T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/532 - 2025/1632 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/532 KARAR NO : 2025/1632 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.03.2024 NUMARASI : 2022/790 Esas 2024/228 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/532 - 2025/1632 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/532 KARAR NO : 2025/1632 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.03.2024 NUMARASI : 2022/790 Esas 2024/228 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 06.11.2021 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ...’ın maliki olduğu ... plakalı aracın, davalı ... sevk ve idaresinde seyir halinde iken yaya olarak yolun karşısına geçmek isteyen davacıların çocuğu ...'na fren tedbirine başvurmaksızın çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... için 100,00 TL ve ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 06.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline (davalı sigorta şirketi bakımından başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle ve poliçe limitleriyle sınırlı kalmak koşuluyla), ... için 200.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama aşamasında davalı sigorta şirketi tarafından poliçe limitinin ödenmesi nedeniyle davalı sigorta şirketi aleyhine açtıkları davadan feragat ettiklerini, limiti aşana kısım yönünden diğer davalılara karşı davalarının devam ettiğini beyan etmiş, ıslah dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminatı talebini davalılar ... ve ... yönünden davacı ... için 63.223,75 TL’ye, davacı ... için 41.149,10 TL’ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle, olayda müteveffa ...'nın asli kusurlu olduğunu, dosyada mevcut olan 14.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun son sayfasında müteveffa yaya ...’nın olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olup kusurlu olduğu şeklinde değerlendirme yapıldığını, fotoğraflardan da görüleceği gibi müteveffanın orta refüjden ve ağaçlıklı bir alandan aniden yola fırlayarak kazaya sebep olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aracın hızının yüksek olduğu iddiasının aksine, normal hızla seyir halinde iken dahi bu talihsiz kazanın önlenmesi imkanı bulunmadığını, kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, müteveffa ...’nın seropozitif hastası olduğu ve bu nedenle %60 engelli bulunduğu da göz önüne alınacak olursa, kazanın meydana gelmesinde ne denli etkili olduğunun anlaşılacağını, müteveffanın, rahatsızlığı ve %60 engeli nedeniyle, davacılara destek olamayacağı gibi tam aksine onların bakım ve yardımına muhtaç bulunduğunu, bu nedenle gerek manevi tazminat gerekse destekten yoksun kalma taleplerinin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kendisinin araç kiralama işi yaptığını, aracı ...'a kiralandığı, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin sorumlu olmadığını savunmuştur. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesi ile özetle; ... plakalı aracın davalı şirkete, 02.07.2021-2022 tarihleri arasında 41*** *** ****5 numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde desteğin %25, davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacılar ile davalı sigorta şirketinin sulh oldukları, davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettikleri, diğer davalıların poliçe limitinin üzerinden sorumlu oldukları, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın, davalı sigorta şirketi yönünden feragat nedeni ile reddine, davacının maddi tazminat talebinin diğer davalılar yönünden kabulü ile, davacı ... için 63.223,75 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için 41.149,1 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 06.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, 100.000,00 TL davacı ... için, 100.000,00 TL davacı ... için manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın davalı tarafından kaza tarihinden önce davalı ...’a kiralandığını, davalının işleten sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davalı yönünden davanın reddi gerektiğini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı, davalı ...’un sevk ve idaresindeki aracın, davacıların desteği yaya ...’ya çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiştir. 1-Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde kusur oranının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda, davalı sürücü ...’un, sevk ve idaresindeki otomobille meskun mahal içi yoldaki seyrini, yola gereken dikkatini vermeden ve mahal şartlarına uygun olmayan hızla sürdürüp, müteyakkız davranarak karşıya geçen veya geçmekte olan yayalara geçiş hakkını bırakacak şekilde hızını azaltması gerekirken olay yeri 408. sokak kavşak mahalline mevcut seyir hızıyla yaklaşmasıyla karşıya geçmek için üzerindeki ağaçların görüşü kapatmadığı tespit edilen sol taraf orta ayırıcıdan yola giren geçiş hakkına sahip yaya ...’na çarptığı, yayayı ön kaputunda 29,20 metre taşıyıp düşürdükten 23,30 metre sonrasında sağ şeritte durduğu kazada %75 oranında asli kusurlu olduğunun, müteveffa yaya ...’nın, olay yeri kavşak mahallinden yolun karşısına geçişte her ne kadar geçiş hakkına haiz ise de yaklaşan araçların hızları ile kendisine olan mesafesine dair gerekli kontrolü yapmadan can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde orta ayırıcıdan yola girmesi ile kazanın meydana gelmesinde %25 oranında tali kusurlu olduğunun belirlendiği, kazaya ilişkin Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/307 Esas 2023/154 Karar sayılı dosyasında, kaza tespit tutanağı, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile sanık ...’un TCK’nın 85/1 maddesi gereğince taksirle ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/1034 Esas 2023/1561 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verildiği, eldeki dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde düzenlendiği, kesinleşmiş ceza kararı ile belirlenen somut olgulara uygun, kazanın oluşumu ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı ... vekili, davacılar desteğine çarpan aracın, davalı adına kayıtlı olsa da, davalı ...’a kiralandığını, bu nedenle davalı ...’ın işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürmüşse de, davalı ... kaza tarihi itibariyle trafik tescil kaydına göre araç maliki olması nedeniyle işleten olduğu karine olarak kabul edilmekte olup gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmekte olup bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması gerektiği, bu itibarla, davalı vekili tarafından davalı ile davalı sürücü arasında yapılmış kira sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı, dosyaya sunulan adi yazılı kira sözleşmesinde davalının taraf olmadığı anlaşılmakla kaza tarihi itibariyle davalının işleten sıfatının bulunmadığı iddiasını dosya kapsamında ispat edemediği anlaşıldığından bu hususa yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 3-Davacıların manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda, kazanın gerçekleşme biçimi, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusur olması, davacıların müteveffaya yakınlık dereceleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, davacılar tarafından duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde, olayın özelliğine ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davalı hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.791,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.197,92 TL harcın mahsubu ile kalan 15.593,78 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.