8. Hukuk Dairesi 2023/1818 E. , 2024/6879 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1943 E., 2022/1479 K. DAVA TARİHİ : 26.02.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2022/180 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın asıl ve birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın tara
**8. Hukuk Dairesi 2023/1818 E. , 2024/6879 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1943 E., 2022/1479 K. DAVA TARİHİ : 26.02.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2022/180 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın asıl ve birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 8197 ada içerisinde bulunan ve yargılama sırasında göstereceği yerin kullanıcısı olduğunu, taşınmazın içinde 2 adet evinin, elektrik ve su aboneliklerinin bulunduğunu, bu yeri 20 yılı aşkın süredir kullandığını ileri sürerek; adına yazılan 8197 ada 186 nolu parselin bitişiğinde olan dava konusu yerin kullanıcısı olarak adına yazılmasını talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacılar vekili; 8197 ada 36 parselde kendilerine ait su basmanı bulunduğunu, bunlardan birisinin davacı ...'e, diğerinin ise ...'a ait olduğunu, yine taşınmazda zeytin ve andız ağaçları ile birlikte nar, şeftali ve incir ağacınında mevcut olduğunu, davacıların taşınmazı 20 yılı aşkın bir süredir kullandıklarını ekip biçtiklerini, ayrıca 185 ve 375 nolu parsel ve devamını kapsayan yolun hatalı olduğunu, bu husussa ilişkin İdare Mahkemesine dava açıldığını ileri sürerek çekişme konusu 8197 ada 375 parsel ve 8197 ada 36 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan müvekkillerine ait zilyet edilen alanların ve muhtesatların tespiti ile ilgili parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesine davacıların fiili kullanıcı olduğunun tespiti ve şerh edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporunda 375 numaralı parsel sınırları içerisinde kalan (B) harfi ile gösterilen 49,71 m² lik kısmın, Kanun'un yürürlük tarihinin öncesinde imar ihya edildiği, kullanıma uygun hale getirildiği, mahalli bilirkişi beyanlarının uzun yıllardır davacı ... tarafından kullanıldığı yönünde olduğu, yine 375 numaralı parsel sınırları içerisinde kalan, birleşen dosya davacılarınca talep edilen ve bilirkişi raporunda (A1) ile gösterilen 101,92 m² lik kısmın, Kanun'un yürürlük tarihinden daha öncesinde ekonomik amaca uygun kullanılan yerlerden olduğu, bitişiğindeki (B) ile bir bütün olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişi beyanlarının davacılar Süleyman ve ... tarafından kullanıldığı yönünde olduğu, yine bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1283,48 m2 lik kısım ile (B1) harfi ile gösterilen 1528,38 m² lik kısım yönünden; belirtilen bu kısımların imar yolunda kaldığı, sınırlandırma ve tespit yapılmadığı, kadastro tutanağı düzenlenmemiş taşınmaz olduğu anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun'un 26/4 üncü maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu dolayısıyla görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermek gerektiği belirtilmek suretiyle bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 49,71 m2lik kısım yönünden davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1283,48 m2lik kısım yönünden görevsizlik nedeniyle reddine, birleşen dosya davacılarının davasının bilirkişi raporunda (A1) harfiyle gösterilen 101,92 m2lik kısım yönünden davasının kabulüne, yine bilirkişi raporunda (B1) harfiyle gösterile 1528,38 m2lik kısım yönünden görevsizlik nedeniyle reddine, çekişme konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 375 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesi göre yapılan kadastro tespitin iptaline, ''... taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi kapsamında Hazinesi adına orman sayılmayan alanda kalmaktadır. Bu parselin 22.06.2022 tarihli fen bilirkişi ek rapor ve krokisinde; B=49,71 m2 ile gösterilen kısım ... T.C. kimlik numaralı ... (T.C. kimlik no:...) kullanımındadır, A1=101,92 m2 ile gösterilen kısmı ... (T.C. kimlik no:...) ile ...'in (T.C. kimlik no:...) müşterek kullanımındadır C=1500,27 m2 ile gösterilen kısmı yol olarak kullanılmaktadır." şerhi yazılarak kadastro tutanağındaki nitelik ve yüzölçümü aynen korunmak üzere Hazine adına Tapuya Kayıt ve Tesciline..'' karar verilmiş; hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; ''..Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 2017 yılında yapılan davaya konu söz konusu kullanım kadastrosu çalışması sonucunda dava konusu taşınmazların bir kısmının içerisinde bulunduğu 8197 ada 375 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi kapsamında Hazine adına orman sayılmayan alanda kalmaktadır. Bu parsel yol olarak kullanılmaktadır" şerhi verilerek Hazine adına tespit edildiği; askı ilan süresi içerisinde eldeki davalar açıldığından tespitin kesinleşmediği anlaşılmaktadır. HMK 355/1 inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre; ana davada dava konusu olan ve (B) harfiyle gösterilen 49,71 m² lik yer ile birleşen davada dava konusu olan ve (A1) ile gösterilen 101,92 m² lik kısımların Kanun'un aradığı tarih ve öncesinde her bir dosya davacılarının kullanımında olduğu belirlenerek bu kısımlar yönünden her iki davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu; ana davada dava konusu olan ve (A) harfiyle gösterilen 1283,48 m² lik kısım ile birleşen davada dava konusu olan gösterilen ve (B1) ile gösterilen 1528,38 m² lik kısım hakkındaki davaların ise, kadastro mahkemesinin zaman bakımından görevini düzenleyen 3402 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine göre kadastro mahkemesi askı ilan tarihleri arasında açılan davalara bakmakla görevli olup, kadastro mahkemesinin görev ve yetkisi, her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günden başlayıp taşınmaza ait tutanağın hukukça kabul edilen usule uygun olarak kesinleştiği güne kadar devam edeceğinden, bu kısımlar ise 8197 ada 375 parsel sayılı taşınmaz sınırları dışında ve hakkında kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenmeyen yerlerde kaldıkları için kadastro mahkemesinin görevinde olmayıp bu kısımlar hakkındaki davanın Kanun gereğince genel mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesinde görülmesi zorunlu bulunduğundan, İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinde usul ve Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine..'' karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ... vekili, davalı ... vekili, Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacı ..., ...'tan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.