4. Hukuk Dairesi 2022/2397 E. , 2023/12820 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/ 313 Esas - 2021/639 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat …
**4. Hukuk Dairesi 2022/2397 E. , 2023/12820 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/ 313 Esas - 2021/639 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Çekmeköy İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, adresindeki karşılıklı bodrum kat iki dairede 5 çocuk ve 7 yetişkin olarak ikamet ettiklerini, 12.09.2015 günü saat 16:00 sularında 23 Nisan Caddesi'nde bulunan atıksu hattının sağanak yağmur sebebiyle şişmesi neticesinde rögarda taşkın meydana geldiğini, atıksu hattından dışarı boşalan kanalizasyon ve yağmur sularının müvekkillerinin ikamet ettiği iki daireye dolduğunu, kanalizasyon ve yağmur suyunun dolması neticesinde daireler yaşanamaz, içerisindeki eşyaların tamamının da kullanılamaz ... geldiğini, müvekkillerinin evsiz ve eşyasız sokakta kaldığını, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü'nün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu kurumu olduğunu, görev dahili içinde kalan gerekli tedbirlerin alınmadığını belirterek adli yardım taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile ve davacıların her biri için 1.000,00 TL olmak üzere 12.000,00 TL maddi tazminatın 12.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların her biri için 15.000,00 TL olmak üzere 180.000,00 TL manevi tazminatın 12.09.2015 tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı İSKİ vekili cevap dilekçesinde; yağmur sularının uzaklaştırılmasından İSKİ'nin sorumlu olmadığını, 2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunu ve İSKİ Tarifeler Yönetmeliği ve ilgili mevzuat gereğince İSKİ'nin yalnızca atıksu kanallarının yapımı ve işletilmesinden sorumlu olduğunu, yağmur sularının uzaklaştırılması ve ilgili tesislerin yapılması ve işletilmesinin belediyelerin sorumluluğunda olduğunu, İSKİ'nin sorumlu olabilmesi için idari eylemle işlem arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, istenen miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görev yönünden reddi gerektiğini, yine belediye açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, zararın meydana gelmesinin asıl nedeninin selden kaynaklı doğal afet olduğunu, mücbir sebebin bulunduğunu belirterek davanın esastan ve husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2016 tarih ve 2016/21 Esas 2016/9 Karar sayılı kararıyla; İSKİ Genel Müdürlüğü hakkında hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davanın İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 inci maddesine göre İdare Mahkemelerinin görev alanında kalması nedeni ile davalı yönünden açılan davanın yargı yolu itibariyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 25.04.2016 tarihli ve 2016/2797 Esas, 2016/5551 Karar sayılı ilamıyla; "...Davalılardan İSKİ Genel Müdürlüğü, bir kamu kurumudur ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları altında yapmaktadır. 6102 sayılı TTK madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında, davalı İSKİ'nin bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı; ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı benimsenmelidir. Haksız eylem niteliğindeki tutumundan kaynaklanan uyuşmazlığın da, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Bu yönde yargısal uygulamalar yerleşiktir (HGK’nın 21.09.1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29.11.1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yargı yolu itibariyle dava şartı yokluğundan davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2560 sayılı Kanun'un 2/b maddesinde de belirtildiği gibi kullanılmış sular ve yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması görevinin İSKİ'ye ait olduğu, sel baskınına sebebiyet veren hususlardan İSKİ'nin sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, dosya arasına celbedilen İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/109 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda davacıların toplam zararının 217.076,00 TL olarak tespit edildiği, her ne kadar dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında zararın tespiti farklı şekillerde yapılmışsa da 2015/109 D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun, olayın hemen ardından daha sağlıklı tespitlerde bulunularak düzenlendiği anlaşıldığından gerekçeli, teknik incelemeye dayalı ve denetimine elverişli olduğu düşünülen bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği, davacılar yaşanılan zarar nedeniyle 15.000,00'er TL olmak üzere toplamda 180.