Başvuru, sağlık durumu dikkate alınmadan tutuklama kararı verilmesi, ceza infaz kurumunda tutulmaya kesin olarak uygun olmayan sağlık durumuna rağmen tutukluluğun devam ettirilmesi ve ceza infaz kurumundaki tutma koşullarının tutuklunun sağlık durumuna uygun olmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; sağlık durumu dikkate alınmadan tutuklama kararı verilmesi, ceza infaz kurumunda tutulmaya kesin olarak uygun olmayan sağlık durumuna rağmen tutukluluğun devam ettirilmesi ve ceza infaz kurumundaki tutma koşullarının tutuklunun sağlık durumuna uygun olmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/5/2019 tarihinde yapılmış olup başvuruda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca başvurucunun tutukluluk hâlinin sonlandırılarak tahliyesine karar verilmesi yönünde tedbir kararı verilmesi de talep edilmiştir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca tedbir talebinin ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 15/5/2019 tarihinde yapılan toplantıda başvurucunun tedbir talebi kabul edilerek tedavisinin derhâl sağlanması ve ceza infaz kurumunda kalmasının hayati bir risk teşkil edip etmeyeceği yönünde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsünden sonra FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmalarına yönelik olarak da soruşturmalar yapılmış ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Başvurucunun da anılan örgütün yöneticisi veya üyesi olduğu iddiasıyla Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) soruşturma başlatılmış ve kendisine ulaşılamadığı gerekçesiyle Iğdır Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) başvurucu hakkında 23/11/2016 tarihli yakalama emri düzenlenmiştir. Başvurucu 26/2/2018 tarihinde Hâkimlikçe yapılan sorgusu sonrasında silahlı terör örgütü yönetme suçundan tutuklanarak Iğdır B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmüştür. Sorgu sırasında başvurucu; başka hususlar yanında sağlık durumu nedeniyle hastanede sürekli kontrol altında tutulması gerektiğini, tutuklanması durumunda sağlık durumunun kötüleşeceğini ve tedavisine devam etmek istediğini beyan etmiştir. Hâkimlik, karar verirken başvurucunun sağlık durumuna yönelik iddialarını da dikkate almış ancak başvurucu tarafından sunulan raporların (Bu raporların hangi sağlık merkezleri tarafından verildiği ve içeriklerinin ne olduğu tespit edilememiştir.) tutuklamaya engel olmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucu tutuklanmasından önceki sağlık durumuna ilişkin bazı belgeleri Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bu belgelerden testis malign (kötü huylu) neoplazmı (ur) tanısı ile başvurucunun Atatürk Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezine (Üniversite Hastanesi) yatırılıp 22/5/2017 tarihinde sol inguinal (kasık, kasıkla ilgili) orşiektomi (testis çıkarımı) ameliyatı olduğu, başvurucu için üç kür bep kemoterapisi planlandığı, başvurucunun iki kür bep kemoterapisi aldığı, 14/8/2017 tarihi itibarıyla başvurucunun takip ve tedavisinin devam ettiği anlaşılmıştır. Radyolojik görüntülemeye ilişkin 3/1/2018 tarihli rapora göre sağ hilus (göbek) inferior (aşağı, alt) kesimden alt loba giden vasküler (damarsal, damarla ilgili) yapılar komşuluğunca uzanım gösteren nispeten düzgün kenarlı 26x16x30 mm ebatlarında minimal (en az) regresyon (gerileme) gösteren (eski boyut 20x28x40 mm) hipodens görünüm, lezyon komşuluğunda sağ akciğer alt lob lateral (yan, dış yan) ve medial (iç yan, orta) bazal segmentlerde fokal (yerel, odaksal) aerosyon artışı, normalden büyük karaciğer, sol böbrek orta zonda (bölge, kuşak) 6 mm çapında hipodens kistik görünüm ve sağ paraaortik alanda büyüğü 36x20 mm ebatlı olan, belirgin boyut ve natür değişikliği göstermeyen (eski boyut 35x20 mm) birkaç LAP (lenfadenopati, lenf bezi büyümesi) izlenmiştir. A. Anayasa Mahkemesince Tedbir Kararı Verilmesine Kadar Olan Süreç Başvurucu, kendisine isnat edilen suç gözetilerek Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) 167 No.lu Genelgesi'ne istinaden 2/3/2018 tarihinde Patnos L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Patnos Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucu, vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 19/3/2018 havale tarihli dilekçesinde, kanser hastası