Başvuru, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bakırköy Aile Mahkemesinin 30/12/2008 tarihli kararıyla başvurucu ve İ.B.nin anlaşmalı olarak boşanmalarına, başvurucunun boşanma protokolünde kararlaştırdıkları şekilde İ.B.ye her ay 500 TL yoksulluk nafakası ödemesine, nafakanın her yıl %15 oranında artırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun 2010-2014 yılları arasında nafaka borcunu ödenmediği iddiasıyla Bakırköy İcra Müdürlüğünde başvurucu aleyhine icra takibi başlatılmış, 5/4/2014 tarihinde başvurucuya icra emri tebliğ edilmiştir. Akabinde Bakırköy İcra Ceza Mahkemesince nafaka hükümlerine uymamak suçundan yapılan yargılama sonucunda borcun ödenmesi nedeniyle 16/10/2018 tarihinde şikâyetin düşürülmesine karar verilmiştir. Başvurucu 27/5/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinde (Mahkeme) öncelikle yoksulluk nafakasının kaldırılması, mümkün olmadığı takdirde miktarının azaltılması talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde, her ne kadar anlaşmalı olarak boşanmışsalar da hayat şartlarında hükmedilen yoksulluk nafakasını ödemesini imkânsız kılan değişiklikler meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda yeni bir evlilik yaptığını, bu evlilikten bir çocuğu olduğunu, eşinin yabancı olup çalışma izninin olmaması nedeniyle bir işte çalışamadığını ifade etmiştir. Bununla birlikte boşanma tarihinde iyi bir işi, adına kayıtlı evi ve arabası olduğunu, mevcut durumda ise işsiz kaldığını ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemece 8/10/2015 tarihinde, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine, nafaka miktarının azaltılması talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; tarafların anlaşmalı boşanma davası sırasında ve mevcut durumdaki ekonomik ve sosyal durumlarının karşılaştırılması sonucunda yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirir bir değişiklik tespit edilmemekle beraber nafaka miktarının azaltılması gerektiği hususuna yer verilmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, boşanma kararından sonra her yıl yapılan %15 oranındaki artışlarla birlikte dava tarihinde 026 TL'ye ulaşmış olan nafaka miktarının 000 TL'ye düşürülmesine, ilerleyen yıllardaki artış oranının ise üretici fiyat endeksine (ÜFE) göre belirlenmesine karar verilmiştir. İ.B., Yargıtay Hukuk Dairesine (Daire) temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucunun biri proje ve mühendislik üzerine, diğeri İran ve Dubai bağlantılı ticari faaliyet yürüten iki ayrı şirketten genel müdür seviyesinde gelir elde ettiği; mühendislik şirketinin nafaka yükümlülüğünden kurtulmak için başvurucunun eşi adına kurulduğu ileri sürülmüştür. Başvurucu, temyize cevap dilekçesinde dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. Daire 22/3/2016 tarihinde anılan hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; mühendis olan başvurucu hakkında önceki işinden kendi isteğiyle ayrıldığına, eşi adına tescilli şirkette yetkili pozisyonda kaydının olduğuna, ayrıca hâlihazırda İran-Dubai bağlantılı bir firmada genel müdür olarak çalıştığına ilişkin iddiaların ileri sürüldüğüne işaret edilmiştir. Öte yandan İ.B. hakkında ise vefat eden babasından dolayı maaş aldığı iddiasının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece anılan iddiaların açıklığa kavuşturulmasına yarar bir ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Dairenin bozma kararı sonrasında Mahkemece başvurucunun yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine, boşanma kararından sonra her yıl yapılan %15 oranındaki artışlarla birlikte dava tarihinde 026 TL'ye ulaşmış olan nafaka miktarının 000 TL'ye düşürülmesine, ilerleyen yıllardaki artış oranının ise ÜFE'ye göre belirlenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; yeniden yaptırılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasından başvurucunun işinden istifa ettiği bunun yanında bir kısım şirket faaliyetine katılımının devam ettiği hususlarının anlaşıldığına yer verilmiş, bu kapsamda boşanma sonrası nafaka miktarının azaltılması için gerekli şartların oluştuğuna işaret edilmiştir. Başvurucu ve İ.B.nin temyizi üzerine Daire 23/10/2018 tarihinde anılan kararın bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; boşanma sonrasında başvurucunun ekonomik durumunun olumsuz yönde değiştiğine bu nedenle nafaka miktarında yapılan indirimin yetersiz olduğuna işaret edilmiştir. İ.B.nin karar düzeltme talebi 11/3/2019 tarihinde reddedilmiştir. Anılan karar sonrası Mahkemece boşanma kararından sonra her yıl yapılan %15 oranındaki artışlarla dava tarihinde 026 TL'ye ulaşmış olan nafaka miktarının 400 TL'ye düşürülmesine, ilerleyen yıllardaki artış oranının ise ÜFE'ye göre belirlenmesine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi sonrası Yargıtayca 27/2/2020 tarihinde onama kararı verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi 24/9/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 27/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 11/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu aleyhine 2018 yılına ait nafaka borcu için Bakırköy İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takiplerinin akabinde nafaka hükümlerine uymamak suçuna ilişkin olarak Bakırköy İcra Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda 24/12/2020 tarihinde beraat kararı verilmiştir. Başvurucunun 8/8/2019 tarihinde ikinci çocuğu dünyaya gelmiştir.