DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1211 E. , 2024/2473 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1211 Karar No : 2024/2473 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/01/2024 tarih ve E:2023/9339, K:2024/88 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyize…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1211 E. , 2024/2473 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1211 Karar No : 2024/2473 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/01/2024 tarih ve E:2023/9339, K:2024/88 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 14/04/2021 tarih ve 6638 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve buna bağlı olarak 27/04/2021 tarihinde yayımlanan ilave ek tedbirlere dair Genelge'de 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan tam kapanma döneminde alınacak tedbirler kapsamında alkollü içki satışı yapan iş yerlerinin faaliyetleri ile alkollü içki satışının yasaklanması olarak yorumlanan ilgili maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/01/2024 tarih ve E:2023/9339, K:2024/88 sayılı kararıyla; Davanın, 14/04/2021 tarih ve 6638 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve buna bağlı olarak 27/04/2021 tarihinde yayımlanan ilave ek tedbirlere dair Genelge'de 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan tam kapanma döneminde alınacak tedbirler kapsamında alkollü içki satışı yapan iş yerlerinin faaliyetleri ile alkollü içki satışının yasaklanması olarak yorumlanan ilgili maddesinin iptali istemiyle açıldığı, Dava açıldıktan sonra, alkollü içki satışının yasaklanmasına ilişkin dava konusu uygulamanın davalı idare tarafından 17/05/2021 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığı, Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 413,70-TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 34.200,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu Genelge'nin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşullarından birinin de idarenin hareket alanının önceden bilinebilir olması olduğu, hukuki güvenlik ilkesi gereğince devletin faaliyetlerinin öngörülebilir ve belirli olması gerektiği, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin yasal olması zorunluluğunu ifade eden kanuni idare ilkesine uygunluğun, tüm idari işlemlerin hukuki geçerlilik şartı olduğu, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu yönüyle söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği, davalı İçişleri Bakanlığının çıkarmış olduğu Genelge'nin yasama organının görev alanına giren bir işlem tesis etmesi nedeni ile fonksiyon gasbına neden olduğu, alkollü içki satışına getirilen bu yasaklama hususunda geçerli bir sebep ve amacın ortaya konulamadığı, toplumu kutuplaştırarak seçmen ve kitle tabanı oluşturma stratejisinin parçası olarak alkollü içki satışına yasak getirilmek istendiği, uygulama dönemine ilişkin olarak söz konusu Genelge'nin etkilerinin devam ettiği, bu yönüyle davanın konusuz kalmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir edeceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılmaksızın konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Daire kararının aleyhlerine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanına yönelik uyulması gereken kurallar ve önlemlerin alınması gerektiği gerekçesi ile 12/04/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, ülke genelini kapsayacak iki haftalık kısmi kapanmaya yönelik olarak Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda 14/04/2021 tarih ve 6638 sayılı İçişleri Bakanlığı "Kısmi Kapanma Tedbirleri" Genelgesi yürürlüğe konmuş, daha sonrasında ise 27/04/2021 tarihinde yayımlanan ilave ek tedbirlere dair Genelge ile 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan tam kapanma döneminde alınacak ilave tedbirlere yer verilmiş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biridir. Şu kadar ki, yargısal denetim resen yapılan bir denetim olmayıp, usulüne uygun bir başvuru koşuluna bağlıdır. Bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için, iptali istenilen idari işlem ile davacının bir menfaat ilişkisinin bulunması yeterli görülmekte olup; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, dava açmaya yetecek bir menfaat ilişkisinden söz edilebilmesi için bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedirler. Dava konusu düzenlemenin Koronavirüs salgını sürecine ilişkin olarak tesis edildiği ve salgının yayılmasının engellenmesine yönelik birtakım tedbirler içerdiği, Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirlerin salgının sona ermesi ile birlikte ortadan kalktığı/kaldırıldığı (tedbirlerin süreli olması halinde kendiliğinden, süreli olmaması halinde ise salgının sona ermesi ile) anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, söz konusu düzenlemelerin daha tesis edilirken dahi belirli bir süre veya salgın süresince uygulanıp salgının sona ermesi ile ortadan kalkacağı/kaldırılacağı açık olduğundan, bu nitelikteki düzenlemelerin dava açıldıktan sonra sona ermesi halinde davanın konusuz kaldığını söylemek mümkün değildir. Aksi bir yorum, belirli bir süre uygulanarak yürürlükte kalan ve kişiler üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran düzenlemelerin hukuki denetim dışında bırakılması anlamına gelecektir ki, bu durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır. Bu nedenle, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak ve davacının iddiaları gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik Daire kararı bozulduğundan ve Dairesince işin esası hakkında yeniden bir karar verileceğinden davalı idarenin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 09/01/2024 tarih ve E:2023/9339, K:2024/88 sayılı kararının BOZULMASINA, 2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 3. Kesin olarak, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı dışında kalan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın haklılık tespiti yapılmaksızın yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ilişkin bölümü dışında kalan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.