Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeni şirketin davalıların da hissedarı olduğu dava dışı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş (eski unvanı ... Tıbbi Cihazlar Sağlık Hizmetleri Danışmanlık Ticaret Ltd. Şti.)'nin halihazırda sermayesinin % 55 ’ine sahip en büyük ortağı olduğunu, vekiledeni ... Medikal ile ... Tıbbi Cihazlar Sağlık Hizmetleri Danışmanlık Ticaret Ltd. Şti.'nin pay sahipleri olan davalılar ... ve ... arasında 24.12.2013 tarihinde "Hisse Devir Anlaşması" ve 22.01.2014 tarihinde de "Hissed
davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 2004 yılında %50 ortaklıkla ... Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, müvekkilinin Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle şirket işleri ile davalının ilgilendiğini, davalının yetkisini müvekkili adına sahte belge ve müşterek imza ile kullandığını, davalının şirket adına banka hesaplarından para çektiğini, ancak şirket defterine işlemediğini, bu paraları şirket harcamalarında da kullanmadığını, davalı hakkında savcılık kanalıyla şikayetçi olunduğunu ileri sürerek, şirket kâr payı ile birlikte davalının şirket adına çekip şirket işlerinde kullanmadığı paralar karşılığı şimdilik 10.000,00 TL'nin müvekkilinin şirketteki hissesi oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, alacağa muaccel olduğu tarihten itibaren faiz yürütülmesine, davalı hakkında TTK 562. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''...Dava dışı şirkete ait sicil dosyası getirtilmiş, şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde kaldığı, şirketin tasfiye halinde olup davalının tasfiye memuru olduğu, tasfiyenin sonlandığı görülmüştür."Davacının ilk talebi 6102 sayılı Kanunun 644 maddesi uyarınca uygulanması gerekli, TTK 553 ve devamı maddelerinde düzenlenen şirket tasfiye memuru durumundaki davalının şirkete zarar verdiği iddiasına dayalı tazminat istemidir. Davalının tasfiye memuru olarak şirketi zararlandırıcı eylemlerde bulunduğu iddia edilmiş olup bu durumda TTK 555 maddesi uyarınca tazminatın ancak şirkete ödenmesi istenebilir. Davacının zararın davalıdan tahsili ile kendisine ödemesi yönündeki talebi bu nedenle mahkememizce yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. "Davacının 2.talebi ise kar payı talebi olup bu talebin şirket tasfiye memuruna yöneltilmesi mümkün olmayıp şirkete karşı açılacak davada talep edilmesi gerektiğinden davalıya karşı bu taleple açılan davanın da pasif husumet yokluğundan reddine...'' karar karar vermek gerektiği gerekçisiyle, davacının kâr payı talebi yönünden açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının davalı tarafça şirketin zarara uğratıldığı iddiası yönündeki davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Müvekkilinin de ortağı olduğu ... Tic. Ltd. Şti.'nin davanın açıldığı tarihte tasfiye halinde bir şirket olduğunu, şirketin tasfiye memurunun ise diğer ortak olan davalı olduğunu, müvekkili her ne kadar bahsi geçen şirketin ortağı olsa da şirket adına vekaletinin bulunmaması ve tasfiye memuru ile karşılıklı davalarının olması sebebiyle kendisinden vekalet alınamadığını,Müvekkili şirket ortağı olarak kâr payından hissesine düşen miktarı talep ettiğini, tasfiye haline girmiş bir şirketin tüm işlem ve temsilinden sorumlu olan tasfiye memuru olduğu için davalının gerek ortak olarak gerekse tasfiye memuru olarak taraf sıfatı bulunduğunu, Öncelikle şirketin tasfiyesinin ne aşamada olduğu Ticaret Sicil Memurluğundan araştırılıp, tasfiye devam ediyorsa davanın tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuruna yöneltilmesinin kabulü veyahut davanın şirkete ihbarı; tasfiye tamamlanmış, şirket sicilden terkin edilmiş ise taraflarına şirketin ihyası için süre verilip sonucuna göre taraf teşkilinin sağlanıp yargılamaya devam edilmesi gerekirken, husumet yokluğu sebebiyle reddine yönelik verilen kararın hatalı olduğunu, Davalının tasfiye memuru ve imzaya yetkili ortak olarak yaptığı işlemlerden sorumluluğu kendisine ait olduğunu, buna ilişkin istemlerin şirkete yöneltilmesinin yahut şirket adına istemde bulunulmasının düşünülemeyeceğini, müvekkilinin kâr payı alacaklısı olarak alacaklı konumda olduğunu TTK'nın 546/2. maddesinin ve 553. maddesi gereği her halükarda tasfiye memurunun kusuru, şirketin tasfiye sürecinin ne aşamada olduğu ve sair hususlar araştırılarak taraf sıfatının olup olmadığının ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğini,Kaldı ki kararın gerekçesinde taleplerinin yanlış değerlendirildiğini, davalının şirketi kusurlu davranışlarıyla zarara uğrattığından müvekkilinin zararının şirkete ödenmesini değil, kendisinden kaçırılan payların kendisine ödenmesini talep ettiğini,Kâr payına ilişkin taleplerin ise şirketi temsile yetkili olması nedeniyle tasfiye memuruna yöneltildiğini,Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.