olduğunu ve enfeksiyondan korunması gerektiğini belirterek tahliye talebinde bulunmuştur. Talep dilekçesinde Prof. Dr. S.B.T. tarafından düzenlenmiş bir raporun ekte yer aldığını belirtmiştir. UYAP'ta anılan dilekçe ekinde bir rapor yer almamaktadır. Patnos Ceza İnfaz Kurumu, ceza infaz kurumunda tutulması nedeniyle başvurucunun yaşamının tehlikeye girip girmediği ve infazın ertelenmesiyle ilgili hukuki düzenlemelerin başvurucu yönünden uygulanabilirliği konusunda Patnos Devlet Hastanesinden rapor düzenlemesi istenmiştir. Patnos Devlet Hastanesince düzenlenen 28/3/2018 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda başvurucunun özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının %81 olduğu belirtilmiştir. Raporun kullanım amacıyla ilgili bölümünde “sosyal yardım” kutucuğunun işaretli olması, raporun sosyal yardıma esas olarak düzenlendiğini göstermektedir. Anılan raporda ceza infaz kurumunda tutulmasının başvurucunun sağlığına etkisi ile ilgili bir değerlendirme yer almamaktadır. Başvurucu, vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 30/3/2018 tarihli dilekçesinde; hastalığının ağırlaştığını, ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşamı için risk oluşturduğunu, tutuklu olması nedeniyle sağlık hakkından mahrum bırakılamayacağını ve mahkûmiyet hükmünün infazının bile mahkûmun sağlık durumuna istinaden ertelenebildiğini belirtip tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Başvurucu, vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 3/4/2018 tarihli dilekçesinde 30/3/2018 tarihli dilekçesinde yazılı hususları tekrar edip Patnos Devlet Hastanesince düzenlenen özürlü sağlık kurulu raporu doğrultusunda tahliye edilmesine karar verilmesini istemiştir. Başvurucu 4/4/2018 tarihinde tahliye talebinde bulunmuştur. Yaptığı talepte başvurucu; ameliyatın ve aldığı kemoterapilerin hastalığının tedavisinde yetersiz kaldığını, tutuklanmasından önce ikinci bir ameliyat için İstanbul'da bulunan .. Hastanesine sevk edildiğini, tutuklama kararı verilmesiyle tedavi hakkının kısıtlandığını, ceza infaz kurumunun şartlarının mağduriyetine neden olduğunu ve düzenli olarak aylık yapılması gereken tetkiklerini geçen iki ayda yaptıramadığını iddia etmiştir. Başvurucunun zikredilen tahliye talepleri, Hâkimliğin 26/3/2018, 2/4/2018 ve 11/4/2018 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. 11/4/2018 tarihli kararda, ceza infaz kurumunda tutulmasının başvurucunun hayatı için sakınca oluşturduğuna ilişkin sağlık kurulu raporu olmadığı ve başvurucunun tedavi amacıyla sağlık merkezlerine sevk edilebileceği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/4/2018 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütü yönetme suçundan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) kamu davası açmıştır. Üniversite Hastanesince düzenlenen 20/4/2018 tarihli radyoloji raporunda izlendiği belirtilenler şunlardır: Sağ femoral (uyluk, uylukla ilgili) bölgede büyüğü 18x12 mm ebatlı birkaç LAP, sol böbrek orta zonda 8 mm çapında hipodens kortikal (kabuksal) kist, dalak anterior (ön) komşuluğunda 1 cm çapında aksesuar dalak, sol paraaortik alana takipte hafif progresyon (ilerleme) gösteren büyüğü 42x33 mm ebatlarında olan (19/12/2017 tarihli çekimdeki boyut 39x27 mm) birkaç LAP, sağ hilus inferiorundan başlayıp alt loba giden vasküler yapılar komşuluğuna uzanan 26x17 mm ebatlarında boyut ve natüründe anlamlı değişiklik olmayan düzgün kenarlı hipodens görünüm, lezyon komşuluğunda sağ akciğer alt lob lateral ve medial bazal segmentlerde fokal aerosyon artışı ve fibrotik değişiklikler. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Erzurum Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucu, Ceza Mahkemesine gönderdiği 9/5/2018, 11/5/2018, 21/5/2018 ve 5/6/2018 tarihli dilekçelerinde öz olarak ceza infaz kurumu koşularında hastalığının yeniden nüks ettiğini (yineleme), 20/4/2018 tarihinde çekilen tomografiye göre kitlenin büyüyüp başka organlara da sıçradığını, doktorunun söylediğine göre kemoterapiye başlanması gerektiğini ancak ceza infaz kurumu koşullarında bunun mümkün olmadığını, ayrıca ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulduğunu, hayati tehlikesinin olduğunu, ağrılarının arttığını, kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığını, yataktan ve oturduğu sandalyeden yardım alarak kalkabildiğini, sağlık merkezlerine sedye ve tekerlekli sandalye ile götürüldüğünü belirterek tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Cezanın infazının ertelenmesiyle ilgili hukuki düzenlemelerin başvurucu yönünden uygulanabilirliği yönünden Üniversite Hastanesinden rapor alınmıştır. 