3. Ceza Dairesi 2024/19318 E. , 2025/7879 K. İNCELENEN KARARIN; İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.12.2022 tarihli ve 2021/5028 - 2022/9853 sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşün…
**3. Ceza Dairesi 2024/19318 E. , 2025/7879 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.12.2022 tarihli ve 2021/5028 - 2022/9853 sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Bir kısım sanıklar ile müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK'nın 299. maddesi gereğince takdiren REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; HUKUKİ AÇIKLAMALAR: Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasa'yı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Bağlayıcı emrin yerine getirilmesi kapsamında astların hukuki sorumluluğu: Ayrıntılarına Dairenin 09.12.2019 tarih ve 2019/6765 Esas - 2019/8453 sayılı kararında açıklandığı üzere: 5237 sayılı TCK'nın benimsediği suç teorisine göre: tipe uygun ve hukuka aykırı fiil, failin kusurlu olması halinde ceza yaptırımı uygulanmasını gerektirir. Her ceza hukuku normu, temelde bir hakkı/bir değeri korur. Bu nedenle ceza hukuku normlarının belirlediği davranış modellerine aykırı düşen her fiil haksızlık içermektedir. Kast suçun subjektif unsurunu, kusur ise iradenin oluşum süreci ile ilgili olarak, failin işlediği hukuka aykırı fiilden dolayı kınanabilirliğine ilişkin bir değer yargısını ifade etmektedir. Kınanabilirlik, failin hukuka uygun davranmak, haksızlık yapmamak imkan ve yeteneği varken, hukuka aykırı davranması, haksızlığı tercih/irtikap etmesi halidir. İnsan ... iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle, haklı olan bir davranışla haksızlık arasında bir tercih yapma veya haklı olan davranış lehine karar verme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme, hukuk düzenin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğini haizdir. Kusur yargısının temelini oluşturan insanın irade özgürlüğü ise, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranışları ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve ... iradesiyle haksız olan bir davranışı tercih ediyor ise kusurludur. Şu halde kasten işlenmiş, tipe uygun/haksızlık içeren fiil, olayda bir hukuka uygunluk sebebi varsa suç teşkil etmeyecek, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep varsa, suç oluşturmasına rağmen yaptırıma tabi tutulamayacaktır. Hukuka aykırılık genel bir ifadeyle, hukuka (hakka) karşı gelmek (Heinrich l kn 305) onunla çatışma halinde olmak demektir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık ise işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunması anlamına gelmektedir (Koca-Üzülmez, age, s. 252; Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Av. Serra Karadeniz-LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, s. 450). 5237 sayılı TCK'da yer alan hukuka uygunluk nedenleri; kanunun hükmünü yerine getirme (TCK 24/1. m.), meşru savunma (TCK 25/1. m.), hakkın kullanılması (TCK 26/1. m.) ve ilgilinin rızası (TCK 26/2. m.)dır. TCK'nın 24. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde işaret edildiği üzere hukuka aykırı olan ve emri verenin hukuki sorumluluğunu kaldırmayan bir emrin yerine getirilmesinin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değil ise de, Devlet tarafından yerine getirilen kamu hizmetinin yürütülmesinde amirin emrini yerine getirmek durumunda kalan ast yönünden bu durumun bir sorumsuzluk nedeni olarak kabul edilmesinde zaruret bulunmaktadır. Kural olarak hukuka aykırı ... muhatap olan kamu görevlisinin bu emri denetlemesi, sorgulaması, hukuka aykırı olduğu kanaatinde ise amirin yazılı emri ve ısrarı olmadan yerine getirmemesi gerekir. Ancak Anayasa'nın 137/3. maddesinde "Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnaların saklı" olduğu belirtilerek, yapılan işin mahiyeti, kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle bazı istisnalara yer verildiği de görülmektedir. Muadil düzenleme TCK'nın 24/4. maddesinde de yer almaktadır. Keza bir hukuk devletinde prensip olarak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. (1982 Anayasa'sının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanun'u 41/3-B). Amiri tarafından “askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emrin, bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum” olan ast, işlemekte olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmekte ise cezai sorumluluğu ne olacaktır? Amirin emrini icra sureti ile işlenen suçlardan dolayı hukuka uygunluk meselesi, Askeri Ceza Hukuku'nda büyük bir önem taşır. Gerçekten askerlik hizmeti, diğer hizmetlerden farklı olarak, fertlerden daha tam, daha kesin ve daha çabuk bir itaat bekler, hatta böyle bir itaate askerleri zorlar. Nitekim 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 14. maddesine göre: “Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeğe, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast, muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştirmez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mes’uliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.” İşte askerlik hizmetinin bu özelliğini nazara alan Anayasa'mız, “kanunsuz emir” kenar başlığını taşıyan 137. maddede, kanunsuz emrin yerine getirilemeyeceğini ve böyle bir emri alan memurun ne suretle hareket etmesi gerekeceğini belirttikten sonra “Askeri hizmetlerin görülmesi… için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır” dediği gibi, AsCK da amir tarafından verilen emrin yerine getirilmesine ilişkin