9. Ceza Dairesi 2024/828 E. , 2024/11029 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/89 E., 2018/131 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma …
**9. Ceza Dairesi 2024/828 E. , 2024/11029 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/89 E., 2018/131 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Özetle sanığa iftira atmasını gerektiren bir husumeti bulunmayan katılanın samimi, ayrıntılı, tutarlı beyanları ile fiili sabit olan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve kararın bozulması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dosyadaki sanık savunması ve mağdure beyanı irdelendiğinde; Sanık savunmasında mağdure ile kendisinin rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdiklerini savunduğu, Mağdure ise; olay gecesi bir arkadaşı ile birlikte dışarıda ikişer kokteyl içtikten sonra sanığın fotoğrafçı olarak çalıştığı otele döndüklerini, arkadaşının dinlenmek üzere odaya çıktığını, otelin barında sanığın kendisine içki ikram ettiğini, birer kokteyl içtiklerini, içkisine bir şeyler koymuş olabileceğini, zira içtikten sonra kendisini kaybettiğini, motorla kendisini önce plaja, ardından da evlerinin yakınındaki bir araziye götürdüğünü, burada elbiselerini çıkarmaya ve dokunmaya başladığını, kendisinin istemediğini söyleyerek direndiğini, ancak sanığın dinlemediğini ve kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu, sabah kendine geldiğinde sanıkla birlikte otele döndüklerini, olayı hemen arkadaşına ve ardından da annesini arayarak ona anlattığını, kolluğa giderek şikayetçi olduklarını beyan ettiği, İlk derece mahkemesince olay gecesi sanığın mağdure ile, onun rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdikleri gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı vermiştir. Olay gecesi sanığın mağdure ile cinsel birliktelik yaşadığı konusunda sayın çoğunlukla aramızda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sanığın gerçekleştirdiği eylemleri mağdurların rızası ile gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususundadır. Cinsel saldırı suçu TCK'nun 102 maddesinde düzenlenmiş olup, eylemin mağdurun rızasına aykırı olarak gerçekleştirilmesi suçun kurucu unsurudur. Nitekim TCK'nun "Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası" başlıklı 26 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında "(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez" hükmü ile kişinin, üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak açıklamış olduğu rıza, fail açısından hukuka uygunluk nedeni olarak sayılmıştır. Düzenleme uyarınca fail, kanuni tipte suç olarak tanımlanmış bir fiili işlese dahi, hukuka uygunluktan yararlanabilecektir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve öğretide kabul edildiği üzere; başkasının hukuksal alanına yapılan müdahalenin mağdurun rızası çerçevesinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için; a) Rızanın, ilgilinin üzerinde tasarruf özgürlüğüne sahip olduğu bir hakkına ilişkin bulunması, b) Rıza açıklamaya ehil olması, c) Açıklanan rızanın geçerli bir rıza olması, d) İlgilinin (mağdurun) rızasının en geç fiilin işlenmesinden hemen önce açıklanmış olması, e) Tasarrufun kanuna, adaba ve genel ahlaka aykırı şekilde yapılmamış olması koşullarının birlikte bulunması gerekir. Kişinin cinsel özgürlüğü, üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklardan olduğundan, rızanın varlığı halinde gerçekleştirilen eylemlerin hukuki korumadan yararlanacağı açıktır. Rıza; bir kişinin kendi hukuksal değerini ihlal eden veya onu tehlikeye düşüren bir fiilin gerçekleştirilmesini kabul ettiğini açılayarak, ona ilişkin hukuksal korumadan vazgeçmesidir. Her şeyden evvel kişi rıza açıklamaya ehil olmalı ve açıklanan rızanın geçerli olmalıdır. Kişinin iradesinin cebir, tehdit ya da hile ile ya da akıl hastalığı, alkol, uyuşturucu madde gibi bilişi ve karar verme süreçlerini sakatlayan durumlarda hukuken geçerli bir rızanın varlığından bahsetme olanağı yoktur. Somut olayda; mağdurenin olay tarihinde bir arkadaşı ile birlikte İsveç’ten Türkiye’ye tatil için geldikleri ve sanığın çalıştığı otelde konaklamaya başladıkları, mağdurenin dışarıda iki bardak kokteyl içtiği, otele geldikten sonra sanığın mağdureye otelin barında bir içki (kokteyl) ikram ettiği, ardından mağdureyi önce plaja, sonra bir evin bahçesine götürerek ilişkiye girdiği, mağdurenin aldığı alkolün etkisi altında rıza açıklayabilecek durumda olmadığı, nitekim olay gecesi gerçekleşen eylemlerin bir çoğunu hatırlayamadığı, kendine geldiğinde de hatırladıklarını arkadaşına, rehbere anlattığı ve doktor muayenesine gittiği, Sanıkla mağdurenin tanışıklık düzeyleri, olayın oluş biçimi, intikalin şekli ve süresi, birlikte değerlendirildiğinde mağdurenin geçerli bir rızasının varlığından bahsetme olanağının bulunmadığı, sanık hakkında verilen beraat kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.