10/5/2018 tarihli söz konusu raporda başvurucuda uyum bozukluğu ve panik bozukluk tanılarının mevcut olduğu, bu rahatsızlıkları yönünden tedaviye resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam edilebileceği, başvurucunun ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirebileceği, hapis cezasının infazı hâlinde söz konusu rahatsızlıklarının hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmediği, bu rahatsızlıkların iyileşme sürelerinin kesin olarak bilinemeyeceği, aylık poliklinik kontrollerine devam etmesinin uygun olduğu, pulmoner (akciğerle ilgili) kapasite normal sınırlarda testis kanseri nedeni ile takip edildiği, CT (bilgisayarlı tomografi) raporuna göre hastalıkta progresyon olduğu, ikamet ettiği yerde medikal onkoloji uzmanının bulunmaması nedeniyle tedavi süresince başvurucunun ceza infaz kurumu dışında bir yerde olmasının uygun olduğu belirtilmiştir. Ceza Mahkemesi 25/5/2018 tarihinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazarak başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasında tıbbi yönden sakınca olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu (İhtisas Kurulu) rapor alınmasını istemiştir. Başvurucunun Üniversite Hastanesinde 2018 yılı Haziran ayında yapılan bir muayenesine ilişkin kayıtta mevcut hastalığında kötüye gidiş olduğu için en yakın zamanda başvurucuya kemoterapi verileceği, RT (radyoterapi) verilmeyeceği, başvurucunun nüks ve metastazının (sıçramasının) olduğu ve kemoterapi yapılmazsa hastalığında daha da kötüye gidişin beklenmekte olduğu belirtilmiştir. İhtisas Kurulu 18/6/2018 tarihli yazıyla Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından hastalığın kötüye gidişini gösteren (nüks ve metastazı olduğu belirtilen) tetkiklerin ve ayrıntılı tedavi protokolünün gönderilmesini istemiştir. Başvurucu 9/7/2018-16/7/2018 tarihleri arasında Üniversite Hastanesinde yatarak tedavi görmüştür. Başvurucu, daha deneyimli bir merkezde ameliyat edilmesi koşuluyla taburcu edilmiştir. Başvurucu; Ceza Mahkemesine gönderdiği 13/7/2018 tarihli dilekçesinde daha önceki dilekçelerinde belirttiği hususlar dışında 3/7/2018 tarihinde çekilen tomografiye göre hastalığının ilerlediğini, akciğerlerinde metastaza işaret eden nodüller bulunduğunu, mevcut kitlenin damara yapışmasının kemoterapiyi ve ameliyatı daha da zorlaştırdığını, tutukluluk durumunun tedavisini engellediğini öne sürmüştür. Ceza Mahkemesi 2/8/2018 tarihli yazıyla İhtisas Kurulundan başvurucu hakkında istenen raporun akıbetini sormuştur. İhtisas Kurulu, başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgelerde hafif progresyon olduğu ve operasyon kararı alındığı belirtildiği için ameliyat notunun, yatış epikrizinin, patoloji raporunun ve kemoterapi veya radyoterapi tedavisi alınıyorsa bu tedavilere ait ayrıntıları içerir raporun temin edilerek gönderilmesi gerektiğini 6/8/2018 tarihli yazıyla Ceza Mahkemesine bildirmiştir. İhtisas Kurulunun Ceza Mahkemesinden istediği bilgi ve belgeler Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İhtisas Kuruluna gönderilmiştir. Üniversite Hastanesince düzenlenen 3/8/2018 tarihli raporda öz itibarıyla başvurucunun daha önce testis kanseri nedeniyle ameliyat olduğu, yapılan tetkiklere göre retroperitoneal (karın zarı arkasıyla ilgili) bölgede lenf nodlarına ve akciğere metastaz yaptığı, retroperitoneal bölgedeki lenf nodlarının gittikçe büyüdüğü, dolayısıyla başvurucunun hastalığının ilerlediğinin saptandığı, bu durumda en iyi tedavinin mevcut kitlelerin cerrahi olarak çıkarılması olduğu, operasyon kararı alındığı, cerrahi tedavi için Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesine (İbni Sina Hastanesi) Üroloji Ana Bilim Dalına sevkinin uygun görüldüğü, operasyon gerçekleşirse ameliyat sonrası raporuna göre yeni bir kemoterapi veya radyoterapi protokolünün alınması gerekebileceği, başvurucunun tedavisinin hapishane şartlarında devam etmesi büyük risk