9. Ceza Dairesi 2023/1547 E. , 2023/1601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu
**9. Ceza Dairesi 2023/1547 E. , 2023/1601 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2018/3077 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan (2 kez), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır. 2. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2020 tarihli ve 2020/169 Esas, 2020/454 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında a. Katılan mağdure ...'e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2021/463 Esas, 2021/501 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdure ... vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının katılan mağdure ... vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/23739 Esas, 2022/6574 Karar sayılı kararı ile özetle mağdure ...'e yönelik mahkemenin gerekçesinde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine ulaşıldığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesince çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratılması; katılan mağdure ...'e yönelik İlk Derece Mahkemesince sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdurun poposuna eliyle cinsel amaçla dokunması şeklindeki eylemlerinin zincirleme biçimde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, 103 üncü maddesinin (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 5. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2022 tarihli ve 2022/655 Esas, 2022/700 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, a. Katılan mağdure ...'e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulmasına ve mağdurenin yaşı, sanığın kızı olduğu dikkate alınarak sanığın teşdiden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın mağdurların babası olması nedeniyle her iki mağdura karşı üst sınırdan ve mağdure ... yönünden çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına ve zincirleme suç hükmü uygulanırken de üst sınırdan artırım yapılmasına ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Katılanın ve mağdurların beyanları dışında delil olmadığına, katılanın mağdurları yönlendirdiğine, mahkemece sanık hakkında derdest olan diğer çocuklarına yönelik çocuğun cinsel istismarı davasıyla birleştirme kararı verilmemesi nedeniyle ifadelerdeki çelişkilerin anlaşılmadığına, katılanın tapu meselesinden sanık ve ailesine olan öfkesi nedeniyle sanık ve ailesi aleyhine sürekli dava açtığına, adli tıp raporunun mağdurların ifadelerini doğrulamadığına, sanığın suçu işlemediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Mahkemece; "Mahkememiz heyetince yapılan yargılama sonucunda; iddia, sanık ve müdafinin savunmaları, nüfus ve adli sicil kaydı, katılan beyanları, tanık ....'nın beyanları, mahkememiz 2020/169 Esas sayılı dosyası ve 2018/85 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların beyanları, mağdur çocukların ÇİM merkezinde alınan beyanları, Adli Görüşme Değerlendirme Raporu, mağdur çocukların muayene raporları ve Adli Tıp Kurumu raporları, Yargıtay Bozma ilamı, yargılama aşamasında ve duruşmadaki gözlem, tespit ve elde edilen deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdurlar ... ve ...'in olay tarihinde 12 yaşından küçük ve sanık ile katılan ...'ın müşterek öz çocukları olduğu, sanığın olay tarihlerinde ailesi ile ... ilçesindeki konutlarında yaşadıkları, sanığın mağdurların yanında cinsel organı gözükür şekilde evde dolaştığı, mağdurların cinsel bölgelerine dokunduğu, çıplak bir şekilde kucağına aldığı, bu şekilde her iki mağdura karşı cinsel istismar eylemlerinde bulunduğu kabul edilen olayda sanık her ne kadar atılı suçlamaları kabul etmeyerek olayın eşinin iftira atması üzerine kurulu bir komplo olduğunu savunmuş ise de; mağdur çocukların yaşlarının küçüklüğü, samimi beyanları, düzenlenen muayene raporları ve Adli Tıp kurumu tarafından düzenlenen raporları dikkate alındığında, katılan ile eşi olan sanığın aralarında husumet bulunduğu düşünülse dahi, mağdur çocukların öz babaları olan sanığa olayların ayrıntılarını ve yer zaman belirtirek, ayrıntı vererek yaşadıklarını anlattıkları beyanlarında iftirayı gerektirecek hiçbir ihtilafın ve husumetin bulunmadığı, anne baba arasındaki anlaşmazlığın neticesinde mağdurların yaşı itibariyle vakıf olamayacağı bir husus olan cinsel eylemler hususunda öz babalarına karşı böyle bir suç atfetmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdur çocukların beyanları ile katılan olan annelerinin beyanında eşi olan sanığın çocuklarına uygunsuz davranıyorken yakaladığını, daha öncede çocuklarının kendisine babalarının yaptıklarını anlatmış ise de ihtimal vermediğini için inanmak istemediğini beyan ettiği, mahkememiz yeni esasında dinlenen tanık ....'nın ise olaya dair herhangi bir görgüsünün olmadığı anlaşılmış ve duyduklarını beyan ettiğine kanaat getirilmiş ise de önceki yargılama dinelen tanık ....'nın itibar edilmemesi için bir neden bulunmayan beyanına göre sanığın olaydan sonra görüştüğü bu tanığa olayları dolaylı olarak ikrar ettiği, olayın küçük mağdurların anlatımına uygun düşen örgüsü karşısında, sanığın suçu inkar eden ve katılanı suçlayan savunmasına itibar etmenin mümkün olmadığı, yerleşmiş Yargıtay içtihatları da dikkate alınmak suretiyle küçük mağdurelerin beyanlarına itibar edilerek sanığın öz kızı olan yaşı küçük mağdure ...'e yönelik olayın intikal şekli ve zamanı ile mağdureyle ilgili düzenlenen doktor raporunda herhangi bir livata bulgusuna rastlanılmadığının belirtilmesi üzerine sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş ise de, kabul edilen olay, mağdur çocuğun beyanı ve ATK raporu itibariyle sanığın mağdurun poposuna eliyle cinsel amaçla dokunması şeklindeki birden farklı zamandaki eylemlerinin zincirleme biçimde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğuna kanaat getirildiğinden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının c bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, mağdure ...'e yönelik olayın intikal şekli ve zamanı ile mağdureyle ilgili düzenlenen doktor raporunda herhangi bir livata bulgusuna rastlanılmadığının belirtilmiş ise de, kabul edilen olay, mağdur çocuğun beyanı ve ATK raporu itibariyle sanığın çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğine kanaat getirildiğinden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının c bendi, 62 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının süresi dikkate alınarak sanığın tutukluluk halinin hükmen devamına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması nedeniyle katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, oy birliği ile karar vermek gerektiği vicdani kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdure ... vekilinin, katılan Bakanlık vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirtikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 05.12.2022 tarihli ve 2022/655 Esas, 2022/700 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.