Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu zorunlu askerlik görevini ifa ederken 30/7/1993 tarihinde Silopi'de teröristlerle girdiği çatışma esnasında başından yaralanmıştır. Gördüğü tedavilerin ardından Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi (GATA) tarafından düzenlenen 11/4/1994 tarihli sağlık kurulu raporu ile hakkında sol kulağında sensorial tip işitme kaybı teşhisine istinaden "Askerliğe elverişli değildir." kararı verilen başvurucu 13/6/1994 tarihinde terhis edilmiştir. Aynı raporda maluliyet oranı %13 olarak belirlenen başvurucuya dereceden vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır. Başvurucu; terhisinden sonraki süreçte de baş ve omuz ağrısı, ellerinde kasılma, unutkanlık, uykusuzluk, çarpıntı gibi şikâyetlerle muhtelif tarihlerde askerî hastanelere müracaat etmiştir. Başvurucuya belirtilen rahatsızlıklarına yönelik olarak çeşitli ilaç tedavileri uygulanmıştır. Başvurucunun söz konusu tedavileri sırasında GATA Radyoloji Bölümünde 5/4/2013 tarihinde çekilen tomografisinde vücudunda yabancı cisim (mermi) görüntüsü saptanmıştır. Bu husus tomografi neticesinde düzenlenen raporda "Sol SKM kası superiorposterior mediali komşuluğunda 24x8 mm ebatlarında yabancı cisim dansitesi izlenmektedir." değerlendirmesiyle ifade edilmiştir. Başvurucunun 26/4/2013 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde yapılan muayenesi neticesinde düzenlenen raporda da GATA tarafından düzenlenen 5/4/2013 tarihli rapordakiyle aynı bulguya rastlandığı belirtilmiştir. Vücudundaki merminin ameliyatla çıkarılmasının riskli olduğu gerekçesiyle başvurucuya cerrahi müdahale yapılamamış ancak şikâyetlerinin azaltılmasına yönelik olarak yeni bir ilaç tedavisine başlanmıştır. 9/1/2014 tarihinde Bursa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen engelli sağlık kurulu raporunda başvurucunun tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %66 olarak tespit edilmiştir. Başvurucu 31/12/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına (MSB) başvurmuş ve 1993 yılında teröristlerle girdiği çatışma sırasında yaralanması nedeniyle askerî hastanelerde yapılan muayene ve tetkiklerinde, olay sırasında başına isabet eden merminin tespit edilememesinde idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek bu sebeple uğradığı maddi ve manevi zararın karşılanmasını talep etmiştir. Başvurucu, söz konusu dilekçesinde çok ciddi bir hayati risk oluşturan ve aslında çok basit bir inceleme yöntemiyle tespit edilebilecek olan bu durumun zamanında tıbbi esaslara uygun şekilde muayene edilmemesi nedeniyle olayın üzerinden ancak yirmi yıl geçtikten sonra tespit edilebildiğini, bu süreçte söz konusu rahatsızlığına yönelik bir tedavi uygulanmaması nedeniyle yıllardır ağrı ve acı içinde yaşamak zorunda bırakıldığını ifade etmiş; ayrıca maluliyet derecesinin düşük olarak tespit edilmesi nedeniyle tarafına hak ettiğinden daha düşük maaş bağlandığını belirtmiştir. Başvurucu, söz konusu başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerineAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu 9/4/2014 tarihli dava dilekçesinde idareye başvuru dilekçesindeki açıklamalarına ilaveten sağlık hizmetinin kötü ve geç işlediği, eğitimsiz sağlık personeli tarafından konulan eksik tanı nedeniyle kendisine hatalı tedavi uygulandığı, gerekli tedaviye ancak 2013 yılında başlanabildiği hususlarına da yer vermiş; mevcut rahatsızlığı zamanında tedavi edilmediğinden fiziksel ve ruhsal acılar çektiğini belirtmiştir. Başvurucu, dava dilekçesinde ayrıca vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği maluliyet oranı (%13) ile hâlihazırdaki mauliyet oranı (%66) arasındaki farka dikkat çekerek düşük maluliyet derecesi üzerinden tarafına eksik maaş bağlanması nedeniyle uzun yıllar maddi kayba uğratıldığını ifade etmiş; bu sebeplerle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine hükmedilmesini talep etmiştir. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 24/9/2014 tarihinde oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun 11/4/1994 tarihli sağlık kurulu raporu ile sol kulağındaki işitme kaybı teşhisine istinaden askerliğe elverişsiz olduğunun tespit edilmesi üzerine 13/6/1994 tarihinde terhis edildiği, bu itibarla başvurucunun en geç terhis tarihi itibarıyla zararını öğrendiği vurgulanmıştır. Başvurucunun bu tarihten itibaren bir yıl ve her hâlükârda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilen kararda, bu süreler geçtikten sonra 31/12/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine 9/4/2014 tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucunun müracaatı üzerine 5/4/2013 ve 9/1/2014 tarihlerinde düzenlenen sağlık kurulu raporlarının da dava açma süresine bir etkisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Karşıoyda ise başvurucunun 1993 yılında meydana gelen olay nedeniylevücudunda mermi olduğunun yaklaşık yirmi yıl sonra tespit edildiği iddiasının bulunduğuna dikkat çekilmiş, bu hususun doğruluğunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir. İddianın doğru olması hâlinde olay tarihindeki zarar ile hâlihazırdaki zarar arasında bir fark olup olmadığının ortaya konulması ve buna göre davada süre aşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 28/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 11/2/2015tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır. İlgili hukuk için bkz. İlker Yılmaz, B. No: 2015/19041, 24/5/2018, §§ 25-