taşıdığından tedavinin normal şartlarda devam etmesinin hayati önem taşıdığı ve cezanın infazının tedavi sonrasına ertelenmesinin uygun olduğu açıklanmıştır. Üniversite Hastanesince düzenlenen 6/8/2018 tarihli durum bildirir sağlık kurulu raporunda başvurucunun lenf nodu diseksiyonu (kesip ayırma) ameliyatı için İbni Sina Hastanesine sevkinin uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Ceza Mahkemesine gönderdiği 17/8/2018 tarihli dilekçesi ile sağlık durumu nedeniyle tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu 20/8/2018 tarihinde Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Sincan Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucuyu 11/6/2018 tarihinde muayene eden İhtisas Kurulunca 5/9/2018 tarihinde düzenlenen raporda; başvurucunun lenf nodu diseksiyonu için ivedilikle hastaneye sevk edilerek gerekli tetkiklerinin ve girişimlerinin yapılması gerektiği, patoloji sonucuna göre planlanacak onkolojik tedavisinin olup olmadığının açıkça belirtildiği raporun temin edilerek gönderilmesi sonrasında konunun yeniden değerlendirileceği belirtilmiştir. Başvurucu; Ceza Mahkemesine yazdığı 6/9/2018 tarihli dilekçesinde, aldığı kemoterapiye rağmen tümörde küçülme olmadığı için İbni Sina Hastanesine sevk edildiğini ancak henüz ameliyat günü verilmediğini belirtip İhtisas Kurulunun istediği belgelerin İbni Sina Hastanesinden temin edilmesini, dava dosyasında mevcut tıbbi belgelerin İhtisas Kuruluna gönderilmesini ve Üniversite Hastanesince düzenlenen 10/5/2018 tarihli rapor doğrultusunda tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince (Numune Hastanesi) düzenlenen 18/9/2018 tarihli sağlık kurulu raporunda;- Başvurucunun hastalığının lenf nodu metastazı yapmış testis tümörü olduğu,- Karın içindeki lenf nodlarının alınması ve patolojik örneklenmesi anlamına gelen operasyonun yapılması gerektiği,- Tedavi sonrasındaki onkolojik takibinin poliklinik düzeyinde ayaktan yapılması gerektiği,- Onkolojik takibin sıklığının tıbbi onkoloji kliniğince değerlendirilmesi gerektiği,- Cezasının infazına rahatsızlığıyla ilgili uzmanın bulunduğu bir merkezde devam edilmesinde zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu 19/9/2018 tarihinde, hakkında tanzim edilen raporlara değinip doktorların ceza infaz kurumunun koşullarından dolayı ameliyat yapmaktan kaçındığını öne sürerek tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Talep dilekçesinin ekinde yer alan Prof. Dr. S.B.T. tarafından düzenlenen tarihsiz bir yazıda başvurucunun enfeksiyon bulaşabilecek yerlerde bulunmamasının sağlığı açısından oldukça önemli olduğunun belirtildiği görülmüştür. Ceza Mahkemesi, Sincan Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 28/9/2018 tarihli yazı ile İhtisas Kurulunca istenen hususların bir an önce yerine getirilmesini istemiştir. Başvurucu 1/10/2018 tarihli dilekçesinde; ceza infaz kurumu koşullarının hastalığını ilerlettiğini, daha önce planlanmayan akciğer ameliyatının zorunlu hâle geldiğini, ameliyatı İstanbul'da bulunan ve alanında uzman olan .. Hastanesinde yaptırmak istediğini ancak tutuklu olduğu için bunun çok zor olduğunu ve ailesinin yanında tedavi olmak istediğini belirterek tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Başvurucu, ameliyat için 3/10/2018 tarihinde İbni Sina Hastanesine sevk edilmiştir. Başvurucunun babası R.Ö. oğlunun yanında refakatçi olarak kalma isteğini 3/10/2018 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir. Söz konusu istek, başvurucunun istemesi şartıyla uygun bulunmuştur. 4/10/2018 tarihinde ameliyat edilen başvurucu 10/10/2018 tarihinde İbni Sina Hastanesinden taburcu edilmiştir. Epikriz raporunda başvurucuya RPLND (retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu) yapıldığı ve tedaviye Erzurum'da devam edileceği açıklanmıştır. Başvurucu, vekili aracılığıyla Ceza Mahkemesine gönderdiği 12/10/2018 tarihli dilekçe ile tedavisi için Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini istemiştir. Numune Hastanesinin 27/9/2018 tarihinde yapılan başvuruya istinaden düzenlediği 15/10/2018 tarihli sağlık kurulu raporunda şu hususlar belirtilmiştir:“GÖĞÜS HASTALIKLARI : '...Rezidü kitleleri olan miks germ hücreli tümör nedeniyle takip ve tedavi altında olan hastada akciğerde takiplerde ortaya çıkan nodül, hiler LAP ve giderek büyüyen sol paraaortik LAP açısından primer metastaz ayırımının yapılması ve uygun onkolojik tedavinin planlanması gereklidir. Bu nedenle onkoloji kliniğinin tehir kararı uygundur. Cezasının cezaevinde infazı halinde hayati tehlikesi mevcuttur. Hayatını başkasının yardımı olmadan idame ettirebilir.'