(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/26465 E. , 2013/30673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, resmi tatil, haftasonu, yemek, gıda yardımı, sendikal haklardan işçi ücretleri ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/26465 E. , 2013/30673 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, resmi tatil, haftasonu, yemek, gıda yardımı, sendikal haklardan işçi ücretleri ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; davacının, davalı kurumda ondört yıl çalıştığını, ... ilinde geçirdiği kaza sebebiyle raporlu iken 2005 yılı Mayıs ayında soyut iddia ve şüpheler ile açılan ceza davasının sonucu beklenmeden işten çıkarıldığını, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava sonunda 28.10.2009 tarihinde beraat ettiğini, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal ... genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, yemek ücreti, gıda yardımı, kötüniyet tazminatı ve sendikal haklardan kaynaklanan işçi ücretleri ile ek ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, tazminat ve alacak hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalının, davacıya devamsızlığının haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığını sorarak, savunmasını alması ve fesih bildirimini yazılı olarak yapması gerektiği, toplu iş sözleşmesi disiplin cezaları cetvelinin 6. maddesinde ihraç cezası verilebilmesi için işçinin mazeretsiz herhangi bir tatil gününü takip eden dört iş günü veya ardı ardına beş iş günü işe gelmemesi şartına bağlandığı, davalı iş veren Tes-İş sendikası üyesi olan davacıyı disiplin kuruluna sevk etmiş ise de disiplin kurulunun kanuni olarak toplanıp karar vermediği gibi, savunması alınmadan işçi hakkında disiplin cezası verilemeyeceği şeklindeki hükmü de uygulamadığı, davacının ... ilinde eşinin ailesinin evinde yıllık iznini kullanırken hastalandığı ve hastanede yatarak tedavi gördüğüne dair raporlarını davalıya gönderererek işe kabulünü talep etmiş ise de davalının bu raporların sahte olabileceği şüphesi ile savcılığa suç duyurusunda bulunduğu, mahkemece beraat kararı verildiği, on yılın üzerinde kıdemi olan işçinin sebepsiz olarak devamsızlık yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, buna göre iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerini fazlasıyla kullandığı, fazla çalışma ücretleri, ulusal ... genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretlerinin ödendiği, davacıya normal ücreti dışında kanuni ve akdi ikramiye, iş güçlüğü ücreti, yemek ve gıda yardımı, gıda yardımı, sosyal yardım adı altında ödemeler yapıldığı ve bakım tazminatı verildiği, sendikal hakların işçi sendikal hakların neler olduğunu ve alacağının hangi haktan ne miktarda olduğu açıklanmadığından bu talebin yerinde olmadığı, gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı kanuni süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır. İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermez. Devamsızlığın haklı bir sebebe dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı sebeple fesih imkanı bulunmamaktadır. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin şahitlik ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan sebeplerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir. Devamsızlık süresi, ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç işgünü olmadıkça, işverenin haklı fesih imkanı yoktur. Belirtilen işgünlerinde hiç çalışmamış olunması gerekir. Devamsızlık saatlerinin toplanması suretiyle belli bir gün sayısına ulaşılmasıyla işverenin haklı fesih imkanı doğmaz. Dosya içeriğinden, davacının, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, devamsızlık yaptığı iddia edilen dönemlerde raporlu olduğunu ileri sürdüğü, davalının, iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedildiğini iddia ettiği, davacının 15,16,17,20,21,22,23,24/06/2005 tarihleri arasında devamsızlık yaptığına ilişkin ayrı ayrı tutanaklar tutultuğu, 31.05.2005-11.06.2005 tarihleri arasında yıllık iznini kullandığı, ... Devlet hastanesinin raporlarına göre, 10.06.2005-17.06.2005 ve 03.07.2005-14.07.2005 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğü, 10.06.2005-01.07.2005 ve 03.07.2005-31.07.2005 tarihleri arasında istirahatlı olduğu, ... Devlet Hastanesinin cevabına göre bu raporların hastanenin Başhekimlik kayıtlarına girmediği, 26.05.2005 tarihli tutanakta, davacının yıllık izin süresi sonunda işe başlamadığı, işverene bildirdiği adresinde bulunamadığı, bildirdiği telefon numarasındanda ulaşılamadığı, izini kaybettirdiği, ilgili müdürünü aramadığı, bu sebeple savunmasının alınamadığı hususunun belirtildiği, 04.07.2005 tarihindede davacıya ulaşılamadığına ilişkin tutanak tutularak personel ve idari işler müdürlüğüne durumun bildirildiği, 13.07.2005 tarihinde toplanan işyeri disiplin kurulunun üç sayılı karar ile davacının izne ayrılırken verdiği adreste bulunamadığı, işyerine bildirdiği telefonlarındanda ulaşılamadığı, savunmasının bu sebeple alınamadığı, davacının 15.06.2005 