olmak üzere, şöyle bir hüküm sevk etmiştir: “Hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse, bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldür. Aşağıdaki hallerde maduna da faili müşterek cezası verilir; kendisine verilen emrin hududunu aşmış ise; amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise” Bu düzenlemelere göre, emri veren amir ise kesin itaat kuralı her bakımdan geçerlidir; ast ... mutlak surette itaat edecektir. Üst ise kanun ve nizamlara göre kendisine böyle bir emir vermeğe yetkili olup olmadığını araştıracak, yetkili olduğuna kanaat getirirse itaat edecektir. İç Hizmet Kanunu'na göre, amir makam ve memuriyet yönünden emretmek yetkisine sahip kimse iken (m. 9); üst, rütbe ve kıdem büyüklüğünü ifade eder (m. 10). Mevzuat, konusu suç teşkil eden emir müstesna, amir tarafından verilen emrin muhteva itibari ile kanuna uygunluğunu araştırmaktan astı yasaklamıştır. Emrin hizmete ilişkin olması halinde, emri yerine getiren kimsenin prensip itibari ile hiçbir ceza sorumluluğu yoktur ve bütün sorumluluk sadece emri verene aittir. Özel nitelikte olmayan ve bu özel niteliği ilk bakışta anlaşılmayan her emir, hizmetle ilgili sayılmak gerekir. Ast kendisinden verilen emrin bir suç işlemek maksadı ile verildiğini biliyorsa ve buna rağmen emri yerine getirmişse kendisi de amirle birlikte ceza görecektir. Dikkat edileceği veçhile, astın bu hususta sadece bir şüpheye kapılması cezalandırılması için yeterli değildir, zira her asker, amiri tarafından verilen emrin kanuni olduğunu farz ve kabul etmek zorundadır ve bu konuda ast lehine bir karinenin varlığı kabul edilebilir (AsCK 41, f. 2 ve 3)(Prof, Dr. Sahir Erman Askeri Ceza Hukuku Syf 176 vd.). Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK 30/1), suçun nitelikli hallerinde (TCK 30/2), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK 30/1-3) hata halleri kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK 30/3) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK 30/4) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK 27/1) (Dairenin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı). TCK'nın 30/3. maddesinde "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır." denilerek hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu etkileyen haller birlikte düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarındaki hatayı bu kapsamda değerlendirmek gerekecektir. Hatadan yaralanmak için kaçınılmaz olması gereklidir. Failin hukuk düzenince tanınmayan bir hukuka uygunluk nedeninin var olduğu (Bestandsirrtum / Erlaubnisnormirrtum) ya da hukuken tanınan bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki sınırında yanılgı içinde (Grezirrtum Erlaubnisgrenzirrtum) olduğu durumda izin yanılgısı (Erlaubnisirrtum) ya da dolaylı haksızlık yanılgısından (der indirikte Verbotsirrtum) söz edilmektedir. Bu durumda somut vakıaya değil, münhasıran norma dayalı bir değerlendirme söz konusu olduğundan, haksızlıkla doğrudan bir ilgisi bulunmayan bu yanılgının haksızlık yanılgısı (TCK m. 30/4) kapsamında mütalaa edilmesi gerekmektedir. Bu yanılgı türünün haksızlıkla doğrudan bir ilgisinin bulunmaması nedeni ile kast üzerinde herhangi bir etkisi de yoktur. Fiil kasten icra edilen bir haksızlık olma özelliğini korur. Hukuka uygunluk nedenlerini düzenleyen normların da bir hukuk normu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu yanılgı norma dayalıdır. Ancak bu norm bir suç tipine dayanak oluşturan yasak normu değil, bu normun yasakladığı davranışa izin veren bir normdur. Failin izin normunu bilmemesine ya da yanlış bilmesine dayalı bir değerlendirme yanılgısı mevcuttur. Fail, hukuk düzeninde mevcut olmayan bir hukuka uygunluk nedenini var saydığı veya hukuki sınırında yanılgıya düştüğü için hukuk düzeninin fiiline izin verdiği kanaati ile hareket etmektedir. İzin yanılgısının kaçınılmaz olması durumunda, failin haksızlık bilinci ile hareket ettiği söylenemez. Failin içinde bulunduğu izin yanılgısı, yasak normunun uyarı fonksiyonunu tamamen işlevsiz bırakmaktadır. Yasak normu ile izin normunun çatıştığı bir durumda, uygulanma önceliği izin normuna aittir. Buna bağlı olarak izin normu, yasak normunun fiilin icrasından kaçınmak yönündeki uyarısını tümüyle etkisiz bırakmaktadır. Kaçınılmaz izin yanılgısı halinde, kusuru tamamen ortadan kalkacağı için faile ceza verilemez (TCK m. 30/4; CMK m. 223/3-d) (Neslihan Göktürk Haksızlık Yanılgısının Ceza Sorumluluğuna Etkisi sh.125 vd.). Failin, gerçekte olmamasına rağmen işlemiş olduğu fiili hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğu düşünerek hareket etmesi hali haksızlık yanılgısının ikinci görünüm şeklini oluşturmaktadır. Bu ihtimalde fail işlediği fiilin yasaklılığına ilişkin tam bir bilgiye sahiptir, ancak somut olayda işlemiş olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmektedir. Kısaca fail bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki varlığında hataya düşmektedir (Koca-Üzülmez, age s.344). Failin hataya düşmesindeki kişisel kusurun değerlendirilmesi ile ilgili olması hasebiyle hatanın kaçınılamaz olup olmadığı, ex ante bir değerlendirme ile failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenecektir. SOMUT OLAY: Sakarya ilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu askeri personel tarafından gerçekleştirilmek istenilen silahlı darbeye teşebbüs girişimine katılan askeri personele yönelik valilik istikametine doğru gelen vatandaşların tepki göstererek olay yerinde bulunan askeri personeli etkisiz hale getirerek görevli emniyet