12. Ceza Dairesi 2025/363 E. , 2026/331 K. "" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/333 E., 2024/866 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 05.08.2017 tarihli ve 30145 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya …
12. Ceza Dairesi 2025/363 E. , 2026/331 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/333 E., 2024/866 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 05.08.2017 tarihli ve 30145 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasındaki 15 günlük sürenin istinaf mahkemelerine ilişkin temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin tebliğ tarihinden iki hafta olarak belirlenmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı, bu nedenle sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın adli para cezasından ibaret olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 51, 53/6. Maddeleri uyarınca 1 yıl 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.03.2022 tarihli kararıyla; cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması ve hapis cezası ertelenen sanık hakkında ilgili Kanun maddelerinin gösterilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.02.2024 tarihli kararıyla; sanığın duruşmaya katılımı sağlanıp bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/4, 5275 sayılı Kanun 106/3, TCK'nın 53/6. maddeleri uyarınca 36.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteminin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; Sanığın TCK'nın 83. Maddesi gereğince üst hadden cezlaandırılması gerektiğine, sanığın bilinçli taksirden cezalandırılması gerektiğine, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin yasaya aykırı olduğuna, ceza miktarının az olduğuna, suç vasfına ve sair hususlara ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusur durumuna, rapolarım hüküm kurmaya elverişli olmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu meskun mahalde sanığın idaresindeki otomobil ile bölünmüş iki şeritli il yolunda sol şeritte seyir halindeyken kavşak noktasına geldiğinde yaya geçidinden karşıdan karşıya koşarak geçmekte olan mağdura çarptığı, sanığın fren yapmasına rağmen zeminin ıslak olması nedeni ile duramadığı, sanığın yol, hava ve zemin şartlarını dikkate almadan hızını yeterince ayarlamadığı, geçiş yapmakta olan yayaya geçiş hakkını vermesi gerekirken bunu yapmayarak yoluna devam etmek sureti ile kazanın meydana gelmesine asli kusurlu olarak neden olduğu kabul edilerek sanık hakkında TCK 85/1 maddesi uyarınca asgari hadden uzaklaşılarak hüküm kurulmak suretiyle cezalandırılmasına, hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna ve yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa dikkate alınarak TCK'nın 50/4 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine ve (b) bendinde yer alan ''suçun işlenmesinde kullanılan araçlar'' gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 2-TCK'nın 53/6. maddesi uyarınca "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir" açık hükmü karşısında, sanık hakkında sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, sürücü belgesine el konulmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Ordu 3. Asliye Ceza Mahkemesini kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının "1" nolu bendinde yer alan "işlenmesinde kullanılan araç" ve " sanığın amacı" ibarelerinin çıkarılması ile "2" nolu fıkrası çıkarılarak yerine "5237 sayılı TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca sanığın B sınıfı sürücü belgesinin takdiren 6 ay süre ile geri alınmasına, geri almanın hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe girmesine, sürenin cezanın tümüyle infazından itibaren başlamasına," ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde karar verildi.