ÜROLOJİ: '...Hastanın hastalığı lenf nodu metastazı yapmış testis tümörüdür. Hastaya retroperitponeal lenf nodu diseksiyonu denen karın içindeki lenf nodlarının alınması ve patalojik örneklenmesi anlamına gelen oeprasyon yapılması gereklidir. Tedavi sonrası onkolojik takibi poliklinik düzeyinde ayaktan yapılması gereklidir. Onkolojik takibin sıklığı tıbbi onkoloji kliniğince belirlenmelidir. Cezasının infazına rahatsızlığı ile ilgili uzmanın bulunduğu bir merkezde devem olunması zorunluluğu vardır.'TIBBİ ONKOLOJİ: '...Erzurum Atatürk EAH 'de hastaya RPLND önerilmiş ve bu amaçla İbni Sina Hastanesinde operasyon planlanmış. Hastaya hastanemiz Üroloji bölümü tarafından da hastaya retroperitponeal lenf nodu diseksiyonu operasyonu planlanmış. Tanı: Hasta rezidü kitleleri olan miks germ hücreli tümör. RPLND planlandı. Hastanın cezasının 6 ay süreyle tehiri uygundur. Cezasının cezaevinde infazı halinde hayati tehlikesi mevcuttur. Hayatını başkasının yardımı olmadan idame ettirebilir. [Anayasa'nın] 104/b [maddesine] göre değerlendirmesi operasyon sonrası patoloji raporuna göre yapılacaktır.' ” Sincan Ceza İnfaz Kurumu, İhtisas Kurulunun istediği pataoloji tetkikinin sonucunun henüz gelmemesi nedeniyle Numune Hastanesince düzenlenen 15/10/2018 tarihli raporun İhtisas Kuruluna gönderilemediğini 18/10/2018 tarihli yazıyla Ceza Mahkemesine bildirmiştir. 22/10/2018 tarihli patoloji raporunda lenf nodülünde ve çevre fibrolipomatö doku içinde matür (olgun) kistik teratom infiltrasyonu (sızma, süzülme) izlendiği, diğer germ hücreli tümör komponentlerine (bileşenlerine) ait hücresel eleman görülmediği belirtilmiştir. Başvurucu; Ceza Mahkemesine gönderdiği 25/10/2018 tarihli dilekçede İbni Sina Hastanesinde ameliyat olduğunu, onkolojik kontrollerinin yapılması gerektiğini ve vekillerinin Erzurum'da bulunduğunu belirterek Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna nakli ile ilgili işlemlerin hızlandırılması için Sincan Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasını istemiştir. İhtisas Kurulu 5/11/2018 tarihli yazıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucunun takipli olduğu onkoloji kliniğinden radyoterapi ve kemoterapi alıp almadığının öğrenilerek planlanan tedaviye ilişkin son sağlık kurulu raporu aldırılmasını ve dosyadaki tüm tıbbi evrakın yeniden gönderilmesini istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili tıbbi belgeleri İhtisas Kuruluna göndermiştir. Ceza Mahkemesi 8/11/2018 tarihli yazıyla İhtisas Kurulundan başvurucu hakkında düzenlenecek raporun bir an evvel gönderilmesini istemiştir. Başvurucunun 20/11/2018 tarihinde İbni Sina Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevki planlanmıştır ancak başvurucu gitmek istemediğine ilişkin dilekçe vermiştir. 30/11/2018 tarihinde başvurucu, Numune Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporundan söz edip ameliyat olmasına rağmen iki aydır tetkiklerini tam olarak yaptıramadığını, iki aydır tomografi çektiremediğini, onkoloji alanında uzman bir doktorca muayene edilemediğini, tutukluluğunun tedavisini olumsuz etkilediğini, ihtiyaçlarını tek başına gideremediğini ve İhtisas Kurulu ile ilgili sürecin uzadığını belirterek Ceza Mahkemesinden tahliyesini istemiştir. İhtisas Kurulu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 3/12/2018 tarihli yazıda 15/10/2018 tarihli raporda bahsi geçen RPLND işleminin 4/10/2018 tarihinde yapıldığını belirterek mevcut patoloji sonucuna göre başvurucuya planlanan aktif onkolojik tedavinin olup olmadığının açıkça belirtildiği rapor ile dosyada mevcut tüm tıbbi evrakın yeniden gönderilmesini istemiştir. Sincan Ceza İnfaz Kurumu, İhtisas Kurulunun talebi üzerine bilgisayarlı tomografi için İbni Sina Hastanesinden 7/1/2019 tarihine randevu alındığı konusunda Ceza Mahkemesini bilgilendirmiştir. Başvurucu, Sincan Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 12/12/2018 tarihli dilekçesinde Üniversite Hastanesinde gerçekleşen ameliyatı ile ilgili tedavi işlemlerinin 30/11/2018 tarihinde sona erdiğini belirterek onkolojik tedavisi için Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini istemiştir. 