Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete a
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;....... Holding A. Ş.'nin baba ve ağırlıklı olarak müvekkili ... olmak üzere iki oğlu tarafından yönetilen bir şirket olduğunu, müvekkilinin ilk defa 04-04-2016 tarihli toplantıda şirket yönetim kurulu üyeliğirie seçilmediğini, bunun müvekkilinin ailevi nedenlerden dolayı şirketten difilanma\sürecinin ilk resmi adımı olduğunu, toplantının sair maddelerinin görüşülmesinin müvekkilinin talebi üzerine ertelendiğini, ertelenen toplantının 09-05-2016 yapıldığını, müvekkilinin karşı oylarına rağmen yıllık faaliyet raporunun ve fînansal tabloların tasdik edilmesine, müvekkilinin ibra edilmemesine ve diğer üyelerin ibra edilmesine, karın dağıtılmamasına ve dağıtılmayan karın olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına ve yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK'nun 395 ve 396. maddelerinde belirtilen işleri ifa edebilmeleri hususunda gerekli yetkinin verilmesine karar verildiğini, bahsi geçen kararların iptali için müvekkili tarafından dava açıldığını, davalı şirketin 09-05-2016 tarihli genel kurulunun şirket mizanı ortaklara gösterilmeden yapıldığını, ibraya ve yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararların kanuna aykırı olarak alındığını, karın dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın ortaklığın amacını kaybettiğini gösterdiğini, davalı şirketin esas mukavele gereğince dağıtılması zorunlu olan %5 oranındaki kar payını hiç dağıtmadığı gibi müvekkilinin payının %24'te kalmasından bilistifade kalan %50'nin de dağıtılmamasına karar verdiğini, yönetim kurulu üyeliğinden çıkartılan müvekkilinin hissedarı olduğu şirketlerden herhangi bir gelir elde edememesi için doğrudan kar dağıtılmayıp huzur hakkı adıyla aile efradı olan yöneticilere örtülü kar dağıtımı yapıldığını, TTK m.531'e göre haklı sebepler kavramına ilişkin yapılacak tanımlamada dikkate alınması gereken kıstasların başında çoğunluğun gücünün kötüye kullanılması hususunun geleceğini, çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasından doğan haklı sebep örneklerinin en başında kar payı alma hakkının ihlalinin bulunduğunu, davalı şirket tarafından uzun yıllardır hiç kar payı dağıtılmamış olmasının başlı başına bir haklı sebep olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, pay sahipleri arasındaki çekişmenin ve hatta menfaat çatışmasının dahi haklı sebebin varlığı için yeterli kabul edileceğini, müvekkili yönünden ortaklığın devamının çekilmez hale geldiğini, davalı şirketin uzun süredir farklı gerekçelerle kar dağıtmayarak esas mukaveleye aykırı hareket ettiğini, şirket kaynaklarının pay sahiplerini zarara uğratacak şekilde kullanıldığını iddia ederek; ihtiyati tedbir olarak davalı şirkete kayyım atanmasına, davalı şirketin haklı sebeple feshine, feshin uygun görülmemesi halinde ise karara en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkilinin hisseleri satın aldırılmak sureti ile müvekkilinin paydaşlıktan çıkarılmasına veya uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüme ulaşılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.