DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1547 E. , 2024/372 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1547 Karar No : 2024/372 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/2380, K:2021/3460 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1547 E. , 2024/372 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1547 Karar No : 2024/372 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/2380, K:2021/3460 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/2380, K:2021/3460 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi, birleştirme talebi ise yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, ByLock yazışmasında adının geçtiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu, Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde mahkeme başkanı olarak atanmasının kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin yeniden incelenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair kararın da dava konusu edildiği, bu nedenle bu davada incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği; ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği; savunma hakkının ihlal edildiği; irtibat ve iltisakın neler olduğunun açık olmadığı, darbe teşebbüsü ile en ufak bir bağlantısının ortaya konulamadığı ve bu konuda somut delil bulunmadığı; başarılı bir meslek hayatı bulunduğu; somut bir fiil isnadı olmadan, kişiselleştirilmiş gerekçelere yer verilmeden, suç işlendiğine dair somut olgulara dayalı bir tespit ve kanıt ortaya konulmadan, gerek cezai anlamda gerekse medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin en ağır yaptırım türü ihdas edilerek bir daha kamu görevine alınmamak üzere hakimlik mesleğinden çıkarma kararı verilmesinin anayasal güvence ve hakimlik teminatına sahip bir hakim için cezalandırma anlamına geldiği; ceza yargılaması neticesinde beraat etmiş olmasının idari yargılama açısından bağlayıcılığının bulunmadığının belirtilmesinin hukuka uygun olmadığı; uyuşmazlıkta, 2802 ve 6087 sayılı Kanunlar ile Anayasa'nın 139-140. maddelerinin uygulanmasının zorunlu olduğu; anayasal hakimlik teminatının gereği olarak hakim ve savcıların ancak kanunla meslekten çıkarılabilecekleri; suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği; dava konusu işlemin göreve son verme işlemi değil, meslekten çıkarma işlemi niteliğinde olduğu; “olağanüstü tedbir" nitelemesinin idare hukukunda olmadığı, farklı mantık ve tanımlamalar kullanılarak yapılan bu işlemin sonuç itibarıyla meslekten çıkartma kararı olduğu, işlemin başka bir işlem türü gibi gösterilmeye çalışılmasının kararın hukuki sonucunun “meslekten çıkartma” kararı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği; özel kanun ve Anayasa'da yer verilen şekliyle usulüne uygun soruşturma yapılmadan ve savunma alınmadan alınan meslekten çıkarma kararının iptali gerekirken davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu; işlem olağanüstü tedbir olarak nitelendirilmek suretiyle savunma hakkının kullandırılmamasının hukuka uygun bulunmadığı, yeniden inceleme talebinin de savunma hakkı olarak nitelendirilemeyeceği; dava konusu işlemin soyut olduğu ve şahsileştirme yapılmadığı; sunulan delillerin işlem tarihinde mevcut olmadığı; “irtibat” ve “iltisak”ın istihbari nitelikli kavramlar olduğu ve hiçbir hukuki temellerinin bulunmadığı; bunların muğlak, içeriği ve kapsamı belirsiz, suistimale açık kavramlar olduğu; işlemlerin ceza hukuku anlamında ceza olduğu ve somut olayda ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği; "irtibat", "iltisak" gibi kavramların ve düzenlemelerin belirlilik, öngörülebilirlik ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerine aykırı olduğu; örgüt hakkında 13/07/2017 tarihine kadar silahlı terör örgütü olduğu yönünde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı; 30/05/2016 tarihinden önce, söz konusu oluşumun terör örgütü olduğunun ne ilan edildiği ne yargı kararı ile saptandığı ne de toplumu dehşete düşürecek türden bir şiddet eylemine rastlandığı, dolayısı ile bu tarih öncesindeki fiillerle yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığı; fişleme bilgileriyle işlem tesis edildiği; işlem tarihinde somut bir delil mevcut olmadığı; dosyadaki verilerin, kişisel kanaatten öteye geçmeyen tahmin ve varsayıma dayalı beyanlar olduğu, anayasal ve kanuni hakların kullanılması, mesleki eğitim faaliyeti gibi suç unsuru teşkil etmeyen fiiller olduğu; tanık A.Ş.'nin beyanlarının soyut, yorum ve tahmine dayalı olduğu, sadece isim belirttiği, gerçeklikle ilgisinin bulunmadığı; tanımadığı üçüncü kişilerin kendi aralarında yaptığı yazışmaların gerçeklikten uzak, soyut beyanlar olduğu, doğruluklarının tespit edilmediği, kararın bu gerekçesinin suçta ve cezada şahsilik ilkesi ile kişinin kendisinden sadır olmayan eylemden sorumlu tutulamayacağı ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, yazışma içeriklerinin gerçeklikten uzak olduğu; görevdeki başarıları ve kıdemi sayesinde unvanlı göreve getirildiği; hiçbir örgütle irtibat ve iltisakının bulunmadığı ve bunun beraat kararıyla ortaya konduğu, bu kararın bağlayıcı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile yargılandığı dosyada, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği; karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan kararın bozulduğu; bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2021 tarih ve E:2018/2380, K:2021/3460 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 26/02/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.