5. Hukuk Dairesi 2023/12582 E. , 2024/4953 K. MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2824 Esas, 2023/1709 Karar ASIL DAVADA DAVACI- BİRLEŞTİRİLEN DAVADA KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/226 Esas, 2021/8 Karar Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Tü…
**5. Hukuk Dairesi 2023/12582 E. , 2024/4953 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2824 Esas, 2023/1709 Karar ASIL DAVADA DAVACI- BİRLEŞTİRİLEN DAVADA KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/226 Esas, 2021/8 Karar Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; ... Mahallesi 5348 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açılmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin mülkiyet konusu olamayacağını, davacı tarafından bu yerde mülkiyet edinilmesi, daha sonra kendi kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunmasının dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağını, zararın oluşup oluşmadığı ve tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunda bir karar olmamasına rağmen dava tarihinden önceki bir tarih için faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın öncelikle zaman aşımı, derdestlik, husumet yönünden ve dava şartları taşımadığından esasa girilmeden usulden reddine, maddi ve hukuki dayanağı bulunmayan devanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, 3621 sayılı Kanun kapsamında kıyı kenar çizgisi içinde kalan yerlerden olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un ve Anayasa'nın güvencesi altında tüm yurttaşlarca eşit olarak kullanılan yerler olduğunu ve özel mülkiyete, ayni hakka konu olamayacağını, davacıların en başta kendi mülkiyetlerinde bulunmayan ve sadece devletin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan alana, kendi kusurlarıyla yapı yapmış olduklarını, daha sonra da buna ilişkin tazminat talebinde bulunmuş olduklarını, kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğini, hukukumuzun ve tüm evrensel hukukun temelini oluşturan başlıca ilkeler arasındayken, davacıların kendi mülkiyetlerinde olmayan bir alana yapı yaptıktan sonra bu haksız yapının tazmini için tazminat davası açmalarının genel hukuk kural ve ilkeleriyle örtüşmediğini, dava konusu yerin uzun yıllar davacıların kullanımında kalmış olduğunu fakat bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazın kaç yıl süreyle davacıların kullanımında kaldığı ve bu kullanımdan ne kadar gelir elde edilmiş olabileceği hususuna değinilmediğini, bilirkişi raporu hesaplamasında gözden kaçırılan bu detayın, tazminat miktarının fahiş denecek miktarda fazla hesaplanmasına yol açtığını, davanın esasına ilişkin hüküm kurulurken yerel mahkemece hukukun genel ilkelerinin yok sayıldığını, bunun yanında bilirkişi raporundaki eksiklikler ve hesap hataları neticesinde haksız ve fahiş miktarda tazminata hükmedilmiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince Devletin kusursuz sorumlu olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle biçilen değerin uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu ... Mahallesi 5348 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın Hazine tarafından açılan dava sonucunda Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/162 Esas, 2012/594 Karar sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan 755,59 m²lik kısmının tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.03.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 18.04.2019 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında birleştirilen dava davacısı ...'nun 11.06.2019 tarihli ve 7057 yevmiye numaralı Samandağ Noterliği'nce düzenlenen temlik sözleşmesi ile 5348 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 nolu Bağımsız Bölüm için açtığı tazminat davasında alacağının tamamını bütün ferileri ile birlikte asıl davacı ...'a temlik ettiği anlaşılmıştır. 5. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun bir kısmının kıyı kenar çizgisinde kalması nedeniyle Hazinesi adına tescil edildikten sonra tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan davadaki alacağı devir alan temlik alanın iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tapu kaydının kıyı kenar içerisinde kalması ile Hazine adına tescil edildiğinden bahisle taşınmaza ilişkin önceki tapu malikinin taşınmaz hakkında mülkiyet hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle açılan tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından birleştirilen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir. 6. Davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat davası olduğundan, davanın niteliği gereği arta kalan kısma değer azalışı verilmesi de doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyayı İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.