18/12/2018 tarihinde Ceza Mahkemesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucunun neticeten 10 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, kaçma şüphesinin bulunması, İhtisas Kuruluna yazılan müzekkereye henüz cevap verilmemesi ve başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasında sakınca olup olmadığının tespitine yönelik işlemlerin devam etmesi sebebiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun hükümle birlikte tutukluluğunun devamına ilişkin karara yaptığı itiraz, Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 7/1/2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun İbni Sina Hastanesinde yapılan muayenesine ilişkin kayıtta, bilgisayarlı tomografide sağ altta izlenen yumuşak doku için uygun radyolojik incelemeler sonrasında operasyon planlanabileceği ifade edilmiştir. Başvurucunun 16/1/2019 tarihinde İbni Sina Hastanesinde yapılan muayenesine ilişkin kayıtta, onkolojik tedavinin göğüs cerrahisinde yapılacak olası operasyon sonrasında planlanmasının uygun olduğu belirtilmiştir. İhtisas Kurulu 30/1/2019 tarihli raporunda bir üniversite veya eğitim ve araştırma hastanesine sevki ile yatışı sağlanarak gerekli tetkiklerin yapılması ve tedavisinin düzenlenmesinin uygun olduğu, planlandığı bildirilen onkolojik tedavi ve göğüs cerrahisi operasyonunun uygulanması hâlinde bu uygulamalara ait ayrıntılı tıbbi belgelerin ve son durumunu gösteren sağlık kurulu raporunun gönderilmesi hâlinde sorulan hususlar hakkında görüş bildirileceğini açıklamıştır. Bu raporu Erzurum Ceza İnfaz Kurumu 24/5/2019 tarihinde Ceza Mahkemesine göndermiştir. Başvurucu; Genel Müdürlüğe gönderdiği 7/2/2019 tarihli dilekçesinde 21/12/2018 tarihli bilgisayarlı tomografi sonucuna göre akciğerlerindeki kistin 16 cm'den 17 cm'ye büyüdüğünü, 4/10/2018 tarihinde gerçekleştirilen ameliyatta sadece kanserli lenf nodüllerin alındığını, ailesinin Erzurum'da olması, ceza infaz kurumu koşulları, hastane koşulları ve ailesinin yanında bulunamayacak olması nedeniyle ve yaşadığı insanlık dışı muameleleri tekrar yaşamamak için ameliyat olmak istemediğini belirterek bir an evvel Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini istemiştir. Başvurucu, Sincan Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 8/2/2019 ve 22/2/2019 tarihli dilekçelerinde İhtisas Kurulunca düzenlenen 30/1/2019 tarihli rapordan söz ederek tedavisine Üniversite Hastanesinde devam edilmesini istemiştir. Başvurucu 22/2/2019 tarihli dilekçesinde ek olarak gerekirse ameliyatının Erzurum'da yapılmasını talep etmiştir. 12/2/2019 tarihinde İbni Sina Hastanesi Göğüs Cerrahisi Polikliniğine götürülen başvurucu, Ankara'da tedavi olmak istemediğini ve Erzurum'a giderse tedaviyi kabul edeceğini söylemiştir. Başvurucu aynı hususları bir sonraki gün Sincan Ceza İnfaz Kurumunda görevli doktora da ifade etmiştir. Sincan Ceza İnfaz Kurumu görevlileri başvurucu ile yaptıkları 21/2/2019, 13/3/2019 ve 27/3/2019 tarihli görüşmelerde tedaviyi kabul etmesi konusunda başvurucuyu ikna etmeye çalışsalar da başvurucu, Ankara'da tedavi olmak istemediğini ve tedavisine Erzurum'da devam etmek istediğini beyan etmiştir. Başvurucu 9/3/2019 tarihinde Patnos Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucunun istinaf başvurusunu inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Ceza Dairesi 12/4/2019 tarihinde, başvurucu hakkında hükmolunan hapis cezasını 8 yıl 9 ay olarak düzeltmek suretiyle istinaf istemini esastan reddetmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu Erzurum BAM Ceza Dairesince verilen karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına yönelik karara vekilleri aracılığıyla yaptığı itirazlar Erzurum BAM Ceza Dairesinin 26/4/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvuru formundan anlaşıldığı kadarıyla başvurucu, tutuklu kaldığı sürenin yaklaşık bir ayını sağlık merkezlerinin mahpuslara ayrılan bölümlerinde geçirmiştir. Anayasa Mahkemesi 15/5/2019 tarihinde başvurucunun tedavisinin derhâl sağlanması ve ceza infaz kurumunda kalmasının hayati bir risk teşkil edip etmeyeceği yönünde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması