Başvuru, polis merkezinde yaşanan tartışma sonrasında kolluk görevlilerince kişinin karakol içinde bir odada bir süre istemi dışında tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, kolluğun uyguladığı bedenî kuvvet sonucu meydana gelen yaralanma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; polis merkezinde yaşanan tartışma sonrasında kolluk görevlilerince kişinin karakol içinde bir odada bir süre istemi dışında tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, kolluğun uyguladığı bedenî kuvvet sonucu meydana gelen yaralanma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, İstanbul Barosuna bağlı olarak çalışan serbest avukattır. 14/11/2018 tarihinde kolluk tarafından ifadelerinin alınması için davet edilen iki müvekkiline eşlik etmek üzere Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğüne giden başvurucuyla görevli polis memurları arasında birtakım olaylar yaşanmıştır. Olayın gelişimi hususunda tarafların farklı anlatımları vardır. İddiasına göre ifadelerinin alınması için müvekkilleri ile birlikte beklemeye başlayan başvurucu, karakolun banko kısmında bulunan polis memuruna ne zaman ifade işlemine geçileceğini sormuştur. Bu soruya S.Ş. isimli polis memurunun "Dostum bekleyeceksin!" şeklinde yanıt vermesi üzerine başvurucu "Kardeşim bak ben senin dostun değilim, seni hayatımda ilk defa görüyorum, ben memur arkadaşa bir soru sordum. Cevap vermek istiyorsan ver ama benimle böyle konuşamazsın." şeklinde tepki gösterince S.Ş. "Ne demek istiyon lan sen, ne demek istiyon verdirmiyorum ifade mifade beni mi dövecen beni mi dövecen." diyerek başvurucunun üzerine yürümüş ve başvurucunun göğüs bölgesine vurmuştur. Başvurucunun "Dokunma bana." şeklinde tepki göstermesi üzerine olayın yaşandığı yere gelen diğer polis memurları başvurucuyu yaka paça karakolun iç bölümüne sürüklemeye başlamış, bu sırada polis memuru S.Ş. başvurucuyu darbetmiş, kollarını bükerek sürüklemeye çalışmıştır. Olay yerine gelen genç bir komiser araya girerek başvurucuyu avukat bekleme odasına götürmüştür. Bu odada istemi dışında yarım saatten daha uzun bir süre alıkonulan başvurucu daha sonra karakoldan ayrılmıştır. Kolluk görevlilerince olaya ilişkin olarak düzenlenen 14/11/2018 tarihli tutanağa göre ise polis memuru S.Ş.nin polis merkezinin danışma bölümünde görevli olduğu olay günü başvurucu, kendilerinin polis merkezinden telefonla arandığını söyleyen iki şahısla birlikte danışmaya gelmiştir. Yapılan kimlik kontrolü sonrası bir kayıt bulunmadığından şahıslar üst katta bulunan bir diğer birime yönlendirilmiştir. Bir süre sonra tekrar danışma bölümüne gelen şahıslardan avukat olduğu daha sonra yapılan kimlik ibrazı ile öğrenilen başvurucunun danışma masasına doğru elini sallayarak kinayeli ve yüksek bir sesle "Size bir şey soruyoruz...kardeşim...lan..." şeklinde tahrik edici bir dille polis memurlarına hitap etmesi nedeniyle öncelikle kendisine sakin olması yönünde telkinde bulunulmuş ve diğer vatandaşların işlemlerini yerine getirmeye çalışan polis memurlarının görevini yapmasına engel olduğu için başvurucu uyarılmıştır. Başvurucunun uyarılara rağmen üslubunu düzeltmemesi ve görevli memurlardan "Yaka sicil numaranı ver." şeklinde yersiz isteklerde bulunması nedeniyle kendisi hakkında görevi engellemekten dolayı gerekli yasal işlemlerin yapılabilmesi için kimlik ibrazı istenmiş ve avukat olduğu anlaşılmıştır. Polis Merkezinde görevli kolluk görevlileri nöbetçi Cumhuriyet savcısını aramış ve onun talimatıyla adli soruşturma başlatmıştır. Cumhuriyet savcısı; başvurucu hakkında şüpheli sıfatıyla tahkikat hazırlanması, ifadesinin Savcılıkta alınması, polis memuru S.Ş.nin müşteki sıfatıyla, diğer şahısların tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması ve Olay Tutanağı'nın tanzim edilmesi talimatlarını vermiştir. Başvurucu da ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) verdiği 16/11/2018 tarihli dilekçeyle ilgili kolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, dilekçesinde olayı anlatmış; kolluk görevlilerinin kötü muamelede bulunduğunu iddia etmiştir. Şikâyet dilekçesi ekine sağlık raporunu da ekleyen başvurucu, kamera kayıtlarını delil, olay yerinde bulunan iki müvekkilini de iddialarını doğrulayabilecek tanıklar olarak göstermiştir. Başsavcılık, başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği iddiası ile başvurucunun darbedildiği yönündeki şikâyetini aynı soruşturmada incelemiştir. Kolluk görevlileri, başvurucunun müvekkilleri ile polis memurlarından birinin ifadesini tanık sıfatıyla, polis memuru S.Ş.nin ifadesini müşteki sıfatıyla almıştır. Başvurucunun müvekkillerinden olan T.K. başvurucunun tartıştığı polis memuru ile aralarında vurma olayı yaşanmadığını, polis memurunun başvurucuyu ittiğini, orada bulunan yedi sekiz polis memurunun başvurucuyu alarak yan taraftaki küçük bir odaya götürerek burada yarım saat kadar beklettiklerini, diğer müvekkili N.A. ise bankonun arkasından çıkan polis memurunun başvurucunun üzerine göğsünü açarak yürüdüğünü, bu esnada kendisine gelen telefona yanıt vermek için arkasını döndüğünü, yeniden olayın yaşandığı yere baktığında ise birkaç memurun başvurucuyu alarak içeriye doğru götürdüğünü gördüğünü söylemiştir. Her iki tanıkta olaya ilişkin polis memurlarınca hazırlanmış olan tutanağın imzalanmasının kendilerinden istenildiğini ancak bunu reddettiklerini ifade etmişlerdir. Polis memuru ise olay hakkında kolluk görevlilerince tutulan tutanak doğrultusunda tanıklık yapmıştır. Başvurucunun şikâyet dilekçesi ekinde Başsavcılığa sunduğu, Arnavutköy Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 14/11/2018 tarihli ve 15384 protokol numaralı raporda; darp nedeniyle yapılan muayenede batında hassasiyet, her iki kolda, sol el bileğinde belirgin lineer abrazyon (sıyrık) saptandığı belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında Başsavcılığın Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünden aldığı 27/11/2018 tarihli raporda; evrak üzerinden gerçekleştirilen tetkik neticesinde kafatası kemiklerinde kırık, travmatik kafa içi değişim, iç organ lezyonu veya büyük damar kesisi tarif edilmediğine göre kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı ve yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Başsavcılık, Polis Merkezindeki olay anına dair kamera kaydını temin etmiştir. İki polis memurunun bu kamera kaydına ilişkin olarak düzenlediği 27/12/201[8] tarihli CD İzleme Tutanağı'nda; şahısların 14/11/2018 günü saat 31 sıralarında Merkeze girdikleri, grup amiri ile görüştükten sonra Belge Yönetimi Birimine yönlendirildikleri, bir müddet sonra tekrar danışmaya geldikleri, buradaki grup amiri ile el kol hareketi yaparak konuşmaya başladıkları, hararetli bir şekilde devam eden konuşma sonrası başvurucunun görevliler tarafından karakolun iç kısmında bulunan avukat görüşme odasına alındığı, daha sonra başvurucunun polis merkezinden ayrıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Başsavcılık, soruşturmayı 18/11/2019 tarihinde verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erdirmiş; Başvurucu hakkında yürütülen görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından soyut iddialar dışında kamu davası açmayı gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin bulunmamasını kararda gerekçe olarak göstermiştir. Polis memuru S.Ş. hakkında yürütülen zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu yönünden ise "Görevli polis memurunun, agresif tavırlar sergileyerek görevini yapmasına engel olan Fatih Özbölük'e ölçülü şekilde kuvvet kullanarak Fatih Özbölük'ü etkisiz hale getirdikleri, polis memurlarının zor kullanma yetkisinin sınırını aştıklarına dair soyut iddialar dışında kamu davası açmaya yeter her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı bir delilin bulunmadığı..." gerekçesine dayanmıştır. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliği 18/12/2019 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya 17/6/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.