DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1323 E. , 2024/2598 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1323 Karar No : 2024/2598 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2022/5879, K:2023/19537 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nu
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1323 E. , 2024/2598 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1323 Karar No : 2024/2598 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2022/5879, K:2023/19537 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2022/5879, K:2023/19537 sayılı kararıyla; Davacının birleştirme talebi yerinde görülmemiş, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69 ve 72. maddelerinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, hakim ve savcılar hakkında başlatılacak disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarının dışında kalan disiplin cezaları için üç yıllık bir soruşturma zaman aşımı süresinin, aynı fıkranın devam eden cümlesinde beş yıllık bir ceza zaman aşımı süresinin belirlendiği, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarıyla ilgili olarak soruşturma ve ceza verme zaman aşımı süreleri arasında bir ayrıma gidilmeyerek, bu cezalara yani meslekten çıkarma ve yer değiştirmeye ilişkin olarak hem soruşturma hem de ceza zaman aşımı sürelerinin beş yıl olarak belirlendiği; ancak, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." denilerek üç ve beş yıllık soruşturma ve ceza verme zaman aşımı sürelerine bir istisna getirildiği gibi, "Disiplin cezasını gerektiren eylem" denilmek suretiyle burada da meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları ile diğer disiplin cezaları arasında bir ayrıma gidilmemiş olmasının meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarında hem soruşturma hem de ceza zaman aşımı sürelerine ilişkin yapılan yorumu doğruladığı, Anılan mevzuat hükümlerine göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturmaya başlanması bakımından zaman aşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler için soruşturmaya başlanması bakımından ayrıca bir zaman aşımı süresinin belirlenmediği, ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresi için ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak 2802 sayılı Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından 5 yıllık zaman aşımı süresinin belirlendiği; bu nedenle meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresinin gerek soruşturmaya başlanması bakımından gerekse de ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresini kapsadığı, bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise, disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu, Bu durumda, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve kanunda söz konusu suç için daha uzun bir zaman aşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zaman aşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde ise disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiği, kanun koyucunun bu hususlar dışında başka bir kural öngörmediği ve memurun sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği idarece bu süreler içinde disiplin işlemlerinin sonuçlandırılmasını amaçladığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının görev aldıkları soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt yararını gözeterek işlemler tesis ettikleri, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye ederek Devlete hakim olmaya çalıştıkları, mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün gördükleri ve kendi mensuplarına alan açmak amacıyla örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında soruşturma açılmasına imkan sağladıklarının birçok somut olayda görüldüğü, Olayda, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak açıkça görevi dışında hareket etmek suretiyle, kanun, genel yargı ve teamüllere aykırı şekilde, yürütülen soruşturmaya konu suçların oluşup oluşmadığı hususunu kararda irdelediği ve soruşturma merciinin yetkisinde bulunan soruşturmanın genişletilmesi müessesini kullanarak delil elde etmeye yönelik girişimlerde bulunmak suretiyle soruşturma ve esas yargılama makamının yetki alanına müdahalede bulunduğu, esas yargılama makamının yetki alanına açıkça müdahalede bulunularak, soruşturmaya konu örgütün tüm unsurları ile mevcudiyeti hususu da karar yerinde tartışıldığı, soruşturma konusu dışında bilgi ve belgeleri inceleyerek, şüphelilerin durumlarını mevcut delil durumuna göre değil de yetkili ve görevli bir mahkeme gibi değerlendirme yapmak suretiyle, kararında şüphelileri soruşturma yapılan suç örgütüne üye olmadıklarını açıklayarak atılı suç yönünden şüphelileri aklamaya yönelik ifadeler kullandığı, bu itibarla, yasal düzenlemelere, genel teamül ve ilkelere aykırı hareket etmek suretiyle görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceği, hukuka aykırı eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği, bu şekilde mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dava konusu uyuşmazlığa konu eylem, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde incelendiğinde, davacıya isnat olunan disiplin soruşturmasına konu eylemin 02/06/2015 tarihinde gerçekleştiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 