T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/937 KARAR NO : 2025/880 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan dosya incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle ----- icra müdürlüğünün-------. Sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine kar…
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/937 KARAR NO : 2025/880 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan dosya incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle ----- icra müdürlüğünün-------. Sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davacının dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapmadan dava açtığı görülmüştür. 19.12.2018 günlü ----- Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir. Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde değildir. ----- BAM -----. HD. 30.01.2020 Tarih --------Sayılı kararında "....Arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp ilk derece mahkemesince tefrik edilen maddi, manevi tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir..." belirtmiştir. ( Arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde olmadığına dair diğer kararlar için bkz. ----- BAM ----- HD. 26.04.2019 T. ------ Sayılı ilamı, ---- BAM -------. HD. 23.02.2021 T,------- Sayılı ilamı, ------ BAM ----- HD. -----. Sayılı ilamı, ---- BAM ------- HD. 21.01.2021 T------ Sayılı ilamı, ---- BAM ----. HD-----sayılı kararları) ---- BAM ------. HD.07.03.2024 tarih ------Esas --------Karar sayılı ilamında "...Bu yasal düzenlemeler gereğince 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki istirdat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." belirtmiştir. Davacının somut olayda dava açmadan evvel arabulucuya başvuru yapmadığı davacı vekili beyanı ile sabittir. Her ne kadar davacı yanca gerek görülürse talebin değişik iş esasına kaydı ile değişik iş dosyasından tedbir hakkında karar verilmesi istenmiş ise de usul ve yasada bu şekilde işlem yapılması mümkün değildir. Kaldı ki mahkemenin tedbir hususunda kabul kararı vermesi ancak davanın esası hakkında red kararı vermesi durumunda el çektiği ve red ettiği bir davadan olası itiraz üzerine mürafaa duruşması yapması da mümkün değildir. Esas davanın değişik iş esasına bu şekilde dönüştürülmesi de mümkün değildir. Davacı usul ve yasaya aykırı şekilde zorunlu arabulucuya başvuru yapmadan esastan iş bu davayı açmış , arabulucuya başvurması hususunda muhtıra keşidesinden sonra bu şekilde karar tesis edilmesini talep etmişse de anlatılan nedenlerden ötürü bu mümkün değildir. Neticede davacının zorunlu arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı sabit olduğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL peşin harcın peşin alınan 44.458,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 43.843,49 TL harcın davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.