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da; davaya konu uyuşmazlığın mahiyeti gözetildiğinde davacıların kişilik haklarını zedeleyen yahut ihlal eden ya da vücut bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırının bulunması hususları iddia edilmemiş olup ayrıca kişilerin malvarlığının zarar görmesi halinde manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı yönündeki yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince de manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin ıslah talebi göz önüne alınarak davacıların maddi tazminat talebinin kabulü ile 217.076,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara müştereken ve müteselsilen ödenmesine, davacıların manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat yönünden verilen karara itirazları olmadığını ancak Korhan ve ...'nın vücutlarına demir cisimler batması sebebiyle yaralandığını, dairelerin duvarlarının içerisine kadar pislik dolduğunu, davacıların uğradığı zararın yalnızca maddi zarar olmadığını, davacıların ve özellikle çocukların yaşamış olduğu manevi çöküntüyü, tramvayı, psikolojik sarsıntıyı, üzüntüyü, umutsuzluğu ve davacıların yaşattığı geçim sıkıntısının dikkate alınmadan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, aynı zamanda, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesine göre manevi tazminat davalarında istemin tamamen reddi durumunda maktu vekâlet ücretine hükmedileceğinin düzenlendiğini belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kurum içinde ilgili daireden gelen yazıya göre davaya konu adreste davalı idareye ait atıksu kanalının normal havalarda %30 dolulukta çalıştığı ve normal zamanda kullanılmış suların uzaklaştırılması için bunun yeterli olduğunun tespit edildiğini, bununla beraber davaya konu caddede yağmur suyu hattının olmamasından dolayı, yağmur sularının atıksu kanalına girmesi nedeniyle atıksu hattının debisinin artması sonucu bodrum katlarda geri tepmeye sebebiyet verdiğini, İSKİ Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliğinin 49. madde (ğ) bendinin "Binaların atık suları, doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi, taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında binaların su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyecek çek valf vb. ekipman ile önlem almalıdır. İdarece onaylanan projede atık suyun geri gelmesini önleyici tedbirlerin ilgilisince alınması gerektiğinin zorunlu tutulmasına rağmen uygulamada dikkate alınmamasından kaynaklı zarar ve ziyandan yapı sahipleri sorumludur. "şeklinde düzenlendiğini, 2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunu, İSKİ Tarifeler Yönetmeliği ve ilgili mevzuat gereği davalı idare İSKİ'nin yalnızca atıksu kanallarının yapımı ve işletilmesinden sorumlu olduğunu, atık su kanalından ayrı olan yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması ve işletilmesinin belediyelerin sorumluluğunda olduğunu, davalı idarenin bir zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığı, bu zararın idareye atfı kabil bir kusurdan kaynaklanması ve zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağı bulunması şartlarının bir arada bulunmasına bağlı olduğunu, gerek mevzuat ve gerekse içtihatlar gereğince yağmur sularının uzaklaştırılmasının sorumluluğunun ana arter - ara arter ayrımına göre büyükşehir belediyesi ya da ilçe belediyesi olarak değiştiğini, dolayısıyla yağmursuyu kaynaklı hasar nedeniyle İSKİ'yi sorumlu tutan mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıya ait kanalizasyon şebekesinden aşırı yağış nedeni ile geri teptiği iddia edilen pis suların davacıların konutuna verdiği zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 52 ve 58 inci maddeleri, 2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunu, İSKİ Tarifeler Yönetmeliği, AAÜT 10/3 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Gerekçeli kararın hüküm kısmında ''Davacıların reddedilen manevi tazminat talebi yönünden, davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2021 yılı AAÜT gereğince 21.050,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,'' şeklindeki karar verilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesi; ''Manevi tazminat istemlerinin tümden reddi durumunda avukatlık ücreti, tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre belirlenir.'' hükmünü havidir. Söz konusu madde açıklanacak olursa; manevi tazminat davalarında, istemin tamamının reddi durumunda maktu vekâlet ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir. 2021 senesi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ödenecek maktu ücret 4.080,00 TL'dir. Ancak mahkemece bu husus göz ardı edilerek, davalı taraf lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. 3. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a-2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 17 nci maddesinde kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanmasının zorunlu olduğu, bu bağlantıların, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle İSKİ tarafından yapılacağı veya projesine uygun olarak yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun'un 18 inci maddesinde ise yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, daha önce İSKİ'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorunda oldukları, İSKİ'nin o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi vereceği, yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere davalı idarenin kanalizasyon hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır. Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca; yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları atıksu kanallarına ve hiçbir atıksu kanalı da yağmursuyu kanalına bağlanmamalıdır. Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, TBK. hükümlerine göre davalının kanalizasyon sisteminden doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. Nitekim davalı, kanalizasyon sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. Davacılar vekilince, davalının sorumluluğunda olan rögarın tıkanması ile geri tepen suların sirayeti iddiası ile konutta oluşan hasarın tahsili talep edilmiş davalı tarafça, olay tarihinde binada geri tepmeyi önleyici tedbirlerin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği savunulmuş; mahkemece hükme esas alınan raporda, dava konusu yere ait 12.09.2015 tarihinde saat 16:00 da 23 Nisan Caddesi üzerinde bulunan atıksu hattının sağanak yağmur sebebi ile şişmesi neticesinde rögarda taşkın meydana geldiği, atıksu hattından dışarı boşalan kanalizasyon ve yağmur sularının davacıların ikamet ettiği iki daireye dolduğu, kanalizasyon ve yağmur suyunun dolması neticesinde dairelerin yaşanmaz, içerisindeki eşyaların tamamen kullanılmaz ... gelmesinden davalı İSKİ'nin sorumlu olduğu belirtilmiş, mahkemece rapor hükme esas alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmiştir. Ancak Deşarj Yönetmeliği gereği taşınmazda geri tepmeyi önleyici sistemlerin bulunup bulunmadığı, taşınmazın proje ve yapı ruhsatlarına uygun olup olmadığı konularında araştırma yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Zararın, davalının sorumluluğunda bulunan rögar hattının yetersizliği sebebiyle meydana geldiği sabit olup binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin bulunmaması, proje ve yapı ruhsatlarına aykırılık olması gibi hususlar tesis sahibi olan davalının 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesi hükmüne göre zarardan sorumluluğuna ilişkin illiyet bağını ortadan kaldırmaz ise de binada geri tepmeyi önleyici önlemlerin bulunmaması ve projeye aykırılık olması halinde davacıların davranışları zararın artmasına etken olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 52 nci maddeleri gereği davacıların müterafık kusuru dikkate alınarak tazminattan belirlenecek oranda indirim yapılması mümkün olabilir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazın proje ve yapı ruhsatlarının da getirtilerek, sigortalı konutta davaya konu su basması olayı nedeniyle binada geri tepmeyi önleyici sistem bulunup bulunmadığı, proje ve yapı ruhsatlarına uygun olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi tarafından yerinde keşif yapılmak suretiyle tespiti ile geri tepmeyi önleyici sistemin varlığının ya da yokluğunun, zararın oluşmasına ve artmasına etkisinin olup olmadığının, davacıların müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek olup hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. b-Dosyaya sunulan İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/109 D.İş sayılı dosyasındaki 01.10.2015 tarihli inşaat mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu sel nedeniyle hasar gören taşınmazların İstanbul İli, Çekmeköy İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, a adresindeki bodrum kattaki iki daire olduğu, 12.09.2015 günü ilgili idarelerin sorumluluğunda olan rögardaki teknik sorundan kaynaklanan taşkın nedeniyle oluşan selin dava konusu iki dairede hasar meydana getirdiği, hasarın giderilerek daireye yerleşim süresinin 4 ay olarak takdir edildiği, dairelerdeki hasar bedeli ve 4 aylık kira bedeli olmak üzere toplam zararın 217.076,00 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. 25.10.2017 tarihinde mahallinde keşif yapılarak tanıklar dinlenmiş, tanıklar genel olarak beyanlarında şiddetli yağmurdan dolayı rögarın taştığını, yolun çöktüğünü, davacılara ait bodrum katta bulunan iki daireye su dolduğunu, yukarıda yol çalışması olduğu için inşaat artıklarının evlere dolduğunu, tüm eşyaların kullanılmaz ... geldiğini beyan etmişlerdir. 28.12.2017 tarihli bir inşaat mühendisi ve bir iç mimar tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazlarda davacıların kalmadığı anlaşılmakla içeri girilemediği, dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda beyan edilen taşınmaz, taşınabilir ve 2. el konumundaki ev eşyaları ile kişisel eşyaların dava tarihi itibariyle 2. el fiyatının KDV dahil 80.805,00 TL, hasar tarihi itibariyle 2. el fiyatlarının 18.830,00 TL olduğu belirlenmiştir. Kontrol mühendisleri tarafından tutulan tarihsiz tutanakta "Çekmeköy ilçesi, Cumhuriye Mah. 23 Nisan Caddesinde 7 ve 9 numaralı dairelerde 12.09.2015 tarihinde aşırı yağış nedeni ile 23 Nisan sokaktaki atıksu hattının şişmesi sonucu su baskını yaşandığı, su basması sonucu ekteki fotoğraflarda görüleceği üzere dairenin tüm eşyalarının hasar gördüğü" tespit edilmiştir. Mahkemece davacılar tarafından olay sonrasında alınan 01.10.2015 tarihli bilirkişi tespit raporu hükme esas alınmıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Davacılar tarafından tek taraflı delil niteliğinde olan tespit raporu ile mahkemece alınan 25.10.2017 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu anlaşılmakla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin yeni bir heyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin, (3-a) ve (3-b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara ve davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.