14/05/2019 tarihli soruşturma izni verilmesi teklifi üzerine 5 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde soruşturmaya başlanmasına karşın, disiplin cezasının 01/07/2021 tarihinde verildiğinin anlaşıldığı, bu bağlamda, öncelikle isnat olunan eylemin hangi disiplin cezasını gerektirdiği yönünde bir belirleme yapılarak, meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunup bulunmadığı yönünde bir irdeleme yapıldıktan sonra zaman aşımına yönelik değerlendirmenin yapılması gerektiği, Dairelerinin 13/02/2023 tarihli ara kararıyla davalı idareye, davacının dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan eylemi ile ilgili herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturması açılıp açılmadığının sorulması üzerine verilen 29/03/2023 tarihli cevapta, davacının anılan eylemiyle ilgili olarak herhangi bir kovuşturma izninin bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, isnat olunan eylemin işlendiği iddia edilen 02/06/2015 tarihinden başlayan beş yıllık ceza verme yetkisinin, dava konusu disiplin cezasının verildiği 01/07/2021 tarihi itibarıyla zaman aşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davaya konu kararda hukuka uyarlık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, soruşturma sürecinin tamamlanmasını takiben verilecek disiplin cezası yönünden eylemin işlendiği tarihten itibaren 5 yıllık ceza verme yetkisine müteallik zaman aşımı süresi ile sınırlandırılmasının makul bir gerekçesinin olduğunun düşünülemeyeceği; eylemin işlendiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olması nedenine dayanılarak başlatılan disiplin soruşturmasının nihayete ermeden zaten eylemin işlendiği tarih bakımından zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle sonuçlandırılmamasının veya hiç soruşturma aşamasına bile geçilmemesinin kanun koyucunun amaçladığı bir yaklaşım şekli olmadığı; özel bir süreyle sınırlandırılmayan disiplin soruşturmasına konu cezalar için, 5 yıllık süre geçtikten sonra hem disiplin soruşturma zaman aşımına hem de ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımına uğramasının hukuki açıdan doğru olmadığı; örneğin disiplin soruşturmasını gerektiren bir eylemin işlenmesinin üzerinden 4,5 yıl sonra soruşturmaya başlandığı düşünülecek olursa, Danıştayın görüşüne göre, -meslekten çıkarma cezasında soruşturmaya başlanması bakımından belirlenen 3 yıllık zaman aşımına tabi olunmadığı için- 5 yıl içinde soruşturmaya başlanılmasından dolayı herhangi bir sorun bulunmadığı; bu durumda yine Danıştayın gerekçesinde ileri sürdüğü gibi eylemin işlenmesinin üzerinden 5 yıllık süre içinde ceza verilmesi gerektiği, aksi takdirde zaman aşımına uğrayacağı kabul edildiğinde, 4,5 yıl sonra başlatılan soruşturmada Kurulun kalan 6 aylık süre zarfında ilgiliden savunmasını alacağı, ilgilinin ek süre taleplerini değerlendireceği, Teftiş Kurulunun ilgili bilgi ve belgeleri toplayıp soruşturma raporunu hazırlayarak karar vermesi için dosyayı HSK İkinci Dairesinin önüne getireceği ve Dairenin bu kararı gündemine alarak nihai karar vermek durumunda kalacağı, kalan 6 aylık süre içerisinde kararını veremediği takdirde disiplin cezasına konu eylemin üzerinden 5 yıllık bir süre geçtiğinden dolayı dava açılması halinde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile işlemin iptaline karar verileceği; 2802 sayılı Kanun'da disiplin soruşturmasına başlama tarihi bakımından meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden zaman aşımı süresinin öngörülmemesi bir başka deyişle bu cezaların "soruşturma zamanaşımından" hariç tutulması ve bu bağlamda iradi olarak bir düzenleme yapıldığı göz önüne alınırsa, soruşturma zaman aşımından muaf olan bir eylemin, ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı ile karşılaşmasının hukuki yönden bir izahının olamayacağı, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin 3. fıkrasını irdeleyecek olursak, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması halinde 2. fıkradaki "süre" yerine Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen sürelerin geçerli olduğunun ifade edildiği, dikkat edilirse kanun koyucunun 2. fıkraya yaptığı atıfta "süreler" ifadesi yerine "süre" yani tek bir süre olan ve ceza verme yetkisini kapsayan 5 yıllık zamanaşımını kapsayan süreye işaret ettiği; kanun koyucunun hâkim ve savcılar için işbu dosyanın konusu olduğu üzere, eylem suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile belli koşullar altında meslekten çıkarma cezasının uygulanabileceğini hüküm altına almış iken, diğer disiplin cezaları için öngörülen zaman aşımı prosedürünün meslekten çıkarma disiplin cezası için geçerli olmayacağını öngörerek belirli, net ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde kurallar ihdas ettiği; soruşturma açma zaman aşımınının meslekten çıkarma cezasına konu eylemler yönünden de Kanun hilafına 5 yıl olarak kabul edildiği; soruşturmanın tamamlanmasını müteakip Dairenin kabulüne göre eylem tarihi yönünden ceza verme yetkisi zaman aşımına uğramış ise, (yani eylem tarihi üzerinden 5 yıl geçmiş ise) soruşturma sürecindeki emek ve zaman kaybı bir yana, bu süreç sonucunda hazırlanan disiplin soruşturma raporunun değerlendirmeye alınmamasının da disiplin hukukunun amaçladığı bir sonuç