Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1776 E. , 2024/4968 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/1776 Karar No : 2024/4968 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması iste…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1776 E. , 2024/4968 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/1776 Karar No : 2024/4968 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... Tedarik Pazarlama Turizm Taşımacılık Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2014 yılına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 05/09/2014 tarihinde kanuni temsilci olan davacının ancak bu tarihten itibaren sorumlu tutulabileceği, bu tarihten önceki dönemlere isabet eden kamu alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirlerinin, davacının kanuni temsilci olmadığı döneme isabet eden kısmı iptal edilmiş, diğer kısmı yönünden ise dava reddedilmiştir Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...takip numaralı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının 05/11/2018 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığı ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddinden kaynaklandığı; olayda, söz konusu vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin 01/07/2017 tarihinde; ödeme yapılmaması üzerine amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 11/05/2019 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, bu durumda kanuni temsilciye vergilendirme ödevlerinin yerine getirilmediğine dair bir kusur atfedilemeyeceği; dolayısıyla, davacı söz konusu borçtan sorumlu tutulamayacağından, değinilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvuruları kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ...takip numaralı ödeme emri yönünden dava reddedilmiş, 3 takip numaralı ödeme emri ise iptal edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı açılacak davalarda böyle bir borcun bulunmadığı kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığının iddia edilebileceği, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına, asıl borçlu şirketten alınamayan 2014 yılına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, yasal defter ve belgelerin ibrazına ilişkin yazının, 03/11/2016 tarihinde diğer kanuni temsilcinin mernis adresinde tebliğine karşın ibraz edilmemesi nedeniyle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 30. maddesinde; resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, maddenin vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı halleri düzenleyen bentleri arasında sayılan 3. bendinde bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemesi veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re'sen takdir sebebi olarak belirtilmiştir. 213 sayılı Kanun'da tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler ile memur eliyle tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiş; 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1.fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Uyuşmazlığın doğduğu dönemde yürürlükte olan haliyle 213 sayılı Kanun'un 101. maddesine göre bilinen adresler; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tesbit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle), bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler olarak sayılmış, tebligatın gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olan adresin dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Vergilendirme sürecindeki tahsil aşamasına geçilebilmesi için kamu alacağının tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamalarının usulüne uygun biçimde tamamlanması gerekir. Belirtilen bu süreç vergi yasalarıyla birlikte tahsil işleminin sebep unsurunu oluşturur. Bu nedenle bu süreçteki tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemlerindeki sakatlık halleri tahsil işleminin hukuki geçerliliğini sebep unsuru yönünden etkileyecektir. Dolayısıyla vergi borcunun usulüne uygun şekilde tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemesi durumunda ödeme emriyle istenmesi mümkün olmakla birlikte söz konusu borcun doğumuna engel olacak nitelikteki sakatlık hallerinin varlığında ortada tahsil aşamasına gelmiş bir kamu alacağı bulunduğundan bahsedilemez. Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haberinin olmasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Tebliğin esasları, kimlere ve hangi adreslerde yapılacağı 213 sayılı Kanun'un 93 ve müteakip maddelerinde açıklanmış bulunmaktadır. Buna göre asıl olan tebligatın mükelleflerin bilinen adreslerinde yapılmasıdır. Bilinen adreslerin hangileri olduğu ise yukarıda da ifade edildiği üzere 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinde sayılmıştır. Dava konusu 3 takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddinden kaynaklandığı; olayda, yasal defter ve belgelerin ibrazına ilişkin yazının, kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğinin usulsüz olması nedeniyle ibraz ödevinin yerine getirilmemesinden kaynaklı re'sen tarh nedeninin oluşmadığı dikkate alındığında, asıl borçlu şirket nezdinde kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emrinin değinilen kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararının; ...takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 30/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. Temyize konu ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddinden kaynaklandığı olayda, söz konusu ibraz yazısının 213 sayılı Kanun'un 93 ve müteakip maddelerine uygun şekilde tebliğ edildiği anlaşıldığından değinilen tarihte kanuni temsilci olan davacının yukarıdaki düzenleme kapsamında sorumluluğu değerlendirilerek yeniden bir karar verilmek üzere temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının temyize konu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.