20. Hukuk Dairesi 2014/804 E. , 2014/5895 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... Köyünde bulunan 223 ada 7, 305 ada 1 ve 217 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 33…
**20. Hukuk Dairesi 2014/804 E. , 2014/5895 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... Köyünde bulunan 223 ada 7, 305 ada 1 ve 217 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 3336.23 m2, 1301.53 m2 ve 1397.89 m2 yüzölçümleri ve tarla niteliğinde belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmış; Hazine, Orman Yönetimi yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 223 ada 7 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 932.86 m2’lik bölümü ile 217 ada 1 ve 305 ada 1 sayılı parsellerin tamamının tespit tutanaklarının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından 223 ada 7 parselin (B) harfli bölümü dışında kalan kesimine yönelik olarak temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi üzerine yerel mahkeme hükmü, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.03.2011 tarih ve 2011/1765-2325 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli 223 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla toprak kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi raporundan taşınmazın % 4 ilâ 15 eğimli bir yapıda olup, üzerinde 8 - 10 adet karaçam fidanı, 1 adet ardıç ve dağınık halde kuşburnu çalı gruplarının bulunduğu, toprağının 20 - 25 seneden beri sürülüp ekilmediği, bu nedenle doğal çayır otları ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise taşınmazın 5 - 6 yıldan beri sürülüp ekilmediği, komşular tarafından otunun biçildiğinden söz etmişlerdir. Bu durumda, taşınmazın terk edilmiş olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin var olup olmadığı konusunda da duraksama oluşmaktadır. Kaldı ki, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları yeterli ve kanı uyandırıcı da değildir. Ayrıca, kabule göre ise, tespitin iptaline karar verilmesi gerekirken, tespit tutanağının iptaline karar verilmiş olması, ve parselin kalan bölümü hakkında sicil oluşturulmaması da doğru görülmemiştir.” denilmiştir.