,75 TL+KDV olup, 1.ihalenin fesih tarihi ve feshedildiğinde davacının yaptığı iş miktarı fesih hakkedişine göre :141.979.77 TL +KDV olup, 1.ihaleden fesih sonrası kalan iş tutarı :577.427,75-141.979.77 : 435.447,98 TL+KDV olarak belirlendiği, bu bedellerin oranlaması ile kalan iş oranının 435.447,98 TL / 577.427,75 TL : %75,411 kalan iş oranı olarak belirlendiği, akabinde, bu oranın, sözleşmesi feshedilen davalı yükleniciye en yakın düşük teklifi yapan teklif sahibinin teklif ettiği bedele uygulayarak kalan iş bedelinin, teklif sahibinin fiyatlarıyla bedelinin (kaçırılan fırsat) belirlendiği, buna göre 1. İhalede en avantajlı ikinci teklifin 639.600,50 TL+KDV olup, 639.600,50 TL+KDV/ %75,411 ; 482.329,13 TL +KDV (kaçırılan fırsat ) olarak belirlendiği, yerleşik yargısal uygulamalar nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre alınan 28.04.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere 2.ihalenin yapıldığı 09.02.2018 tarihinde en uygun ihale bedelinin 583.480,00 TL +KDV olarak belirlenmiş olduğu, bu bedelin 2.ihale için yapılması gerekli makul süre olan Ocak 2017 tarihine çekilmesi neticesinde 2.ihale bedelinin 520.313,56 TL olacağı, BAM kararı doğrultusunda olması gereken 2.ihale bedeli olan 520.313,56 TL'den kaçırılan fırsat olarak tabir edilen 482.329,13 TL'nin mahsubu ile bakiye 37.984,43 TL zararın olduğu buna 12.153,46 TL masrafın da eklenmesi ile bulunan 50.137,89 TL üzerinden birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin önceki kararında 59.035,04 TL alacağa hükmettiğini, bu karara karşı davalının başvuru yapmadığını, aleyhe hüküm yasağına aykırı olarak daha düşük bedele hükmedildiğini, tasfiye memurunun vekil değil, asil olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, ikmal ihalesinin 1 ayda yapılamayacağını, ikmal ihalesinde yaklaşık maliyetin %58,96 üzerinde teklif geldiğini, ihalenin iptal edildiğini, Kamu İhale Kurumu ilan bedeli ile basın ihale kurumu ilan bedellerinin menfi zarar kapsamında masrafa eklenmesi gerektiğini, ikmal ihalesi bakımından işin birim fiyatlı olmasına rağmen oranlama yapılmasının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece Mahkemesinin 2017/685 Esas-2020/305 Karar sayılı kararının Dairemizin 05/04/2022 tarih, 2020/1166 Esas, 2022/345 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece yeniden karar verilmiştir. 1- Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içerir (HMK m. 297/1-b). Bu kapsamda Dairemizin önceki kaldırma kararında da ifade edildiği üzere, davacının tam ünvanı "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Anonim Şirketi İdare Merkezi" olup kuruluş kanuna aykırı ve karşı tarafı yanıltıcı şeklinde karar başlığına "Türkiye Cumhuriyeti..." şeklinde yazılması doğru görülmemiştir. Davalı yüklenici ...'ün yargılama sırasında 08/10/2021 tarihinde vefat etmesine rağmen infazda tereddüt yaratacak şekilde ölü olduğunun belirtilmemesi, tereke temsilcisinin karar başlığına yazılmaması ve ölü kişi aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- 1086 sayılı HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır. Somut olayda Dairemizin yukarıda belirtilen kaldırma kararına konu ilk derece Mahkemesi kararında birleşen davada davacı lehine 59.035,04 TL alacağa hükmedilmesi ve davalı tarafından o tarihte istinaf kanun yoluna başvurulmamasına göre usuli kazanılmış hak müessesesi kapsamında Mahkemece yeni verilecek kararda bu miktarın altında olmamak üzere alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3- O halde Mahkemece yapılacak işlem; davalı ...'ün veraset ilamının ve terekeye temsilci atama dosyasının ilgili Mahkemeden celbi ile davalının dosyaya yansıyan mirası reddeden çocukları dışında başka mirasçısı olup olmadığının denetlenmesi, kabule göre de yukarıda anlatıldığı üzere usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak HMK'nın 297. maddesine uygun olarak karar verilmesinden ibaret olacaktır. Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/04/2025 tarih ve 2022/354 Esas-2025/279 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4,6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Asıl ve birleşen dosyalarda davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 5-Asıl ve birleşen dosyalarda davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ✍e-imzalıdır Üye ✍e-imzalıdır Üye ✍e-imzalıdır Katip ✍e-imzalıdır