T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2023/2801 KARAR NO:2026/151 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 06/07/2023 NUMARASI: 2021/702 Esas - 2023/583 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/10/2021 KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2023/2801 KARAR NO:2026/151 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 06/07/2023 NUMARASI: 2021/702 Esas - 2023/583 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/10/2021 KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plakalı araca 22/05/2012 tarihinde ... plakalı halk otobüsü çarptığını, davacının uğradığı kaza sonucunda baş parmağı koptuğunu ve yerine dikilemediğini, konuya ilişkin 05/02/2014 tarihli ATK Başkanlığı İhtisas Kurulu raporu bulunduğunu, davacının şikayeti sonucu açılan kamu davasında İstanbul Anadolu 77.Asliye Ceza Mahkemesi 2014/148 E. ve 2015/142 K. sayılı kararıyla davacının yaralanmasına neden olan ... plakalı özel halk otobüsü şoförü ...'ın 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını belirterek şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatına olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 22/05/2012 tarihli trafik kazasından kaynaklanan taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı itirazı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin davalı şirkette ... ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçeye göre teminatın, sakatlanma kişi başı 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, araç sürücüsünün söz konusu kazada kusurlu olmadığını, davacının yaralanmasının kendi kusuru olduğunu, kendi kusurundan dolayı tazminat talep edemeyeceğini, İstanbul Anadolu 77.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/148 esas sayılı dosyasından alınan kusur raporunda ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı şirkete tüm belgelerle birlikte kaza ve hasar ihbarında bulunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 591,28 TL geçici işgöremezlik, 78.749,52 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 79.340,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline" karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kabulüne karar verilen maddi tazminat için işleyecek faizin dava tarihinden başlamasının hatalı olduğunu, Yargıtay içtihatları ve Karayolları Trafik Kanunu gereğince faizin sigorta şirketine başvuru tarihinden başlatılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesine karşı zamanaşımı itirazı yapıldığını, dava tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi sona ermiş olduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyadan alınan kusur bilirkişi raporunda asli /tali kusurun matematiksel dağılımı hatalı olup, bilirkişi tarafından asli kusur için %70 tali kusur için %30 oran verilmesi nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, kaza kamu hizmeti görevi esnasında meydana gelmiş olması nedeniyle ticari faize hükmedilmesi hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik süresinde SGK'dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığı araştırılmadığını, alınan geçici iş göremezlik ödemeleri hesaplanan tazminattan düşülmediğini, bilirkişi raporunda TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ile teknik faiz 1,8 oranının kullanılmamış olması kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava; yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.Davalı süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuş olup öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir.Mahkemece; " 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar.Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı).Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı).TBK'nın 154. maddesi zamanaşımını kesen haller sayılmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar. Aynı Kanun'un 156. maddesi, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.Somut olaya bakıldığında kazanın 22/05/2012 tarihinde meydana geldiği, meydana gelen kaza aynı zamanda ceza yargılamasını da gerektirdiği anlaşıldığından huzurdaki dava 8 yıllık ceza zaman aşımına tabidir. Kaza tarihinden itibaren hesaplandığında 8 yıllık zamanaşımı süresi 22/05/2020 tarihinde sona ermiştir. Ancak 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verilmiştir. Buna göre 22/05/2020 tarihinden itibaren pandemi dolayısıyla duran sürelere 95 gün daha eklenerek zamanaşımı hesap edilmelidir. Somut olayda 8 yıllık uzamış zamanaşımının son günü 22/05/2020 tarihine denk geldiği böylece sürenin 30/09/2020 tarihine uzadığı anlaşılmıştır. Ne var ki huzurdaki dava zamanaşımı süreleri dolduktan sonra 27/10/2021 tarihinde açılmış olmasına göre İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kabulüne karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Daire kararının kapsam ve şekline göre; davacı vekili ile davalı vekilinin diğer istinaf itirazları inceleme konusu yapılmamıştır.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına; istinaf talebi konusuz kaldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A-İstinaf talebi konusuz kaldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığınaDavalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1- Davanın zamanaşımı dolduğundan REDDİNE, 2- Alınması gereken 732,00 TL ilam harcının peşin yatırılan 1.378,88 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 646,88 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, 3-Davacının bu dava için yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalının yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından ilgili arabulucuya ödenmesi halinde, bu ücretin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026