personeline teslim ettikleri, aynı gün saat 01:25;29 ile 01:31;31 saatleri arasında yakalanarak gözaltına alındıkları; sanıklar, Tugay Komutanlığınca alarm verildiği, tatbikat var düşüncesiyle silah ve teçhizat alıp Tugaya gittikleri yönünde savunmada bulunmuşlar ise de; dosyada mevcut Kara Kuvvetleri 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı tarafından gönderilen yazılı açıklamada; alarmın bir tehlikenin en kısa zamanda önlenmesi bakımından önceden saptanan tertip ve tedbirlerin alınması anlamına geldiği, alarm ile ilgili hazırlıklarda görev yerinde kullanılması zaruri olan silah, araç ve gerecin süratle alınması, gerekli olanların yüklenmesi ve birliklerin en kısa zamanda görev yerlerine intikallerinin temel prensip olduğu, habersiz bir alarm tatbikatının icrasının söz konusu olduğu durumlarda üst komutanlıktan alarm tatbikatına yönelik bir mesaj alınmasına müteakip mesajın kimden geldiği, alarmın türü ve kime yayınlandığının inceleneceği, mesajın geldiği makama alındığı teyidinin geçileceği, eğer söz konusu alarmın mesai saatleri içerisinde verilmesi durumunda birlik komutanının emrine uygun olarak hareket edileceği, mesai saatleri dışında ise Tugay nöbetçi amiri vasıtasıyla personel çağrı planına bağlı olarak tüm personelin mesaiye çağrılacağı, birlik komutanlığı tarafından alarm verilmesi durumunda ise mesaj gönderilmek suretiyle üst komutanlığın mutlak suretle bilgilendirileceği ancak faaliyetlerin tamamı kışla içerisinde icra edileceği ve gerçek mühimmat dağıtılmayacağı, birlik, Karargah ve kurumların emniyetini baskın ve sabotajlara karşı korunmasını sağlamak maksadıyla bir emniyet planı hazırlanacağı, garnizon ve kışlalardan uzaktan konuşlu, birlik, tesis, mühimmat, akaryakıt deposu, cephanelik gibi yerlerin birlik emniyet planları mülki makamlarla koordine edilerek takviye planları hazırlanacağı, bu durumun Kara Kuvvetleri Devamlı Emirler Muhtırası Birinci Cilt Genel Hususlar kısmı ile Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi ile açıkça düzenlendiğinin belirtildiği, bağımsız bölük seviyesinden başlayarak daha üst seviyedeki birliklerin yıllık eğitim planlaması ve faaliyet takvimi hazırlayacakları, yıllık eğitim planlaması üst komutanlıkların alınan eğitim vazife ve önceliklerinin incelenmesi ile başlayacağı, yıl boyunca yapacakları eğitim faaliyetlerinin tamamının söz konusu eğitim planlaması ile birlikte faaliyet takviminde belirtileceği, yine bu kapsamda birliklerin hazırladıkları eğitim planlarının yönerge gereği eylül ayında başlayıp bir sonraki yılın eylül ayında sona ereceği, Kara Kuvvetleri Birliklerinde eylül ayında başlayan ve bir sonraki yılı eylül ayında sona eren bir faaliyet yılı içerisinde mayıs ayına kadar eğitimlerinin icra edileceği, mayıs ayında ise eğitimlerden beklenen hasılayı alabilmek için tabur görev kuvveti ve Tugay Kıtalı Komuta yeri tatbikatı icra edileceği, haziran - ağustos aylarında ise yeni atama gören personelin oryantasyon eğitimleri ile erbaş/erlerin yıl boyunca yapamadıkları eksik kalan ve başarısız olduğu eğitimlerin icra edileceği, söz konusu yaz dönemi içerisinde planlı herhangi bir tatbikat icra edilemeyeceği, 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığının 2015/2016 yılı faaliyet yılı 31 Ağustos 2015 tarihinde başladığı, 02 Eylül 2016 tarihinde sona erdiği, Alarm Tatbikatlarının ilgi yönerge kapsamında erlerin eğitim merkezlerinden kıtalara katılışlarına müteakip geri eğitim, diğeri tatbikat olmak üzere icra edildiğinden 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı alarm, eğitim ve tatbikatının 08 Eylül 2015 tarihinde Tugay seviyesinde icra edildiği, 2016 yılı Temmuz ayı içerisinde planlı alarm eğitim yada tatbikatı olmadığı, yine bu kapsamda 1. Motorlu Tugay Komutanlığının 2016/2017 faaliyet yılı (yeni eğitim/öğretim dönemi) 05 Eylül 2016 tarihinde başladığı, 03 Eylül 2017 tarihinde sona ereceği, bu süre zarfında planlı alarm eğitim ve tatbikatının 20 Eylül 2016 tarihinde Tugay seviyesinde ve kışlalarda icra edildiği, belirtilen tarih dışında Tugay seviyesinde mevcut planlı alarm tatbikatı bulunmadığı, kışla bazında ve kışla içerisinde birlik komutanları tarafından faaliyet takvimine uygun olarak alarm eğitimleri icra edilebileceği, dolayısıyla icra edilecek bir eğitim için ayrıca bir emir verilmediği, faaliyet yılı içerisinde icra edilen tatbikatların tamamının alarmla başladığı, bu tatbikatlara hazırlık maksadıyla tabur ve daha az birlik seviyesinde planlı alarm eğitimleri yapıldığı, ancak söz konusu eğitimler ve tatbikatların kışla içerisinde bulunan alarm, tehlikeyi atlatma bölgesi diye tabir edilen arazide icra edileceği, dolayısıyla il bazında alarm tatbikatının icra edilemeyeceği, bununla birlikte yönerge esaslarına göre birliklerin eğitimlerini sağlamak maksadıyla kışla bazında birlik emniyet planları hazırlanması gerektiği, bu amaçla Çark Kışla Birlik emniyet planı ile diğer kışlalarında takviye planlarını kapsayacak şekilde 04 Mayıs 2012 tarihinde yayınlandığı, söz konusu takviye planında Çark Kışlayı sadece Taşkısığı Kışlasında konuşlu Topçu Tabur Komutanlığından bir takım (takribi 30-35 kişilik kuvvet) seviyesinde birliğin takviyesinin planlandığı, Sakarya Kandıra ve Seymen Kışla birliklerinin Çark Kışla birliklerini takviye planı bulunmadığı, 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığının teşkilat yapısının büyük bir kısmının 2015 yılı Temmuz ayı içerisinde K-2 kategorisinden K-4 kategorisine dönüştüğü, bundan dolayı personel kadrolarından eksiltmeye gidildiği, kadronun çekirdek kadro haline