için gerekli tedbirlerin alınması yönünde tedbir kararı vermiştir. B. Anayasa Mahkemesince Verilen Tedbir Kararından Sonraki Süreç Başvurucu 17/5/2019 tarihinde Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucu 22/5/2019 tarihinde Üniversite Hastanesinin Medikal Onkoloji Polikliniğine sevk edilmiştir. Başvurucu, Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 29/5/2019 tarihli dilekçesinde ihtiyaçlarını tek başına gideremediğini ancak koğuş arkadaşlarının yardım ettiğini, bulunduğu koğuşta temizlik ve steril (Başvurucunun hijyeni kastettiği düşünülmektedir.) konusunda bir sıkıntı yaşamadığını belirtmiştir. Üniversite Hastanesince düzenlenen 18/6/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda hâlen akciğerlerinde lezyon bulunan başvurucunun tedavi ve izleminin devam ettiği, başvurucunun hastalığının tedavisi için infazın ertelenmesinin uygun olduğu, mevcut hâliyle başvurucunun remisyonda (azalma, gerileme) olan metastazının ekarte edilmemiş olduğu ve göğüs hastalıkları polikliniğince ceza infaz kurumu şartlarında takibinin başvurucu için hayati tehlike oluşturacağına ilişkin hususlar açıklanmıştır. Anılan rapor 27/6/2019 tarihinde Ceza Mahkemesinin dikkatine sunulmuştur. Başvurucu 1/7/2019-9/7/2019 tarihleri arasında Üniversite Hastanesinde yatarak tedavi görmüştür. Sözü edilen tedaviye ilişkin epikriz raporunda AFB ve B-HCH değerlerinin normal olduğu, olağan kan tahlillerinde ek bir özelliğin olmadığı, başvurucuda progresyon görülmediği, akciğer kitlelerinin sebat ettiği, hastalığın stabil (kararlı, dengeli) olduğunun değerlendirildiği ve mevcut hâli ile takibe devam edildiği belirtilmiştir. İhtisas Kurulunca düzenlenen 5/7/2019 tarihli raporda başvurucunun testis tanısıyla tedavisiz izlendiğine, metastazın ekarte edilemediğine ve akciğerdeki lezyonlar nedeniyle başvurucunun sağlık durumunun takip edilmesine ilişkin tıbbi belgelere atıf yapılarak tedavinin ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak ceza infaz kurumu şartlarında infaza devam edebileceği ve hayatını tek başına sürdürebileceği açıklanmış ancak hastalıklarının ilerlemesi ve vasfının değişmesi durumunda ve son sağlık kurulu raporunun gönderilmesi hâlinde konunun yeniden değerlendirileceği ifade edilmiştir. Sözü edilen rapor 9/7/2019 tarihinde Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Başvurucu; ameliyatının hayati risk taşıdığı, dikişleri yeni olmasına rağmen ameliyattan sekiz gün sonra ceza infaz kurumuna getirildiği, kontrolünün zamanında yapılmadığı, gözaltında ve ceza infaz kurumunda sağlıksız ve hijyenden yoksun ortamlarda kalmaya mecbur bırakıldığı, yetersiz beslenme nedeniyle sağlığının bozulduğu, ameliyattan hemen sonra hâlsiz olmasına rağmen kelepçelendiği ve Sincan Ceza İnfaz Kurumunda yerde yatmaya mecbur bırakıldığı iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) tedbir talepli başvuru yapmıştır. 30/7/2019 tarihinde AİHM, başvurucunun Üniversite Hastanesine yatarak tedavi ve bakım görmesinin derhâl sağlanması yönünde tedbir kararı vermiştir. AİHM tarafından verilen tedbir kararı konusunda bilgilendirilen başvurucu, Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 31/7/2019 tarihli dilekçesinde Üniversite Hastanesinde yatarak tedavi görmek istemediğini bildirmiştir. AİHM 1/8/2019 tarihinde tedbir kararının geçerliliğini koruduğunu bildirerek Bakanlıktan başvurucunun tedavisi ile ilgili bazı belgeleri talep etmiştir. Başvurucu 1/8/2019 tarihinde Üniversite Hastanesinde muayene olmuş, kendisine bronkoskopi (bazı akciğerleri hastalıklarını teşhis etmek için kullanılan bir test) önerilmesine rağmen bunu kabul etmemiştir. Başvurucuya bir ay sonra tomografi çekimi için poliklinik muayenesi önerilmiştir. Erzurum Ceza İnfaz Kurumu görevlilerince düzenlenen ve altında başvurucunun imzası da bulunan 1/8/2019 tarihli tutanağa göre başvurucu; ceza infaz kurumunda kendisini iyi hissetmesi, olağan sağlık kontrollerinin devam etmesi ve yatarak tedaviye ihtiyaç olmaması nedeniyle Üniversite Hastanesinde yatarak tedavi görmek istememiştir. Üniversite Hastanesince düzenlenen 2/8/2019 tarihli raporda başvurucuya orşiektomi ve bep kemoterapi uygulandığı, retroperitoneal bölgedeki LAP'ların operasyonla çıkarıldığı, hâlen sağ akciğerde boyutları gittikçe