olmadığı; 2802 sayılı Kanun'da meslekten çıkarma cezası yönünden özel bir süre düzenlemesine gidilmediği gibi bu ceza için disiplin soruşturmasına başlanmasının süre kaydına bile tabi tutulmadığı, Kanun gerekçesinde çok açık şekilde "neyi amaçladığını" ortaya koyduğu, hal böyle iken meslekten çıkarma cezaları için Dairenin içtihat değişikliğinin hatalı olduğu; Dairenin 2802 sayılı Kanun'a özgü disiplin cezalarında zaman aşımı konusuna müteallik yerleşmiş içtihadından vazgeçmesi için herhangi bir neden mevcut olmadığı halde, disiplin hukukunun ana ilkelerinden ayrılarak verdiği işbu kararın bu nedenle temyizen bozulması gerektiği, işin esası bakımından da dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada da davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının ortaya konulduğu; tazminat koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarına yönelik maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin reddi gerektiği; kararın oy çokluğu ile verildiği; Savcı düşüncesinin de ret yönünde olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı; Dairenin ara kararına cevaben idarece disiplin cezasına konu fiille ilgili olarak soruşturma veya kovuşturma izni ya da kararı verilmediğinin belirtildiği; kamu düzenine ilişkin olan disiplin cezası verme sürelerinin idari makamlar ve yargı mercileri tarafından resen gözetilmesinin zorunlu olduğu; işlemde idarenin disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı; isnat edilen eylemle ilgili olarak başkaca herhangi bir araştırmaya ve incelemeye girilmeksizin dosyanın zaman aşımı yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken davalı idare tarafından disiplin zaman aşımı görmezden gelinerek veya sehven gözden kaçırılarak hakkında ihraç kararı verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğu; 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasındaki idareye tanınan takdir yetkisinin işbu dava konusu meslekten çıkarma kararında olduğu gibi idare tarafından keyfi olarak kullanıldığı durumlarda, bir de davalı idarenin iddia ettiği gibi zorlama yorumlarla zaman aşımı olmadığı kabul edilirse, bu durumun idareye geriye dönük olarak sınırsız işlem yapma yetkisi tanımak anlamına geleceği, bu halde hakimlik ve savcılık teminatının varlığından bahsedilemeyeceği; esas yönünden ise disiplin soruşturması sürecinde hukuka aykırılıklar olduğu; tahliye kararını verdiği tarihte bu örgütün silahlı terör örgütü olarak nitelendirilmediği; idarenin temyiz dilekçesinde algı oluşturmaya yönelik gerçeğe aykırı ifadeler kullanıldığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Daire kararının dava konusu işleme ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi bakımından yapılan incelemede; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bu kısmı, usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararının "davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine" ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi bakımından yapılan incelemede; Dairece, temyize konu kararda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Öte yandan, davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine, Kurulumuzun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararı ile "davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu" gerekçesiyle Daire kararının bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir. Buna göre, bu davada her ne kadar davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine karar verilmiş ise de, Kurulumuzun yukarıda değinilen bozma kararı üzerine, davacının mesleğine başlaması mümkün olmadığından ve bu bağlamda yoksun kaldığı parasal bir haktan söz edilemeyeceğinden, Daire kararının bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/12/2023 tarih ve E:2022/5879, K:2023/19537 sayılı kararının dava konusu işleme ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Daire kararının, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. 31/10/2024 tarihinde dava konusu işlem yönünden oyçokluğu, diğer kısım yönünden oybirliği ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu işlemin kanuni dayanağı olan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında, diğer disiplin cezaları dışında hususi bir düzenleme getirilmiş ve disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilebileceği hükme bağlanmıştır. Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." hükmüne yer verilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zaman aşımına tabi olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Hem kanuni düzenlemedeki fiiller hem de dava konusu işlemin sebebi olan fiiller, belli sürelerin geçmesi ile düzelmeyecek veya düzeltilemeyecek, bizatihi mesleğin özelliği gereği her daim bulunması gerekli özelliklerin artık yitirilmiş olması olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Buna göre söz konusu filler, disiplin hukuku bağlamında "korunan hukuki yarar" açısından da zaman aşımı dışındadır. Buna göre, 2802 sayılı Kanun'da, "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden ve anılan disiplin cezaları zaman aşımı müessesesi dışında tutulduğundan, Daire kararının, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptaline ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz.