Başvuru, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 12/5/2002 tarihinde müştekiler N.K. ve S.K.nın içinde bulunduğu araç İstanbul'un Pendik ilçesi Harmandere Mahallesi'nde bulunan Kurtköy gişelerinden geçiş yaptıkları sırada aralarında resmî üniformalı jandarma personelinin de bulunduğu bazı şahıslar tarafından durdurulmuştur. Araçtan indirilen müştekilerin gözleri bağlı bir şekilde ormanlık alana götürüldükleri, burada silah zoruyla müştekilere iki adet çek imzalattırıldığı, müştekilerin darbedildiği ve paralarının gasbedildiği iddia edilmiştir. Olayla ilgili olarak Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır. 27/5/2002 tarihli teşhis tutanağına göre müştekiler N.K. ve S.K. kollukta kendilerine gösterilen değişik şahıslara ait fotoğraflar arasından başvurucunun fotoğrafını seçerek silahlı gasp olayı sırasında kendilerini gasbeden kişilerden biri olduğunu teşhis etmişlerdir. Bu tutanak müştekiler tarafından imzalanmıştır. Soruşturma kapsamında beyanına başvurulan müşteki S.K., olay tarihinde başvurucu tarafından gözlerinin siyah ve beyaz renkli bir bez (puşi) ile bağlandığını ifade etmiştir. 28/5/2002 tarihli teşhis ve elkoyma tutanağına göre bahsi geçen bez (puşi), olaya karıştıkları iddia edilen şüphelilerin ikamet adreslerinde yapılan aramalar kapsamında bir şüphelinin ikametgâhında ele geçirilmiş ve müşteki tarafından da teşhis edilen beze el konulmuştur. Soruşturma sonucunda bir kısım şüpheli hakkında silahlı gasp suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Dava dosyası Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayısına kaydedilmiştir. Başvurucuyla ilgili olarak 25/10/2002 tarihinde gıyabi tutuklama kararı verilerek hakkındaki dosya tefrik edilmiştir. Yapılan tüm aramalara rağmen başvurucunun yakalanamaması üzerine dosyanın sürüncemede kalmaması için Başsavcılığın 5/11/2002 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı gasp suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Kartal Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava fiilî ve hukuki irtibat nedeniyle Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayılı dosyasında birleştirilmiştir. Başvurucunun hazır bulunmadığı 14/10/2002 tarihli celsede müşteki S.K.nın beyanı alınmıştır. S.K. beyanında özetle olay tarihinde üç ayrı noktaya götürüldüklerini, başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler tarafından baskı ve şiddet gördüklerini ifade etmiştir. 19/5/2006 tarihinde yakalanan başvurucu, Kartal Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Yargılamanın 15/6/2006 tarihli celsesinde başvurucu, müdafii eşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında özetle olay mahalli olan İstanbul Anadolu Yakası'na 2000 yılından itibaren hiç geçmediğini, dolayısıyla atılı suçun işlendiği iddia edilen tarihte olay yerinde bulunmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Aynı celsede hazır bulunan müşteki S.K., olayın üzerinden uzun süre geçtiğini ve başvurucuyu hatırlayamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2006 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Başvurucunun müdafii; esas hakkındaki mütalaaya karşı yaptığı savunmada özetle başvurucu hakkındaki tek delilin 27/5/2002 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı olduğunu, teşhis işleminin hukuka aykırı olması nedeniyle teşhis tutanağını delil olarak kabul etmediklerini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii; dosya içinde herhangi bir fotoğraf bulunmadığını, müştekilere 27/5/2002 tarihinde yaptırılan teşhisin hangi fotoğrafa dayanılarak yaptırıldığının belirli olmadığını ileri sürmüştür. Soruşturma aşamasında başvurucu aleyhinde beyanda bulunan diğer sanıkların bu beyanlarına ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettiklerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini belirten başvurucu müdafii, yargılamanın 22/9/2011 tarihli celsesinde söz konusu beyanların delil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin 22/9/2011 tarihli kararı ile başvurucunun müştekiler N.K. ve S.K.ya yönelik nitelikli gasp ve hürriyeti tahdit suçlarından hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dosyada ayrıntılı ve olayı aydınlatacak tarafsız bir tanık beyanı bulunamamıştır. Sanıklar üzerlerine atılı suçu inkar etmişlerdir.Dolayısı ile mağdurların sanıklara iftira atmasını gerektirecek bir neden de bulunamadığından mağdurların olayın başından itibaren aşamalarda değişmeyen beyanlarına itibar edilmiş ve sanıkların suçu gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır." Başvurucunun talebi üzerine duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihli kararı ile başvurucu hakkında müşteki S.K.ya yönelik yağma ve her iki müştekiye yönelik özgürlüğü kısıtlama suçlarından kurulan hükmün onanmasına, müşteki N.K.ya yönelik yağma suçundan kurulan hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 10/7/2014 tarihli celsesinde başvurucu müdafii dosya içinde bulunan fotoğraf teşhis tutanağını kabul etmediklerini, bu teşhisin usule uygun olmadığını, daha önce aleyhte beyanda bulunan diğer sanıkların başvurucuyu tanımadıklarını ifade ettiklerini ve aleyhe de başka bir delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkemenin 24/2/2015 tarihli kararı ile başvurucunun müşteki N.K.ya karşı gece vakti birden fazla kişi ile birlikte silahla yağma suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tüm dosya kapsamı, Yargıtay ilamı ve mahkememizin önceki kararı ile, sanıkların mağdurlar [N.K.] ve [S.K.yı], geceleyin orman içersine götürdükleri ve burada her iki mağdurun para ve eşyalarını gasp ettikleri ve ayrıca senet aldıkları, senedin bilahare mağdurlara iade edildiği anlaşılmıştır. Sanıklar (...) ve İsmet Dündar’ın mağdur [S.K.], yönelik yağma ve özgürlüğü tahdit, mağdur [N.K.ya], yönelik özgürlüğü tahdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiştir. Anılan sanıkların mağdur [N.K.ya], yönelik nitelikli yağma suçundan eylemlerine uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı TCK m. 149/1-a,c,h uyarınca TCK m.37/1 delaletiyle ayrı ayrı cezalandırılmalarına, birden fazla nitelikli halin aynı olayda gerçekleştiği anlaşılmakla ceza miktarının teşdiden tayinine, sanıkların bu mağdura yönelik zararı soruşturma aşamasında kısmen gidermiş olmaları ve mağdurun kısmi ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatinin olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK m.168/3 uyarınca ½ oranında indirim yapılmasına, sanıkların mahkeme safahatindeki davranışları lehlerine değerlendirilerek TCK. m 62 uyarınca takdiri indirim uygulaması yapılmasına karar verilmiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 26/9/2018 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır. Başvurucu 26/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.