artan ve immatür (olgunlaşmamış) teratom olduğu düşünülen lezyonların bulunduğu ve başvurucunun 3-6 ay aralıklarla izlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 2/8/2019 tarihli dilekçesinde 1/7/2019-9/7/2019 tarihleri arasında Üniversite Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü, bu süreçte gerekli tetkik ve tedavilerinin yapıldığını, doktorların söylediğine göre artık olağan aylık kontrollerinin yapılacağını, sağlık kontrollerine götürüldüğünü, yeniden Üniversite Hastanesine tedavi için gitmek istemediğini belirterek tahliye edilmesini istemiştir. AİHM 7/8/2019 tarihinde tedbir kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 13/9/2019 tarihinde, başvurucu hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunu -hangi raporun esas alındığı belirtilmemiştir- esas alarak başvurucu hakkında yurt dışına çıkamaması yönünde adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır. Başvurucu; tutuklu kaldığı sürede çeşitli sağlık merkezlerinin tıbbi onkoloji, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi ve göz poliklinikleri ile ağız ve diş sağlığı polikliniklerinden teşhis, tetkik, muayene ve tedavi anlamında yararlanmıştır. Başvurucunun Erzurum BAM Ceza Dairesince verilen karara yönelik temyiz istemi, Ceza Dairesinin 8/7/2020 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Başvurucu kesinleşen cezasının infazı için 6/3/2021 tarihinde Erzurum Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır. Üniversite Hastanesince verilen 16/3/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda hastalığı nedeniyle infazın ertelenmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Anılan raporda başvurucunun Erzurum Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının yaşamı için yaşamsal risk oluşturup oluşturmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yer almamaktadır. İhtisas Kurulunca verilen ve başvurucu hakkında düzenlenmiş tıbbi belgeler ile İhtisas Kurulu üyelerinin 21/4/2021 tarihinde yaptıkları muayenedeki bulgulara dayanan 26/4/2021 tarihli raporda başvurucunun hayatını yalnız başına sürdürebileceği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak ceza infaz kurumu şartlarında cezanın infazına devam edilebileceği ve hastalığın ilerlemesi veya vasfının değişmesi durumunda yeniden değerlendirme yapılabileceği ifade edilmiştir. Başvurucuya COVID-19 küresel salgınına istinaden iki doz aşı yapılmıştır. İkinci dozun uygulanma tarihi 24/5/2021'dir. Başvurucu Anayasa Mahkemesine gönderdiği 18/5/2021 tarihli dilekçesinde;dördüncü evre kanser hastası olduğunu, ayrıca kalp hastalığının bulunduğunu, ceza infaz kurumunda tutulmasında sakınca bulunduğuna ilişkin sağlık raporlarına istinaden 13/9/2019 tarihinde tahliye edildiğini; bu süreçte gördüğü tedaviler, ailesinin moral desteği, iyi beslenmesi ve bulunduğu ortamın temizliği gibi sebeplerle hastalığının kararlı hâle geldiğini ancak hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine yeniden ceza infaz kurumuna alındığını, COVID-19 küresel salgınının sağlığı için yüksek risk oluşturduğunu, tedavisi için sık sık sağlık kuruluşlarına götürüldüğünden 75 gündür tek başına karantina altında tutulduğunu, bu durumun kendisini yıprattığını, akciğerlerindeki lezyon yüzünden koğuş temizliğini yapamadığını, son tetkiklere göre hastalığının yeniden nüksetmeye başladığını ve böbrek üstü lenflerinde tekrar artış olduğunu, buna rağmen ceza infaz kurumunda kalmasında sakınca bulunmadığına ilişkin sağlık raporu düzenlendiğini ve hastalığını yenebilmesi için ailesinin moral desteğine ihtiyaç duyduğunu belirterek ivedilikle tahliye edilmesini ya da infazının ertelenmesini veya mahkûmiyetinin ev hapsine dönüştürülmesini istemiştir. Anılan tedbir talebi, İhtisas Kurulunca düzenlenen 26/4/2021 tarihli mütalaa ve başvurucunun ceza infaz kurumunda sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığına yönelik bir şikâyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 21/5/2021 tarihinde reddedilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Şenol ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 47-49; Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017, § 45; Mehmet Mustafa Ekinci, B. No: 2014/17113, 9/11/2017, §§ 45-47; Civan Boltan, B. No: 2014/5324, 30/10/2018, §§ 33-