tarihinden beri göreve gelmemesi ve tüm aramalara rağmen adres ve telefonlarda bulunamaması sebebi ile işletme toplu iş sözleşmesinin 6. maddesi gereğince ihraç cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının, yıllık iznini kullanmakta iken hastalanması sebebi ile ... Devlet hastanesine başvurduğunu belirterek 10.06.2005-17.06.2005 ve 03.07.2005-14.07.2005 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğünü gösteren raporları davalı işverene 08.08.2005 tarihli dilekçe ekinde gönderdiği ve işine başlatılmasını talep ettiği, sunulan raporların sahteliğine ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2007/264 sayılı dava ve yapılan yargılama sonucunda, suça konu raporların asıllarının temin edilemediği, bu sebeple iğfal kabiliyeti olup olmadığının araştırılamadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesince raporların aldatıcılık kabiliyetinin bulunmadığı, sanığa isnat olunan suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin suç teşkil etmediği gerekçesi ile beraat kararı verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 24.11.2009 tarihinde kesinleştiği, ... Cumhuriyet Savcılığının 2006/1059 soruşturma nolu dosyası ile doktorlar hakkında soruşturma izni verilmediği, sahte rapor ve protokol numaralarının hayali olarak verildiği, polikilinik defterlerindede davacının muayenesinin yapılmadığı, doktorların rapor tarihlerinde poliklinik yapmadıkları, imzaların doktorlara ait olmadığı, kaşelerinin hastanenin birçok biminde bulunduğu, başkaları tarafından kolaylıkla kullanılabileceği, bu sebeplerle doktorların koğuşturmasına izin verilmemesine yönelik kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek, kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, raporlarda imzaları bulunan doktorların, raporlardaki imzaların kendilerine ait olmadığını, kaşenin kendilerine ait olmakla hastanede durduğunu, kaşeyi kendisinin basmadığını, kendi polikliniklerinden de numara verilmediğini beyan ettikleri, davacının Cumhuriyet Savcılığı beyanında, bir takım ruhi sıkıntıları sebebiyle Aydındaki işinden ayrıldığını, bir ay kadar işe gitmediğini, bu süre içinde yıllık izininide kullandığını, işverence iş sözleşmesinin feshi durumu ortaya çıkınca aile ve yakın çevresinin tekrar işe dönmesi için kendisine yardımcı olarak rapor almak istediklerini, kendisinin ruhi sıkıntıları sebebiyle rapor almak istemediğini, ancak yakın çevresinin kendisini hastaneye götürdüğünü, hastaneden rapor aldıklarını, bu raporları kimin ne şekilde düzenlediğini bilmediğini, bu raporları işyerine dilekçeye ekleyerek bildirdiğini, o dönemdeki ruhsal problemleri sebebiyle rapor düzenlemesinin mümkün olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının ceza dosyasındaki beyanına göre, devamsızlık yaptığı dönemlere ilişkin işverene sunulan raporları çevresinin almak istediği, kendisini hastaneye götürerek rapor aldıkları, raporu kimin düzenlediğini bilmediği anlaşılmaktadır. Davacı beyanında, raporlarda yatış görülmesine rağmen hastanede yattığından da bahsetmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinde kısaca, hukuk hakimin ceza ve hukuk yargılamasının kendisine özgü kuralları bulunması sebebiyle ceza mahkemesinde yapılan işlemler ve verilen kararlarla kural olarak bağlı olmadığı ifade edilmek istenmiştir. Ancak sözkonusu hükümlere dayanılarak ceza mahkemesince yapılan, maddi vakıaların tespiti ile sanığa yüklenen eylemin ... olup olmadığına ilişkin belirlemelerin hukuk hakimini bağlamayacağı söylenemez ise de, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2007/264 sayılı dava ve yapılan yargılama sonucunda, suça konu raporların asıllarının temin edilemediği, bu sebeple iğfal kabiliyeti olup olmadığının araştırılamadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesince raporların aldatıcılık kabiliyetinin bulunmadığı, sanığa isnat olunan suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin suç teşkil etmediği gerekçesi ile beraat kararı verildiği ortadadır. Buna göre, raporların hastane kayıtlarına girmediği ve raporlarda imzaları olan doktorların imzaların kendilerine ait olmadıklarının tesbit edilmesi, davacının ceza soruşturmasındaki beyanına göre davacının devamsızlığının belgeye dayalı olduğundan bahsedilemez. Toplu iş sözleşmesi hükümlerinde işçinin savunması alınmadan disiplin cezası verilmeyeceği belirtilmiş ise de, davacının işyerine bildirdiği adresi ve telefonlarından ulaşılamaması sebebiyle savunmasının alınmadığına dair tutanaklar tutulmuş olup, bu tutanakların aksi işçi tarafından ispatlanamamıştır. Bu durumda işçinin savunmasının alınamaması disiplin kurulu kararını geçersiz kılmaz. Öte yandan haklı sebeple yapılan fesihlerde yazılı bildirim şartıda yoktur. Hal böyle olunca, davacının mazeretsiz olarak ... süre işe gitmemesinin işyerini terk mahiyetinde olduğu, işçinin haklı sebep ve somut delil olmadan işe gelmeyerek iş sözleşmesini feshettiği dikkate alındığında, kıdem ve ihbar tazminatının reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.