getirildiği, mevcut durumdaki personel eksikliğinden dolayı takviye planlarının uygulanabilirliği kalmadığı ve güncellemeye muhtaç olduğu, takviye planı uygulanabilse dahi söz konusu takviyelerin personelin askeri araçla bir kışladan diğer bir kışlaya kapsayacağı ve icra edilecek diğer faaliyetlerin tamamını intikal edilmiş olan kışla sınırları içerisinde gerçekleştirileceği, icra edilen hiçbir tatbikatta rütbeli ve erbaş/erlere gerçek mühimmat verilmediği, personele boş şarjörler verilerek teçhizatların kontrol edildiği, kıta yükü ve atış payının mühimmatlarının sonraki safha olan sefer görev yerinde dağıtılacağı, hali hazırda mevcut tatbikatların kışla içerisinde icra edilmekte olup askerin kışla dışında Belediye sınırları kapsamında kalan yerleşime açık yoğun vatandaş bulunan alanlarda manevra yapılmasının söz konusu olamayacağı, Ege Ordu Komutanlığı tarafından 24 Mart 2015 tarihinde yayınlanan ilgi sayılı ... istinaden Valilerin askeri birliklerden kuvvet talebinde bulunmalarına ilişkin esaslar kapsamında Sakarya Valiliğinin Kuvvet Talebinde bulunacağı birlik komutanlığının 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığından alınarak Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığına verildiği, gönderilen yazıdan da anlaşılacağı üzerine askeri birliklerin kışla dışına çıkmasının kanunen uygun olmayacağı şeklinde değerlendirme yapıldığı,ele geçirilen WhatsApp yazışmalarında "-Albay ... ...: Halk polisten beni istiyor. Ateş açalım mı? sayıları çok fazla.-Albay ... ...: bizim valilikteki adamların hepsini halk ezip polise teslim etmiş. Polisler halka engel olmaya çalışıyor ama zor.-Binbaşı Mehmet Karabekir: ezin, yakın taviz yok.- Albay ... ...: ateş açarsak 3-5 vururuz. Ama içeri girişi engelleyemeyiz.- -Albay ... ...: Sakarya'da acil destek ihtiyacı var. Halk tanklara da müdahale etmeye çalışıyor.," askeri darbeye teşebbüs girişimini engellemeye çalışan kalabalıkların ateşle dağıtılması konusunda açık talimat verildiğinin anlaşıldığı, darbeye teşebbüs eylemi gerçekleştiren yurtta sulh konseyi adı altında örgütlenen ve yurdun çeşitli bölgelerinde 15.07.2016 tarihinde darbeye teşebbüs eylemine katılan sanıklara talimat veren yurtta sulh konseyi tarafından 028982,028983,028984 ve 028986 mesajların Sakarya ilinde darbeye teşebbüs eylemine katılan sanıkların başında bulunan sanık ... ...'a gönderildiği, sanık ... ...'un gönderilen mesaj metinlerini 15 Temmuz 2016 günü saat 20:00 - 21:00 saatleri arasında aldıktan sonra mesaj formunu askeri kışla içerisinde rütbeli olan ve darbeye teşebbüs eylemine katılan askeri personele okuduğu, ayrıca birliğine gelen yazılı mesaj formunun Sakarya ve Kocaeli ilinde konuşlu 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığına bağlı diğer birliklere de ulaştırdığı, mesaj formunda belirtilen hususlarla ilgili olay tarihinde Sakarya İl Jandarma Komutanlığında komutan vekili olan Yarbay ... ... ile de görüşerek, yol kontrolü yapmaları, tanklara yol açması konusunda emir verdiği, sanıkların ortak savunmalarında kendilerine tatbikata katılmaları gerektiğine yönelik bildirimde bulunulması üzerine askeri birliğe gelerek tatbikata katıldıkları düşüncesi ile Sakarya Valiliğinin bulunduğu kampüs alanına geldiklerini, silahlı askeri darbeye teşebbüs eylemi ile ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığını beyan etmelerine rağmen Sakarya1. İnci Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı tarafından gönderilen yazılı açıklamada tatbikatların kışla içerisinde icra edildiğinin, askerin kışla dışında belediye sınırları kapsamında kalan veya yerleşime açık yoğun vatandaş bulunan alanlarda tatbikat yapılmasının mümkün olmadığının, icra edilen hiçbir tatbikatta rütbeli veya erbaş / erlere gerçek mühimmat verilemeyeceğinin belirtildiği; ayrıca sanıklardan ... ...'un Yurtta Sulh konseyi tarafından metne alınan sıkı yönetim mesaj direktif formu komutanı olarak görev yaptığı, askeri birlik içerisinde görev yapmakta olan tüm rütbeli personele okunarak bilgi verdiğini ifade etmiş olması, bu ifadenin diğer sanıkların ifadeleriyle de doğrulandığı, sanıkların Sakarya ilinde gerçekleştirilmek istenen silahlı askeri darbeye teşebbüs eyleminden haberlerinin olmadığını iddia etmelerinin mümkün olmadığı, dosya kapsamına göre sanıkların 15 Temmuz 2016 tarihinde Sakarya ilinde FETÖ / PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilmek istenen silahlı askeri darbeye teşebbüs girişimine katıldıklarının anlaşıldığı, darbeye teşebbüs eylemini gerçekleştiren kişiler tarafından gönderilen mesaj formlarında; (-028982 ile numaralandırılan ilk mesajda, bütün askeri personelin mehil izinlerini keserek göreve başlamaları, 24 saat içerisinde başlamayanlar hakkında FİRAR işleminin yapılacağı, -028983 ile numaralandırılan 2. mesajda, tüm birlik kurum ve karargahlar tarafından kendilerine verilen görevlerin yapılması, hazırlıkların yapılması, hazır halde bulunulması, - 028984 ile numaralandırılan 3. mesajda, karargahlara genel karargah sorumlusu atanan rütbelilerin belirlenerek yetkilendirildiği, bu gönderilen 3 mesaj ile darbe eylemi öncesi tüm birlik, kurum ve karargahların içeriği belirtilmeden tatbikat oluyormuş gibi hazır duruma getirildiği, - 028986 ile numaralandırılan 4. mesajda, hazır hale getirilen kurum ve karargahlara mevcut yönetime el konulduğu bildirilerek mesaj içeriğindeki sıkı yönetim kanunun yerine getirilmesi şeklinde talimatların verildiği, verilen bu talimatlar üzerine 1. Motorlu Piyade Tugay Komutan vekili olan sanık ... ...'un emir komutası altında bulunan diğer sanıklara emir ve talimatlar vererek 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığında suça katılan sanıkların suç tarih ve saati itibariyle birliklerine toplanmalarını istediği), suça katılan sanıkların; olay tarihi olan 15.07.2016 günü saat 22.15 sıralarında Tugayda toplanmaya başladıkları, 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Elmasağa Kışlası iç/dış güvenlik kamera kayıtlarının yapılan incelemesinde; (-Saat 21:39 sıralarında (1) adet Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) aracın, -Saat 22:23 sıralarında (1) adet Land Rover Marka personel taşıyıcı aracın personelle birlikte, -Saat 22:55 sıralarında İtfaiye aracının Elmasağa kışlasından çıkış yaptığı), 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Taşkısığı Kışlasının iç/dış güvenlik kamera kayıtlarının yapılan incelemesinde; (-15.07.2016 günü saat 21:05 sıralarında Rütbeli personelin kışlaya giriş yapmaya başladığı, -15.07.2016 günü Saat 21:33 itibariyle Taşkısığı Kışlası Ani Müdahale Kuvveti (AMK) odasına gelen askeri personele mühimmat (2’şer adet dolu şarjör) dağıtımı yapıldığı; -15.07.2016 günü Saat 21:53 de 2 adet Land Rover ve 1 adet Mercedes Unimok personel taşıyıcının kışladan çıkış yaptığı), 1.Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Sakarya Kışlasının iç/dış güvenlik kamera kayıtlarını yapılan incelemesinde; (-15.07.2016 günü Saat 22:05 sıralarında askeri personelin kışla önünde toplanmaya başladığı ve Otokar Doruk Marka 40 kişilik aracın karargah binası önüne geldiği, -Saat 22:24 sıralarında askeri personelin Kışla Karargah binasının önünde araçlara binerek hareket ettiği), 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Kandıra Kışlasından Çark Kışlasına hareket eden askeri personelin tespitine ilişkin olarak kamera görüntülerinin incelenmesinde, (-15.07.2016 günü güncel saate göre 22:48:56 de Kandıra istikametinden Kaynarca hastane kavşağına hareket eden askeri araçların, bir tanesinin tepe lambası açık, bir tanesi kapalı kasa olmak üzere toplam 4 (dört) adet Land Rover marka personel taşıyıcı araç olduğu, gece ışık yansımalarından dolayı plakası görülemediği, araçların kaynarca ilçe merkezinden de Sakarya il merkezine doğru hareket ettikleri), 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Seymen Kışlasından hareket edip Sakarya iline gelmeye çalışan Zırhlı Askeri Personelin tespitine ilişkin olarak; Kocaeli ilinden Sakarya İline D-100 karayolu üzerinde bulunan mobesse görüntülerinin yapılan incelemesinde; (15/07/2016 günü saat 23:07 sıralarında, (4) adet tankın askeri darbeye destek vermek amacı ile Sakarya iline doğru hareket halinde olduğu tespit edildiği), Sakarya İl Jandarma Komutanlığında görevli olup da darbeye teşebbüs eylemine destek veren askeri personelin tespitine ilişkin olarak; Saat:00.00 sıralarında Kocaeli istikametinden gelerek Sakarya istikametine doğru ilerleyen tankların önünü açmak için güzergâhta jandarma ekiplerinin bulunduğu tankların gelişi esnasında Sakarya’dan Kocaeli yönüne giden yolu Aşağıdereköy kavşağından kapattıkları araç geçişine izin vermediklerinden dolayı bir süre trafik yoğunluğu yaşandığı (kamera tespitinde de görülmektedir), tanklar geçtikten sonra trafiği açtıkları ancak Esentepe – Üniversite kavşağını belediyeye ait araçların ve vatandaşların kapatmasından dolayı trafiğin durduğu Sakarya istikametine gelen Tankların gidemeyeceğini anlamaları üzerine ... Restoran ile Esentepe Kavşağı arasında bariyerleri ezerek karşı şeride geçtikleri, akabinde Kocaeli istikametine yöneldiklerinin tespit edildiği; 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Çark Kışla kamera kayıtları incelenmesinde (-Saat 22:00’te 1. Motorlu Piyade Tugay komutanlığına bağlı, Sakarya Kışlası, Elmasağa Kışlası, Kandıra kışlası, Taşkısığı Kışlası’ndan askeri personellerin araçlarla Çark Kışlada toplanmaya başladıkları), Sıkıyönetim direktifinin 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Kurmay Albay ... ... tarafından saat 22.50’de toplantı alanında rütbeli personele okunduğu, bildirinin okunmasına müteakip asker şahısların araçlara binerek saat 23.12’de Darbe eyleminin icraasını gerçekleştirmek üzere Valilik istikametine doğru harekete geçtikleri (Saat 22:50 Albay ... ...'un toplantı alanında bulunan personele SÖZDE harekat Emirini Okuduğunun tespit edildiği, -Saat 23:12 Çark kışladan ilk olarak 1(bir) Adet Kapalı Land Rover, 1 (bir) adet Ford Transit Minibüs, 2 (iki) Adet Açık personel taşıyıcı Land Rover aracın personelleri ile beraber dolu olarak kışla nizamiyeden çıktıkları,-Saat 23:12 Paletli Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) aracının kışla nizamiyeden valilik istikametine çıkışlarının tespit edildiği), Valilik kampüsü içerisinde yer alan güvenlik kamera kayıtlarının yapılan incelemesinde, (-Güvenlik Kamera Görüntüsü “ch11\_20160715231946” isimli görüntü dosyasının bulunduğu ve görüntü 23.19.49 ile 00.07.38 saatleri arası olduğu; -Görüntünün:15.07.2016 tarih ve 23.33.40 paletli zırhlı araç arkasında 10 asker ve Land Rover marka Askeri aracın Valilik Binasına doğru ilerledikleri ve görüntünün 23.34.42 sırasında askeri araç ve personelin güvenlik kameranın görüş açısından çıktığı; -Görüntünün 15.07.2016 tarih ve 23.52.49 sırasında paletli zırhlı araç Valilik Binası istikametinde Valilik Nizamiyesine doğru gittiği, ve nizamiye girişini kapatmak suretiyle bekleme yaptığı, sanıkların birlikte önceden yaptıkları anlaşma doğrultusunda ve iş bölümü gereği Valilik Binasının da bulunduğu Hükumet Kampüsünün etrafını kuşattıkları kampüs etrafında