7. Ceza Dairesi 2022/4012 E. , 2023/8563 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2021/1029 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ... SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, kaçak olmayan eşyanın iadesi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düşme, kısmî bozma Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıy…
**7. Ceza Dairesi 2022/4012 E. , 2023/8563 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2021/1029 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ... SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, kaçak olmayan eşyanın iadesi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düşme, kısmî bozma Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2013/252 Esas, 2015/558 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında neticeten; hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 3.320,00 TL adlî para cezasına, sanık hakkında neticeten; hapis cezasından çevrili 4.500,00 TL ve doğrudan hükmedilen 5.000,00 TL adlî para cezasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve kaçak olmayan eşyanın iadesine karar verilmiştir. 2.İşbu kararın sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri tarafından temyizi üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7242 sayılı Kanun'un 61 inci ve 62 nci maddeleri ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde sanık ve suça sürüklenen çocuk lehine hükümler içeren değişikliklerin yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle Mahkemesine iade edilmiştir. 3.İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/96 Esas, 2021/1029 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında neticeten; hapis cezasından çevrili 2.500,00 TL ve doğrudan hükmedilen 1.320,00 TL adlî para cezasına, sanık hakkında neticeten; hapis cezasından çevrili 3.740,00 TL ve doğrudan hükmedilen 2.500,00 TL adlî para cezasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve kaçak olmayan eşyanın iadesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; suç işleme kastı ile hareket etmediğine, hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanması gerektiğine, re'sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık müdafiin temyiz sebepleri; toplanması talep edilen delillerin davanın sonucunu etkileyeceği gözetilmeden savunma hakkının kısıtlanmış olduğuna, atılı suçun işlendiğine dair somut delilin bulunmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmamış olmasına, Yargıtay bozmasına karşı diyeceklerin sorulmamasına, dosyaya sunulan belgeler ışığında yeniden bilirkişi raporu aldırılarak yeniden hesaplanacak kamu zararının sanık tarafından giderilip giderilmeyeceğinin sorulmamasına, son celsede mazeretli olunduğu hâlde müdafii dinlenilmeden karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Kimliğini belirtmeyen bir şahıs tarafından adresi verilen bir apartman dairesinde telefon kaçakçılığı yapıldığının ihbar edilmesi üzerine Mahkemeden alınan arama kararına istinaden herhangi bir vergi levhası bulunmayan ve sanık tarafından kullanılan yerde yapılan aramada; 200 adet cep telefonu kulaklığı, 200 adet usb kablosu, 300 adet cep telefonu camı, 700 adet cep telefonu bataryası ve 200 adet muhtelif marka ve modellerde cep telefonu ele geçirildiği, telefonların bir kısmının arama esnasında suça konu yere gelen suça sürüklenen çocuktan elde edildiği anlaşılmıştır. 2.Sanık savunmasında; ikinci el telefon satışı ve bakımını yaptığını, ayrıca cep telefonu aksesuarı sattığını, ele geçirilen 150 adet telefonun kendisine ait olduğunu, bu telefonların arızalı olduğunu ve onarıldıktan sonra ikinci el olarak satılmak üzere müşterilerden satın alındığını, bu nedenle faturaları olmadığını, diğer cep telefonu aksesuarlarının faturası olduğunu, suça sürüklenen çocuktan ele geçirilen 50 adet telefonun kendisine ait olmadığını, iş yerini yeni açtığı için henüz vergi dairesine başvurmadığını, iş yeri adına bastırılmış bir fatura veya belge bulunmadığını beyan etmiştir. 3.Suça sürüklenen çocuğun Cumhuriyet savcılığınca alınan ifadesinde, sanığın telefon satışı yaptığını ve yanında çalıştığını, sanığın talimatıyla telefonları tanımadığı bir kimseden teslim aldığını beyan etmiştir. 4.Kaçakçılık uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen 23.09.2013 hâkim havale tarihli raporda; ele geçirilen eşyaların yabancı menşeili oldukları, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'ndan alınan cevabi yazıya istinaden cep telefonlarının kayıt dışı oldukları, ibraz edilen faturada eşyaların marka ve modeli belirtilmediğinden faturanın ele geçirilen eşyayı temsil ettiğine dair kanaate ulaşılamadığı ve gümrüklenmiş değerin 45.849,00 TL olduğu belirtilmiştir. 5.Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 11.02.2014 tarihli raporda; sanık tarafından ibraz edilen faturada suça konu eşyaların cins ve markaları gözetildiğinde, kulaklık, batarya ve usb kablonun faturada belirtilen ürünlerle örtüştüğü, sanık tarafından ibraz edilen faturanın zincirleme menşei araştırması sonucunda faturaların ticari defterlere işlenmiş oldukları, eşyaların kanuni yollardan yurda ithal edildiği, cep telefonu ve telefon camlarına ilişkin dosya kapsamında bir belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir. 6.Sanık tarafından ibraz edilen faturada, herhangi bir marka ismine yer verilmediği görülmüştür. IV. GEREKÇE A. Sanık Müdafiin, Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; 1.Sanığın iş yeri olarak kullandığı apartman dairesinde Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 200 adet cep telefonu, 200 adet cep telefonu kulaklığı, 200 adet usb kablosu, 300 adet cep telefonu camı, 700 adet cep telefonu bataryası ele geçirilmiş olması, sanığın savunmasında iş yerindeki telefon ve aksesuarlarını sattığını ikrar etmesi, kaçak ve yabancı menşeili olduğu bilirkişi raporuyla sabit görülen telefon ve telefon camlarına ilişkin fatura sunulamamış olması, telefon tamir işi ile uğraşan sanığın mesleği gereği telefonların kaçak olduğunu basit biçimde anlayabilmesinin mümkün olması karşısında sanığın sübuta eren eylemine istinaden kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Suça konu kaçak eşyanın bilirkişi raporuna göre tespit edilen 39.085,00 TL gümrüklenmiş değerinin, suç tarihi olan 2011 yılı itibarıyla normal değerde olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7242 sayılı Kanun'un 61 inci ve 62 nci maddeleri ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde sanık ve suça sürüklenen çocuk lehine hükümler içeren değişikliklerin yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle Mahkemesine iade edilmiş olup, sanığın talimat duruşmasına iştirak etmemesi nedeniyle iade yazısının yüzüne okunamadığı ve iade yazısının lehe değişiklik içerdiği anlaşıldığından Yargıtay bozmasına karşı diyeceklerin sorulmadığına ilişkin temyiz sebebi reddedilerek hükümde bu yönüyle isabetsizlik görülmemiştir. 4.Sanık ve müdafii tarafından dosyaya sunulan sipariş fişlerine göre telefonların tamiri yapılmak üzere teslim edildiği savunulmuş ise de, sanığın 12.10.2012 tarihli savunmasında ele geçirilen telefonları onarıp satmak üzere satın aldığını ve ele geçirilen 150 adet telefonun kendisine ait olduğunu beyan etmekle suçunu ikrar etmesi, telefon tamiri yapan sanığın basit biçimde telefonların kaçak olduğunu anlayabilecek kapasitede olması, cep telefonlarında müşterilere ilişkin ayırt edici bilgi bulunmaması karşısında telefonları tamir için bıraktığı iddia edilen kişilerin dinlenilmesi ve sair delillerin toplanmadığından savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz sebebi reddedilerek hükümde bu yönüyle hukuka aykırılığa rastlanmamıştır. 5.Suça sürüklenen çocuğun Cumhuriyet savcılığındaki ifadesine göre yanında çalıştığı sanığa tanımadığı bir kimseden kaçak telefon getirdiği esnada görevlilerce arama yapılması ve arama sonucunda iş yerinden kaçak eşyalar ele geçirilmesi karşısında ele geçirilen kaçak tüm eşyaya yönelik 23.09.2013 hâkim havale tarihli raporda suçtan doğan zararın hatalı hesaplandığına dair bir bulguya rastlanmamış olup yeniden bilirkişi raporu alınmasına ve hesaplanacak yeni zarar miktarının karşılanıp karşılanılmayacağının sorulmamasına dair temyiz sebebi reddedilerek hükümde bu yönüyle isabetsizlik bulunmamıştır. 6.Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre suçtan doğan zararın sanık tarafından bilindiği sabit görülüp zararın karşılanmadığı anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmamasına dayanan temyiz sebebi reddedilerek hükümde bu yönüyle isabetsizliğe rastlanmamıştır. 7.Başka bir yer Mahkeme çevresinde ikâmet eden sanığa talimat mahkemesi tarafından usulüne uygun biçimde yokluğunda yargılama yapılabileceğine ilişkin şerh içeren duruşma davetiyesi çıkartılmış olup sanığın duruşmaya katılmamış olması, sanık müdafiin mazeretini belgelendirmemiş oluşu, ayrıntılı savunmaların daha önce yapılması ve dosyanın geldiği aşama itibarıyla duruşma tarihinin mazerete istinaden ertelenmesinde hukuki yarar bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın ve sanık müdafiin son savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığına dair temyiz sebebi reddedilerek hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. 8.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiin, Suça Sürüklenen Çocuk Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suç için öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre davanın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı maddenin ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıl 4 aylık olağan, 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu tespit edilmiştir. Zamanaşımını kesen son işlem olan suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar verildiği 29.12.2015 tarihi ile hüküm tarihi arasında 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık Müdafiin, Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/96 Esas, 2021/1029 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiin, Suça Sürüklenen Çocuk Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.