Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/2668 E. , 2024/16565 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2668 Karar No : 2024/16565 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurulu Başkanlığı /... VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava ko
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/2668 E. , 2024/16565 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2668 Karar No : 2024/16565 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurulu Başkanlığı /... VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Bölümü ... Anabilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararında; davacının eşi S.Y.Y.'ye isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası ile ceza kovuşturması yürütüldüğü, anılan şahıs hakkında kızının FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında kapatılan Özel Osmanbey İlkokulu'nda 2012-2015 yılları arasında eğitim gördüğü, telefonunda FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında kapatılan Kimse Yok mu Derneğine ait farklı tarih ve saatlerde gönderilen 6 adet SMS'in bulunduğu, yine telefonunda farklı haber ve internet erişimi yapılan site adreslerinin yanısıra FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organlarından olan mobil.zaman gazetesine ait 18/12/2015 tarihli, bugün.com.tr adresine ait 14/08/2016 tarihli, meydangazetesi.com.tr adresine 04/09/2015 tarihli, rotahaber.com.tr adresine 13/08/2015 tarihli erişim bulunduğu, TV sehpasının altında 39 farklı marka ve modellerde CD ve DVD, 1 adet kaset, 1 adet Tebliğ Ufkunda Hz. Peygamberimize (S.A.V) Bağlılık (M.Fetullah Gülen) ibareli CD, 1 adet (M.Fetullah Gülen) Peygamberimizin (S.A.V.) Tebliğ Metodu Hutbeler ibareli CD, TV sehpasının altındaki aynı yerde Barışın Şiirleri isimli şiirlerin bulunduğu, M.Fetullah Gülen'in şiirlerini besteledi ve yorumladı isimli broşür, Nil TV yayında ibareli iki yüzünde yazı yazılı broşürün ele geçirildiği ve eşinin yaptığı Whatsapp görüşmelerinin olduğu iddiaları ile dava açıldığı ancak Mahkemece yürütülen ceza yargılaması neticesinde "hakimlik mesleğinden ihraç edilen sanık hakkında bylock ya da terör örgütünün kullandığı bilgisayar ya da telefon programlarına ilişkin yargılama sırasında herhangi bir tespit yapılamadığı, elde edilen dijital materyallerde suç unsuruna rastlanmadığı, dinlenen tanıkların sanığın FETÖ örgütü ile bağlantılı olduğuna dair bir beyanlarının olmadığı, çocuklarının eğitim gördüğü okulların örgütsel bağlantıyı gösterir delil olmadığı, başka haber siteleri yanında terör örgütüne ait internet haber sitelerine de bir iki kez giriş yapmasının yasak nitelikte olmadığı, evinde bulunan 2 adet CD'nin çocuklarının okulundan verilmiş olabileceği niteliğindeki savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, Whatsapp grubunda yapılan görüşmelerin sanığın tutuklanmasından sonra eşi tarafından adliyedeki diğer kişilerle eşinin masum inancıyla yaptığı yorumlara ilişkin olduğu ve sanık tarafından yapılmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, açıklanan tüm bu hususların sanık için sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği" gerekçesiyle beraatine karar verildiği, davacı hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... sayılı dosyası ile başlatılan ceza soruşturmasında da "çocuklarını örgüte müzahir okullara göndermek dışında delil elde edilemediği" gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı "soruşturmaya yer olmadığına dair karar"ın verildiği, davacı hakkında davalı idarece yürütülen soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler ile soruşturma sırasında alınan tanık ifadelerinin incelenmesinden, tanık O.G.'nin davacının Y.G.'nin oluşturduğu araştırma grubunda yer alması nedeniyle terör örgütü ile bağlantısı olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, tanık A.Ç.E.'nin davacının eşinin bu yapılanmada üst derece bir konumda olduğunu, olduramayacağı hiçbir işinin olmadığını ifade ettiğini, eski yöneticiler döneminde davacının ayrıcalıklar yaşadığını, 17-25 Aralık sürecinden sonra "Şeytan diyor ki çek bütün paranı, yatır Bankasya'ya" şeklindeki ifadesine tanık olduğunu beyan ettiği, tanık H.T.'nin ise davacının eşinin tutuklanmasından sonra yapılan işlemlerin ne kadar yanlış olduğunu konuştuğunu ve bu nedenle "Fetöcü" olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ve eşi hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldığı, davacının eşinin hakimlik mesleğinden ihraç edildiği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ise silahlı terör örgütü ile sempati ve iltisak düzeyini aşan örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilebilecek delil elde edilemediğinden beraat kararı verildiği, ancak anılan kararda da "sempati ve iltisak düzeyinde" bir bağın varlığına işaret edildiği, bu durumda, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu, davacının eşi hakkında yürütülen ceza yargılaması sırasında elde edilen ifade, bilgi ve belgeler ile diğer bilgi ve belgeler kapsamında davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğunun değerlendirildiği, yürüttüğü kamu hizmetinin eğitim ve öğretim faaliyetleri açısından önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti dikkate alındığında, davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince eşinin durumunun aleyhine değerlendirilemeyeceği, aleyhinde beyanda bulunan tanık A.Ç.E. ile savcılığa yansıyan husumetinin bulunduğu, aleyhinde beyanda bulunan diğer iki tanığın ise soyut kanaatlerini bildirdikleri, FETÖ terör örgütü ile kendisinin ya da eşinin iltisak ya da irtibatı bulunmadığı, çocuklarının iyi bir eğitim alması için gönderdiği okulun kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe oluşturamayacağı, usulüne uygun şekilde savunmasının alınmadığı, idarenin takdir hakkının yerinde kullanılmadığı iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından; davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(d) maddesinde; 11/10/1983 tarih ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personelin, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2020/86 sayılı kararıyla "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi iptal edilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;... 7) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; ... kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(d) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü... Anabilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapan davacı, 375 sayıılı KHK'nin Geçici 35/B. maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan başlatılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve İhbar No:..., Karar No:... sayılı kararı ile soruşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de; bu değerlendirmenin dayanaklarının yargılama esnasında davalı idarece dosyaya sunulmadığı gibi hem İdare Mahkemesince hem de Bölge İdare mahkemesince yeterli araştırma yapılmayarak karar verildiği görülmüştür. Bu nedenlerle, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken varsa davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Bununla birlikte, dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen idari soruşturma dosyasında davacı aleyhinde tanık beyanı bulunan A.Ç.E. ile davacı arasında yaşanan husumet ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyası kapsamında davacı tarafından şikayette bulunulduğuna dair davacının iddiasına yönelik Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşıldığından, belirtilen hususlara yönelik araştırma yapılarak, elde edilecek bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünden verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Konya Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun ...tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmekte iken eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozulması gerektiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.