8. Hukuk Dairesi 2022/7968 E. , 2024/7007 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3138 E., 2019/1106 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/250 E., 2017/262 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmi…
**8. Hukuk Dairesi 2022/7968 E. , 2024/7007 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3138 E., 2019/1106 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/250 E., 2017/262 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incelemeye ilişkin Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Bilindiği üzere; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6099 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10/2 nci maddesine göre “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” yine, 6099 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” yine, 6099 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir. 7201 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır./ Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir…” hususları düzenlenmiş olup, yapılan araştırmalardan sonra ilanen tebligatla ilgili işlemlerin nasıl yapılacağı da, Tebligat Kanunu'nun 29 ve 30 uncu maddeleri ile ilanen tebligatın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 46 ve 47 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun ilana ilişkin 28 inci maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 46 ncı maddesindeki hükümler gereği, çok yönlü araştırma (resmi ve hususi müessese ve dairelerden örneğin seçim kurullarından, vergi dairesinden) yapılarak, bundan sonuç alınamaması halinde ilanen tebliğe gidilmesi gerekir. İlanen tebligat, başvurulacak son yoldur. Bu nedenle adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınıp soruşturmanın çok yönlü yapılması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince ilk olarak dava dilekçesinin, davalı ... adına dilekçede belirtilen "... Köyü .../Sivas" adresine tebliğe çıkarıldığı, ... köyü muhtarı ...'ün davalı ...'ın İstanbul'da ikamet ettiği ve açık adresinin bilinmediği beyanı üzerine tebliğ olunmaksızın iade olunduğu, 24.10.2014 tarihli celsede davacı tarafa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 119/d maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre içerisinde davalının tebligata yarar açık adresinin sunmasının istendiği, bunun üzerine davacı ... İdaresi tarafından temin edilen nüfus kayıt örneğinde davalının MERNİS adresinin ".../Hollanda", diğer adresinin ise "... mah.... sk. ... apartmanı blok no:... iç kapı no: ... .../İstanbul" olarak kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, dava dilekçesinin öncelikle yurt içi adresine tebliğe çıkarıldığı ve adreste bulunan ...'un davalı ...'ın yurt dışında yaşadığını imzadan imtina ederek beyan etmesi üzerine tebligatın yapılamadığı, 05.02.2015 tarihli celsede; davalının merniste yurt dışında olduğu görülmekle davalının yurt dışı adresine dava dilekçesinin tebliğine, davalının açık adresini bildirmek üzere davacıya iki hafta sure verilmesine karar verildiği, davacı tarafça yurt dışı adresinin tespit edilememesi üzerine, Mahkemece 09.07.2015 tarihli müzekkere ile T.C. ... Başkonsolosluğundan davalı ...'ın tebliğe yarar yurt dışı açık adresinin tespiti istendiği, T.C. ... Başkonsolosluğundan alınan 13.08.2015 tarihli cevabi yazıda, davalı ...'a ait Başkonsolosluk kayıtlarında herhangi bir yurt dışı adres bilgisine ulaşılamadığı belirtildiği görülmüştür. Akabinde Mahkemece, ... İlçe Jandarma Komutanlığı ve ... Emniyet Müdürlüğüne yazdığı müzekkereler ile davalının tebliğe yarar açık adresinin araştırılması istenmiş; ... İlçe Jandarma Komutanlığının araştırması neticesinde, davalı ... (...) ...'ın ... köyünde ikamet etmediği, açık adresinin bilinemediği tespiti yapılmış, Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırma neticesinde ise; davalı ...'ın Kocaeli ilinde ikamet eden ablası ... ile yapılan görüşmede, kardeşinin Hollanda'da yaşadığını ancak açık adresini bilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan adres araştırmasının neticesiz kalması üzerine dava dilekçesi davalı tarafa, dosya arasında bulunan 04.05.2016 tarihli gazetede ilanen tebliğ edilmiştir. Yargılama sonunda gerekçeli karar ve istinaf dilekçesi 17.10.2018 tarihinde gazete ile ilanen tebliğ olunmuş ve TK 21/2 maddesi gereğince bilinen son adrese iadeli taahhütlü mektup gönderilmiştir. Kararın davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesinin temyize konu kararı da 07.11.2019 tarihli gazetede ilanen tebliğ edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı tarafa 07.11.2019 tarihinde ilanen tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 05.10.2022 tarihinde verilmiş olduğundan temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.