5. Hukuk Dairesi 2024/8056 E. , 2025/4842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1480 Esas, 2024/687 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Torul Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/168 Esas, 2022/67 Karar Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yap
**5. Hukuk Dairesi 2024/8056 E. , 2025/4842 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1480 Esas, 2024/687 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Torul Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/168 Esas, 2022/67 Karar Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Gümüşhane ili, .. ilçesi, ... köyü 389 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ticari arsa niteliğinde olduğunu, arsanın dere tarafına 18,80 metre boyunda 4 metre yüksekliğinde duvar ile arkasına 2100 m³ dolgu yapılarak yol seviyesine çıkarıldığını, sözlü muvafakat vererek imzalamadığını, arsanın bitişiğinde dört mevsim akmakta olan kurumaz bir dere bulunduğunu, arsanın Zigana Gümüşkayak Yayla Tesislerine, Limli Gölü Tabiat Parkına, Torul Cam Teras Tesislerine yakın olduğunu, Trabzon-İran Transit Yoluna cepheli olduğunu ve bu yol üzerinde Trabzon-Gümüşhane arasında pek çok turistik tesisin bulunduğunu, bitişiğinde akmakta olan dere üzerinde alabalık tarımı yapılabileceğini ve arsa üzerinde kurulacak tesis ile değerlendirilebileceğini, tüm bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda üretim masraflarının düşük gösterildiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen metrekare birim bedelinin düşük olduğunu, köy yerleşim alanı içerisinde kalan dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, taşınmazın arazi olarak değerlendirilmesi hâlinde ise sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazda verimlerin üst hadden belirlenmesi gerektiğini, üretim masraflarının yüksek belirlendiğini, taşınmazın Trabzon-Gümüşhane Karayoluna cepheli olması ve ulaşım problemi bulunmaması gözetilerek nakliye masraflarının üretim masrafından düşülmesi gerektiğini, kapitalizasyon faizinin hatalı belirlendiğini, Karadeniz Bölgesi gibi düz ve sağlam bir taşınmazın kıt olarak bulunduğu bir bölgede dava konusu taşınmazın rapordaki özellikleri dikkate alınarak kapitalizasyon faizinin %3 olarak belirlenmesi gerektiğini, belirlenen objektif değer artış oranının düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinde, münavebeye alınan tarım ürünleri için bulunan net gelirden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine uygun olarak üretim gideri düşülmesinde, dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artış oranında ve davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporunda keşif tarihi itibarıyla taşınmazın üzerinde ev bulunmadığı; ancak taşınmazın tapu kaydı ve uydu görüntülerinde ev bulunduğu değerlendirilerek, yeterli araştırma yapılmadan yapı bedeli hesaplanması doğru değil ise de taraf vekillerince yapı bedelinin istinaf sebebi yapılmadığı gözetilerek, bu yanlışlığın kaldırma konusu yapılmayarak yalnız eleştirilmekle yetinildiği, İlk Derece Mahkemesinin hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, ayrıca yasal faizin uygulanmasının enflasyon karşısında müvekkillerine ağır bir külfet yüklediğini, belirlenen bedelin enflasyon karşısında değerini yitirdiği gözetilerek hükmedilen bedele TEFE oranında faiz işletilmesi gerektiğini, kabul görmemesi hâlinde ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 5. Buna karşın; sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değeri belirlenirken niteliği, konumu ve yüzölçümüne göre %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın %5 olarak kabulü ile az bedel tespiti bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 03.06.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; faize ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun "Bozma kararına" ve "3 No.lu Değerlendirme görüşüne" bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 10.04.2025