4. Hukuk Dairesi 2011/10057 E. , 2012/11236 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi İHBAR OLUNAN : BAŞAK SİG. A.Ş VEKİLİ AVUKAT FAHRİ MURAT TAŞ İHBAR OLUNAN : T.C ULAŞTIRMA BAKANLIĞI .. . Davacı .... ve diğerleri vekili Avukat.... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 13/06/2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne da…
**4. Hukuk Dairesi 2011/10057 E. , 2012/11236 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi İHBAR OLUNAN : BAŞAK SİG. A.Ş VEKİLİ AVUKAT FAHRİ MURAT TAŞ İHBAR OLUNAN : T.C ULAŞTIRMA BAKANLIĞI .. . Davacı .... ve diğerleri vekili Avukat.... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 13/06/2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, davalılar Nallıhan Kaymakamlığı ve ... vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1)Davalılardan Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığının temyizi yönünden; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar; davalılardan Nallıhan Kaymakamlığında koruma polisi olarak görev yapan davalı ...'ın idaresinde, diğer davalı Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığına ait aracın, yolun karşı şeridinde seyir halinde bulunan desteklerinin de içinde bulunduğu araca çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalılardan Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı süresinde yetki itirazında bulunmuş, diğer davalılar da davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; meydana gelen kazada araç sürücüsü ..., aracın maliki ve işleteni olarak Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı ve istihdam eden sıfatıyla İçişleri Bakanlığının dayanışmalı olarak sorumlu olduğu, davalıların desteğinin kusursuz olması ve davalıların kusur durumlarına göre haklarında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemelerin yetkisi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 9 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Yasasının 9. maddesinde; genel yetki kuralı açıklanmış, her davanın yasada aksine hüküm bulunmadıkça davalının oturduğu yer mahkemesinde görüleceği öngörülmüştür. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 21. maddesinde, haksız eylemden doğan davaların haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açılabileceği ve haksız eylemin birden fazla kişi tarafından işlenmiş olması halinde ortak yetkili mahkemenin haksız eylemin işlendiği yer mahkemesi olduğu ifade edilmiştir. Dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkili mahkeme varsa, davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açılamaz. Açıklanan nedenler karşısında; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasanın 21. maddesinin, 9. maddesinden daha özel bir düzenleme niteliğinde bulunduğu gözetilerek haksız eylemden kaynaklanan uyuşmazlığın davalının oturduğu yer mahkemesinde değil, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Somut olayımızda; haksız eylemin, zararın meydana geldiği yer ve davalılar için ortak yetkili mahkeme, Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Şu durumda mahkemece, haksız eylemin gerçekleştiği yer olan Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu benimsenerek davalının yetki itirazının kabulü ile istek doğrultusunda davalı Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı hakkındaki davanın tefrik edilerek onun yönünden yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan olgular ve özellikle HUMK.nun 21. maddesi hükmünün göz ardı edilerek adı geçen davalı hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. 2)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... Bakanlığının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 3) Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a) Davalılar arasında dayanışmalı sorumluluk bulunmakta olup davacı zararın tümünü dilediği dayanışmalı sorumludan isteme hakkına sahiptir. Mahkemece, davalının kusursuz olması nedeniyle % 100 kusur oranı üzerinden zarar hesabı yaptırılarak olaya etki ettiği anlaşılan gizli buzlanma nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 43. maddesine göre uygun bir indirim yapılmalıdır. Mahkemece bu durum gözardı edilerek %50 kusura göre maddi tazminata karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. b)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda; kusur durumu, davacıların desteğe olan yakınlıkları ve yukarıdaki ilkeler gözönüne alındığında hükmedilen manevi tazminat azdır. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması doğru bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) no'lu bentte gösterilen nedenlerle Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı yararına, (3/a,b) no'lu bentte sayılan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalı ...'nın tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının (2) no'lu bentte sayılan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılar ile davalı Nallıhan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği'nden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.