11. Ceza Dairesi 2023/5520 E. , 2023/8777 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z MA MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/181 E., 2022/398 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin
**11. Ceza Dairesi 2023/5520 E. , 2023/8777 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z MA MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/181 E., 2022/398 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/181 Esas, 2022/398 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi ile 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 16.12.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve 2023/13741 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93927 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93927 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde yer alan, "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayini gerekmediği anlaşılmış ise de, sanığın talimatla alınan 18/10/2022 tarihli savunmasında müdafi talep etmediği, müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunma yapacağını beyan etmesine rağmen müdafii olmadan savunması alındığı cihetle, mahkemesince yeniden talimat yazılarak sanığın müdafii varsa müdafii huzurunda yeniden savunmasının alınmasının istenmesine, müdafii yok, ancak baro tarafından müdafi görevlendirilmesini talep etmesi halinde görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması, ya da müdafii isteyip istemediği sorularak müdafii istemediğini beyan etmesi halinde, savunmasının tekrar alınmayarak evrakın ikmalen gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu çelişki giderilmeden sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Sanığın üzerine atılı bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezası, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun;...f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle...İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklinde belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un sanığın duruşmadan bağışık tutulması başlıklı 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; "Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. " hükmü yer almaktadır. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150 nci maddesi; "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" Şeklinde düzenlenmiştir. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 tarihli ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "...sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir." 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; ceza miktarı itibarıyla sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirmeyen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılama sırasında, sanığın talimat yoluyla İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 18.10.2022 tarihinde yapılan sorgusunda, 5271 sayılı Kanun uyarınca yasal hakları hatırlatıldıktan sonra müdafiinin hazır olduğunu ve müdafii huzurunda savunmasını yapacağını bildirmesine karşın, müdafii olmadan savunmasının alındığı anlaşılmakla; Mahkemece, İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine yeniden talimat yazılarak, sanığın hazır bulunması halinde müdafii huzurunda savunmasının alınması, müdafiinin bulunmaması ve kendisine baro tarafından müdafii görevlendirilmesini talep etmesi durumunda görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması, kendisine müdafii atanmasını istememesi halinde tekrar savunması alınmayarak evrakın ikmalen gönderilmesi gerekirken, sorgu zaptındaki bu çelişki giderilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/181 Esas, 2022/398 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.