11. Ceza Dairesi 2019/10784 E. , 2023/6294 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/20 E., 2015/616 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir …
**11. Ceza Dairesi 2019/10784 E. , 2023/6294 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/20 E., 2015/616 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2015/20 Esas, 2015/616 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyizi; yeterli delil olmadığına, imza incelemesi yapılmadığına, teşhis tutanağının gerçeği yansıtmadığına, bu nedenle mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, 30.05.2013 ve 05.07.2013 tarihlerinde 48 KJ 770 plakalı araçla, 28.10.2013 tarihinde ise 23 EN 301 plakalı araçla seyir halinde iken katılanın kimlik bilgileri ile düzenlenmiş ancak kendi fotoğrafı olan sürücü belgesini kullanarak trafik idari para cezası tutanakları düzenlenmesine sebebiyet verdiği iddiası ile hakkında üzerine atılı suçlardan kamu davası açılmıştır. 2. Ayırma kararı verilen ve onaylı örnekleri dosya arasında olan katılan adına sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesine sebebiyet vermesi eylemi ile ilgili olarak da abonelik sözleşmelerini yine sahte sürücü belgesi ibraz ederek düzenlettirdiği, ayırma kararı verilen dosyadaki tanıkların sanığın, sahte sürücü belgesini kullanarak abonelik sözleşmesi düzenlettiren kişi olduğunu teşhis ettikleri, dosyadaki bilirkişi incelemesi ile de abonelik sözleşmelerindeki imzaların sanığın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. 3. Sanık savunmalarında, suçlamaları kabul etmediğini, katılanı tanımadığını, sürücü belgesini sahte olarak düzenlemediğini, fotoğrafının şahısların eline nasıl geçtiğini bilmediğini, araçları kullanan kişinin kendisi olmadığını beyan etmiştir. 4. 48 KJ 770 plakalı aracın sahibi olan tanık, 06.01.2014 tarihli polis tutanağına göre, sanığı tanıdığını, aracını kullanması için ona verdiğini, ancak sahte ehliyetten haberdar olmadığını beyan etmiş, 23 EN 301 plakalı araç sahibi olan tanık ve onun beyanlarına göre ulaşılan diğer tanıklardan V.K, araçta sanığın da bulunduğunu, yolculuk yaparken araçta bulunan kişilerin sırayla aracı kullandıklarını belirtmiştir. 5. Mahkemece, sürücü belgesinin düzenlenmesine ilişin Milas Trafik Tescil Şube Büro Müdürlüğü'nden evrak istenmiş ve dosya arasına onaylı örnekleri eklenmiştir. 6. Mahkemece, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin bilirkişi raporları, sanık savunmaları ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Dosya arasına, Milas Trafik Tescil Şube Büro Müdürlüğü'nden katılan adına düzenlenen sürücü belgesinin düzenlenmesine ilişkin getirtilen evrak fotokopileri incelendiğinde, her ne kadar mahkemenin gerekçeli kararında belgelerdeki fotoğrafın sanığa ait olduğu belirtilmiş ise de; sanığın teşhise elverişli olan ve dosya arasında bulunan fotoğrafları ile belgelerdeki fotoğrafların birbirine benzemediğinin görüldüğü, bu nedenle Milas Trafik Tescil Şube Büro Müdürlüğü tarafından düzenlenen sürücü belgesindeki fotoğrafın katılana ait olup olmadığı, söz konusu belgenin gerçek belgelerle katılan adına çıkarılan gerçek sürücü belgesi mi yoksa sahte dayanak belgelerle Milas Trafik Tescil Şube Büro Müdürlüğü'nden düzenlettirilen sahte sürücü belgesi mi olduğunun anlaşılamadığı görülmekle maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; Milas Trafik Tescil Şube Büro Müdürlüğü'nden getirtilen evrak üzerindeki fotoğrafların ve belgelerdeki imzaların katılana ait olup olmadığının sorulması, katılana ait olması halinde, sanık tarafından fotoğraf tahrifatı yapılarak elde edilen belge aslının araştırılması, belgenin bulunması halinde duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliğinin olup olmadığının belirlenmesi, aslının ele geçirilememesi halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakın aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği, fiili iğfalin aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edildiğinden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, trafik idari para cezası tutanakları bakımından ise; sanığın suçlamaları kabul etmemesi karşısında, belge asılları üzerinde katılan adına atılan imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda uzman bir kurum ve kuruluştan rapor aldırılması ve imzaların sanığın eli ürünü çıkması halinde eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen, 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 nci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında bu düzenlemelerde göz önüne alınarak zincirleme şekilde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2015/20 Esas, 2015/616 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi.