1. Hukuk Dairesi 2009/10777 E. , 2009/13597 K. "" MAHKEMESİ : SENİRKENT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı H..’in, tüm taşınmazlarını kardeşi olan T.T..’ın yakın arkadaşı olan davalı A. A..’a satış suretiyle temlik ettiğini, temlik sırasında murisin işlemin sonuçlarını algılayabilecek durumda olmadığını, hasta olduğunu, ayrıca davalıya yapılan temlikin bedelsiz olup, daha sonra T. T..’a devredilmek ve yasal enge…
**1. Hukuk Dairesi 2009/10777 E. , 2009/13597 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SENİRKENT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı H..’in, tüm taşınmazlarını kardeşi olan T.T..’ın yakın arkadaşı olan davalı A. A..’a satış suretiyle temlik ettiğini, temlik sırasında murisin işlemin sonuçlarını algılayabilecek durumda olmadığını, hasta olduğunu, ayrıca davalıya yapılan temlikin bedelsiz olup, daha sonra T. T..’a devredilmek ve yasal engeller aşılmak amacıyla davalıya muvazaalı olarak temlik edildiğini ileri sürerek, taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile muris adına tesciline, ıslahla da miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının iddialarının gerçek dışı ve satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların davalıya temlikinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne varki, uygulamada söz konusu yasanın 381. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.