bulunan kavşakları trafiğe kapattıkları, vatandaşların araçla ve yaya olarak hükümet kampüsüne giriş ve çıkışlarını cebir şiddet ve tehdit kullanmak suretiyle engelledikleri, sanıklara karşı koymak üzere olay yerine gelen halkın üzerine rastgele yanlarında getirmiş oldukları askeri silahlarla ateş ederek 19 müşteki-mağduru yaraladıkları, yaralanan mağdurlardan 3 kişinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığının tespit edildiği sanıkların eylemlerinin öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirildiği, Türk halkının bir bütün olarak demokrasiye sahip çıkarak canı pahasına yasal meşru savunma hakkını kullanarak sokaklara çıkıp bir halk direnişini başlatmaları, halkın iradesi ile meşru yollardan iktidara gelmiş olan başta Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Başbakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Üyeleri, bir kısım siyasi partilerin yetkililerinin darbeye karşı almış oldukları kesin tavır ve demokrasiye bağlılıklarının kesin biçimde ifade edip ilgilileri göreve davet etmeleri, FETÖ/PDY silahlı terör mensubu olmayan Türk Silahlı Kuvvetlerinin vatansever subay, astsubay, er, erbaş olan personelinin etkin direnişleri, polis teşkilatının amir ve memurlarının canları pahasına darbenin bastırılması hususunda göstermiş oldukları çabalar, basın ve medyanın demokrasiye sahip çıkması kamuoyunuda bu yönde yönlendirmesi, darbe teşebbüsünü öğrenir öğrenmez adli görevlerini etkin ve süratli bir şekilde yerine getirerek suç işleyenler hakkında soruşturma sürecini başlatan yargı mensupları, bir kısım kamu kurum ve kuruluşlarının görevlilerin direnişleri ve etkin bir şekilde görevlerini yerine getirmeleri sonucu darbenin başarılı olamadığı, Sakarya'da gerçekleştirilmek istenen darbeye teşebbüs eyleminde amaçlanan neticenin gerçekleşmemesi bu eyleme katılanların iradi ve gönüllü vazgeçmelerine değil yukarıda sayılan etkenlere bağlı olduğundan TCK 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçmenin koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır. DAİREMİZİN BOZMA KARARI SONRASI MAHKEMENİN KABULÜ; Eylemler Yönünden Sanıkların Hukuki Durumları '' Sanık ... yönünden yapılan değerlendirme, ...’ün soruşturma aşamasında "...Beklerken ben telefonumu şarja soktum. Bu esnada toplantı olmuş toplantıda sıkıyönetim olduğunu, darbe olduğu yönünde dedikodu şeklinde orada toplanan subay astsubaylar konuşuyorlardı, ben de bunun üzerine enişteme "darbe geldi" şeklinde mesaj attım. Sonrasında evden çıkmayın diye söyledim. Darbe olup olmadığı hususunda televizyonları izleyip bilgi vermelerini söyledim. Onlar da bana bir şey yok dediler, ben de bu toplanmamızın amacının tatbikat olduğunu düşündüm. Sonrasında bize araca bin talimatı geldi. ... herkese araca bin talimatı verdi. Ön taraftaki araçlar, kendi aralarında konuşurken "Valiliğe mi gidiyoruz" şeklinde konuşmalar oldu. Valiliğe geldiğimizde biz ... market ile Valilik mısır tarlalarının yakınında Valilik kavşağına aracı çekmemiz söylendi. Geldiğimizde Valilikten bir el silah sesi geldi. Bunu görünce Valilikte terör olduğunu düşündüm. Yolu kesmiştik, polisler gelince polislerin geçmesine müsaade ettim. Sonrasında arka tarafta buluna taşkısığı kışlası komutanı olan Binbaşı ... ... "polislere geçiş izni verme" şeklinde ... Üsteğmene bağırıyordu. ... de bizim bulunduğumuz ekibe "polisleri almayın" şeklinde ... ... binbaşının talimatını iletti. Bizim bulunduğumuz ekipte Üsteğmen ... ..., Hava savunma Uzman Çavuş ...... ..., Hava Savunma Uzman Çavuş İbrahim Bardak, soy ismini hatırlamadığım Hataylı olan ... isimli er vardı. Ben polislerin geldiğini görünce bizim yanımıza yaklaştı. Yaptığınız yanlış dedi. Ben de bu sözün üzerine o bölgeden geriye çekildim. Polisle karşı karşıya gelmek istemiyordum. Zira darbe olduğunu da bilmiyordum. Her ne kadar Çark Kışlada darbe olduğu dedikoduları dolanıyorduysa da olabileceği ihtimali vermiyordum. Sonrasında sivil vatandaşlar Valilik binasına doğru akın edince gelen vatandaşlar yaptığımızın yanlış olduğunu söyleyince silahımdaki şarjörleri çıkartıp silahımı da boynuma astım. Vatandaşın Valiliğe doğru geçme isteğine de karşı koymadım geçmesine müsaade ettim. Biz halkın müsaade edince binbaşı ... ..., ... yukarıdan bağırdı "halkın geçmesine müsaade etmeyin" şeklinde talimat verdi. ... de ... ...'in talimatını yerine getirdi fakat biz talimatla uymadı. Yine Albay ... elinde megafonla sıkıyönetim oldu, bu yönetime karşı gelen gerekli işlemeler yapılacak, hatta bizler için de olay mahallinden kaçarsak askeri mahkemede yargılanacak diye bağırıyordu. Halk ilk gelmeye başlayınca yanlış birşey olduğunu anladım ve silahımı teslim ettim. ... de bizim yanımızda idi o da askerlere emir vererek silahları polise vererek teslim ettik. Kastımız darbe yapmak değildi. Asker olduğumuz için emir komuta zincirinde emirlere uyduk..." şeklinde, İbrahim Bardak'ın, "...Otobüste Valiliğe hareket ettiğimiz sırada ...... ... ve ... ve Üsteğmen ... ...'a nereye gidiyoruz, niçin gidiyoruz diye sorduklarında, ... ... bu erbaşlara hitaben "darbe yapıyoruz" şeklinde konuşmalar yaptı..." şeklinde, ...... ...'in "...Rütbelilerin arasında uzmanlar da vardı. Tugay komutanı bize darbe olduğunu ve darbe olduğuna dair emir geldiğini söyleyerek mesajı okudu. Mesajda ordunun yönetime el koyduğunu, mesajı okuduğunda tüm askerlerin, emniyet teşkilatının ve jandarmanın itfaiyenin ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarının askerin emrine girdiği hususunda bildiriyi okuyup talimat verdi Valiliğin kuşatılacağını söyledi. Hatta emirlerime uymayanların sıkıyönetim mahkemesince yargılanacağını hatta bizzat kendisinin vuracağını söyledi. Bu konuşmayı yaparken tüm rütbeli subay astsubaylar oradaydı. Sonrasında araç bin komutu verildi. Bizim araçta Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ..., Üsteğmen ... vardı. Isuzu marka bir yarım otobüs tabir edilen araçla Valilik girişine aracı çektik, sonrasında orada beklemeye başladık..." şeklinde beyanlarda bulundukları, ...'e ait dijital materyallerin incelenmesinde, sanığın cep telefonunda esmerim olarak kaydettiği kişiye 00:22:43'te "beni önemli göreve verdiler aşkım" şeklinde mesaj attığının tespit edildiği, ...'