12. Ceza Dairesi 2021/9240 E. , 2023/2584 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1728 E., 2019/4629 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemes
**12. Ceza Dairesi 2021/9240 E. , 2023/2584 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1728 E., 2019/4629 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 19.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının nitelikli dolandırıcılık suçundan 14.01.2014 tarihinde gözaltına alındığını, 16.01.2014 tarihinde tutuklandığını ve 25.05.2015 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini ve tutuklama nedeniyle maddi ve manevi zarar uğradığını beyan etmiş, 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 30.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, yetki, mükerrer dava ve mahsup bakımından araştırma yapılması gerektiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, zararın ispat edilmediğini, tutuklamadan faiz talebini kabul etmediklerini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. 3. Söke Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2018/188 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2019/1728 Esas, 2019/4629 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın tazminat miktarının değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gerekçesiyle temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; cezaevi harcamalarının maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve eksik maddi ve manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Söke Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Davacı ...'un İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/160-2015/283 E.K. sayılı dosyası kapsamında, davacının tahkikat aşamasında 14/01/2014 tarihinde gözaltına alındığı, 16/01/2014 tarihinde İzmir 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/1 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, davacının İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/02/2015 tarihli ara kararı ile de bihakkın tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/12/2015 tarih ve 2014/160-2015/283 E.K. sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının ... olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan beraatine karar verildiği, kararın 25/05/2017 tarihinde kesinleştiği, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine davacı hakkındaki beraat kararının ve kesinleşme şerhinin sanığa tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise hangi tarihte tebliğ edildiği hususunun sorulduğu, cevaben dosyanın diğer sanıklar yönünden temyiz incelemesinde olduğunun bildirildiği, UYAP sistem kayıtlarında yapılan tebligat sorgulamasında bir bilgi edinilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin talep etmiş olduğu davacının tutuklu kaldığı dönem içindeki maddi tazminat talebi ile ilgili yapılan araştırmada; Davacının tutuklama tarihi olan 16/01/2014 tarihinde markette çalıştığı, başka bir işinin olmadığı, adına kayıtlı taşınır veya taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, mahkememizce de gelir durumu nazara alınarak tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan net asgari ücret üzerinden haftasonu dini ve milli bayram tatilleri nedeniyle indirim yapılmaksızın hesaplanacak bir miktarın maddi zarar olarak tespit edilmesi gerektiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünce yayınlanan net asgari ücret miktarına göre yapılan hesaplama neticesinde tutuklu kalınan süre dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde bulunan toplam 15.290,15 TL maddi tazminatın davacının talebi doğrultusunda gözlatı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat tutuklanan şahsın sosyal çevresinde itibarın sarsılması, hürriyetinden yoksun kalınması nedeniyle duyulan elem ve ıstırap ve ruhi sıkıntıların bir nebzede olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Manevi zararın tümüyle giderilmesi olanaksız ise de tayin edilecek manevi tazminat kişinin acı ve ıstıraplarının dindirilmesinde, sıkıntıların azaltılmasında etken olacaktır. Bu nedenle kişinin cezaevinde kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği dikkate alınarak zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşması gerekmektedir. Manevi zararın verilmesinde objektif bir kriter bulunmamakla beraber yukarıdaki hususlar çerçevesinde makul ve makbul bir miktar tespit etmek gerekecektir. Somut olayımızda davacının tutuklu kaldığı süre, tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, adalet ve hakkaniyet ilkeleri nazara alınarak zenginleşme sonucu da doğurmaması açısından tüm dosya kapsamı da birlikte değerlendirilerek 20.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden (talep doğrultusunda) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir." denilmektedir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 14.758,11 TL'ye indirilmesi ve manevi tazminatın 25.000,00 TL'ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/160 Esas – 2015/283 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli dolandırıcılık suçundan 14.01.2014 - 25.05.2015 tarihleri arasında 496 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır. 2. UYAP üzerinden yapılan incelemede davacı hakkında tazminata esas ceza davasında 29.12.2015 tarihinde davacının (sanığın) müdafiinin yüzüne karşı verilen beraat kararının temyiz edilmemesi nedeni ile 06.01.2016 tarihinde kesinleştiği, ancak mahkemece kesinleşmenin dosyada hakkındaki hükümler temyiz edilen diğer sanıkların hükümlerinin kesinleşme tarihi olan 25.05.2017 tarihinde yapıldığı görülmüştür. 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemedeki süreler hak düşürücü süreler olup her aşamada resen incelenecek kesin hukuka aykırılıklardandır. Bu kapsamda, davacı hakkında 29.12.2015 tarihinde verilen hükmün 06.01.2016 tarihinde kesinleştiği ve Kanun'da öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 19.02.2018 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla, davanın süreden reddi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde dava süresinde kabul edilerek işin esasına girilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2019/1728 Esas, 2019/4629 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.09.2023 tarihinde karar verildi.