ün Valilik kampüsü içerisinde 16.07.2016 günü saat 05:30’da yakalandığı, ...'e teslim edilen 721518 seri numaralı G3 piyade tüfeğinin Valilik Kampüsü içerisinde ele geçirildiği; tüm bu hususlar ve yukarıda yapılan genel değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, ...'ün 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Çark Kışlası Karargah Personel Şubede Uzman Çavuş olarak görev yaptığı, 15/07/2016 tarihinde Tugay Komutanlığında alarm verildiğinden bahisle göreve çağrılması üzerine görevli olduğu Çark Kışlasına gittiği, buradan silah ve mühimmat alarak rütbelilerin toplandığı alana geldiği, Çark Kışlada Tugay komutanı olan Albay ... ... tarafından sıkıyönetim ilan edildiğine ve asker tarafından ülke yönetimine el konulduğuna ilişkin darbe bildirisinin okunduğu, akabinde sanığın diğer sanıklar ile birlikte ... ...'un talimatlarını yerine getirmek amacıyla Sakarya Valiliğini ele geçirmek için yola çıktığı, hükümet kampüsüne geldiklerinde Albay ...'in talimatıyla vatandaşın geçmesine engel olmak amacıyla yolu kapattığı, Valilik çevresinde konuşlandığı, bu şekilde Hükümet Kampüsünün ve Valilik binasının ele geçirilmesine katkı sunduğu ve darbe girişimine iştirak etmek kastıyla hareket eden diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği anlaşılmakla, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirme, ...'ın "...Çark Kışladan toplu olarak çıkıldı. Gidiş güzergâhımızı bilmiyorduk. Bize söylenmedi. Ben 5 veya 6 araç olarak öndekileri takip ediyordum. Gidiş yönümüz Karaman istikametine doğru Valilik binasıydı. Orada durdurulduk ve emniyet almamız sağlandı. Biz ne olduğunu anlamadık. Toma aracından polis tarafından yapılan anons yapılan eylemin yasal olmadığını, silahları bırakıp teslim olmamız gerektiğini, aksi taktirde mukavemet gösterileceği söylendi. Bizde o zaman olayın ciddiyetini anladık. Karşılık vermememiz gerektiğini, kötü sonuçların oluşmasını istemediklerini, Cizre ve Silopi Surda birlikte görev yaptıklarını söylediler. Bizde şaşırdık. Arkamızda Valilik içerisinde olanlar komutanlardan emir bekledik. Her hangi bir müdahale de etmedik. Daha sonra Valilik binasına halkın kalabalık gelerek, valilik binasına girmeye başladıktan sonra 6-7 el silah sesi duyduk. Yandaki askeri uyararak kesinlikle atış edilmeyeceğini, karşıdan ateş gelmediği sürece ateş edilmeyeceğini tekrar söyledim. Sonra araçtan inerek sivil polislere teslim oldum..." şeklinde, ...'ın Mahkememizde "...A kapısının önünde iken bariyer açıktı. Kısa bir süre kapı girişinde bekledik. ... Albayın ilerle emri ile sürücüye emri aktardım ve asfalt yolda 20-30 metre kadar içeriye girdik. Yine kuleci askerin bana aktardığı talimatı ben de şoföre aktardım ve aracı bu yol üzerinde durdurduk. ... Albayın emri ile araç personelini indirdim. ... Albay bu personeli yanına aldı ve cephemiz kuzeye dönük olduğunda bize göre 15-20 metre mesafe ile sol ileriye bu personeli yönlendirdi. Yanıma geldi. A kapısının emniyetini alın dedi. Bunun üzerine araç Selçuk'un sevk ve idaresinde manevra yaptı. Burnunu A kapısına doğru çevirdik. A kapısından çıktık. Sağa döndük ve bir kaç metre ileride trafiği kapatmayacak şekilde park ettik..." şeklinde beyanlarda bulunduğu, Muammar Karalar'ın Valilik kampüsü içerisinde 1 adet A056137Z seri numaralı Beretta tabanca ile birlikte 16.07.2016 günü saat 02:30’da yakalandığı; tüm bu hususlar ve yukarıda yapılan genel değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, ...'ın 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Elmasağa kışlasında Uzman Çavuş olarak görev yaptığı, 15/07/2016 tarihinde Tugay Komutanlığında alarm verildiğinden bahisle çağrılması üzerine görevli olduğu Elmasağa kışlasına gittiği, buradan hücum yeleği, silah ve mühimmat alarak Çark Kışlaya geldiği, Çark Kışlada Tugay komutanı olan Albay ... ... tarafından sıkıyönetim ilan edildiğine ve asker tarafından ülke yönetimine el konulduğuna ilişkin darbe bildirisinin okunduğu, akabinde sanığın diğer sanıklar ile birlikte ... ...'un talimatlarını yerine getirmek amacıyla Sakarya Valiliğini ele geçirmek için yola çıktığı, hükümet kampüsüne geldiklerinde Albay ...'in talimatıyla vatandaşın geçmesine engel olmak amacıyla yolu kapattığı, Valilik çevresinde konuşlandığı, Valilik binasına giren ZPT aracını kullandığı, bu şekilde Hükümet Kampüsünün ve Valilik binasının ele geçirilmesine katkı sunduğu ve darbe girişimine iştirak etmek kastıyla hareket eden diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği anlaşılmakla, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirme, ...’ın soruşturma aşamasında "Biz tugay komutanını beklerken Yarbay ... ve Binbaşı ... ... ve Albay ... ... bize durumun çok ciddi olduğunu söyledi. Bu üç subay durumun ciddi olduğunu telefonlarla hiçbir yeri aramamamızı, telefonlara bakmamamızı söylediler. Bu talimat üzerine hiçbir yeri arayamadık internete de bakamadık. Biz sorun olduğunu anladık. Ama telefonlara bakamadık. Bu arada aracın yanına gidip eşimi aradım, “durum çok ciddi diyorlar ben sizi aramadan siz beni aramayın” dedim. Ben aracımın yanına gittiğimde tayinen yeni gelen ismini hatırlamadığım tugay komutanı emri okumaya başlamış, ben bu arada aracın yanında olduğum için başta okunanları anlayamadım. Jandarma ve polis bizimle dedi. Jandarma ve polis mukavemet göstermeyecek dedi. “sıkıyönetim ilan edildi. Ordu yönetime el koydu” dedi. “Araç bin” komutu verdi. Bize herhangi bir şekilde mukavemet gösterilirse silah gösterme ve ateş etme talimatı verilip verilmediğini hatırlamıyorum. Herkes şoka girdi. Camili mahallesinde bulunan Valilik binasına gitmemiz talimatı tugay komutanı tarafından verildi. Bu emir üzerine araçlara bindik. Hatırladığım kadarıyla 8-10 kadar Land, Transit, ZPT olmak üzere yola çıktık. Bizim araçta Binbaşı ... ..., Bçvş ..., ben, Uzman Çavuş Sebahattİn, Uzman Çavuş ... vardık. Camilideki Valilik konağa giderken hiç kimse bir şey bilmiyordu. Valilik konağına vardığımıza ... market ile Karaman kavşağına, daha doğrusu karamandan Valiliğe giden kavşağı kestik. Bir Land bir Transiti yola koyarak yolu kapattık...” şeklinde beyanda bulunduğu, ...'ün "...Silahları imza karşılığında ve seri numaraları da ... isimli Başçavuştan aldık. Bize G3 piyade tüfeği verdiler. Bana boş şarjör verdiler. Hücum yeleği de verdiler. Çelik yelek ve miğfer vermediler. Ayrıca Taşkısığı Kışlasında Astsubay ..., Astsubay..., Binbaşı ... ..., Taşkısığı Kışlasında toplanan tüm rütbeli askerlere 'Tugay Komutanı Çark Kışlasına çağırıyor, alarm var' şeklinde bilgi verdiler. İlk etapta komutanın Taşkısığı Kışlasına geleceği söylenmişti, sonradan Çarktaki Kışlaya gittiği söylendi. Uzman Çavuş ...'ın kullanmış olduğu Land Rover'a binerek Çark Kışlasına geldik. Girdikten sonra bizden herhangi bir şekilde imza almadılar. Gittiğimizde Albay ..., Yarbay Alaattin vardı. Kışla kalabalıktı. Herkes oradaydı. Dolayısıyla ben diğer şahısların isimlerini hatırlamıyorum. Sonrasında 'Valiliğe gidiyoruz' dediler. Gelmiş olduğumuz araca binerek Valiliğe gittik. Gittiğimizde Taşkısığı Kışlasının topçu taburu, bizim araçta Binbaşı ... ..., Başçavuş ..., Astsubay ..., Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş Sebahaatîn, Uzman Çavuş ... ve bir kişi daha vardı. Biz Valiliğe gittik. Buraya gittiğimizde ... Albay bize 'Darbe olduğunu, jandarma ve polis de bizim yanımızda' dedi. Bize karşı 'Polise ve sivil halka karşı silah kullanın' şeklinde talimat verilmedi. Sonrasında Valiliğe gittiğimizde giriş kapısına benim bulunduğum ekip yerleşti. Bir ara halk üzerimize gelince ... Albay bana 'Silahla havaya ateş etmemi' söyledi. Ben de iki el havaya ateş ettim. Sonrasında sivil halk bankamatiklerin olduğu yerden Valiliğe hareket edince silahımın namlusunu yere doğru çevirdim. Diğer arkadaşlarım da halkla münakaşa ediyordu..." şeklinde beyanlarda bulundukları, ...'ın Valilik kampüsü içerisinde 16.07.2016 günü saat 02:30’da yakalandığı; tüm bu hususlar ve yukarıda yapılan genel değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, ...'ın 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Taşkısığı kışlasında Topçu Taburu 1. Bataryada İdari İşler Görevlisi olarak Uzman Çavuş rütbesi ile görev yaptığı, 15/07/2016 tarihinde Tugay Komutanlığında alarm verildiğinden bahisle çağrılması üzerine görevli olduğu Taşkısığı kışlasına gittiği, buradan hücum yeleği, silah ve mühimmat alarak Çark Kışlaya geldiği, Çark Kışlada Tugay komutanı olan Albay ... ... tarafından sıkıyönetim ilan edildiğine ve asker tarafından ülke yönetimine el konulduğuna ilişkin darbe bildirisinin okunduğu, akabinde sanığın diğer sanıklar ile birlikte ... ...'un talimatlarını yerine getirmek amacıyla Sakarya Valiliğini ele geçirmek için yola çıktığı, hükümet kampüsüne geldiklerinde Albay ...'in talimatıyla vatandaşın geçmesine engel olmak amacıyla yolu kapattığı, Valilik çevresinde konuşlandığı, bu şekilde Hükümet Kampüsünün ve Valilik binasının ele geçirilmesine katkı sunduğu ve darbe girişimine iştirak etmek kastıyla hareket eden diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği anlaşılmakla, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Bu haliyle sanıklar ..., ... ve ... yönünden, somut darbe teşebbüsü, TCK'nin 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nin 37.maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek, olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda Valiliği ele geçirmek, Valilik önüne giderek darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ateş emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ateş etmek, yolları kesmek, Valilik yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmadığından, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nin 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nin 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar vermek gerekmiştir.'' şeklindedir. HUKUKİ AÇIKLAMALAR, SOMUT OLAY, DAİREMİZİN BOZMA KARARI SONRASI MAHKEMENİN KABULÜ ÇERÇEVESİNDE HÜKÜMLERİN İNCELENMESİ: Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hükmedilen mahkûmiyet kararları yönünden yapılan incelemede: Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların her bir sanık ve suç yönünden ayrı ayrı temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanıklar ve müdafilerinin, katılan Türkiye Cumhuriyeti ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle mahkûmiyet kararlarına dair hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2025 tarihinde karar verildi.