Esas sözleşme, (…)[40] değerleme raporları, ayın ve işletme devralınmasına ilişkin olanlar da dâhil olmak üzere, kurulmakta olan şirketle, kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler (…)[41] kuruluş belgeleridir. Bunlar, sicil dosyasına konulur ve birer nüshaları şirket tarafından beş yıl süreyle saklanır.
davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ'nin pay sahiplerinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... AŞ ve ... olduğunu, aile şirketi olarak faaliyet gösteren şirketin yönetiminde bu iki ailenin fertlerinin görev aldığını, şirketin 05.09.2016 tarihli 2015 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ... ve ...'ın üç yıl süreyle seçildiğini, 2015 yılı öncesinde de aynı kişilerin görev yaptığını, davalıların görevleri nedeniyle pay sahiplerini doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğrattıklarının 01.01.2015-31.12.2015 dönemi işletme bilançosundan anlaşılacağını, şirketin aile şirketi olmasından faydalanarak davalıların şahsi harcamalarını şirket üzerinden yürüttüklerini ve şirket kasasını kişisel ihtiyaçları için kullandıklarını, 2015 yılı itibariyle bilançoda gösterilen zarar miktarının olan 7.741.428,39 TL'nin sermayenin yaklaşık %65'ine denk geldiğini, TTK'nın 358. maddesindeki şirket ortaklarının şirkete borçlanmayacakları kuralının ihlal edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin 05.09.2016 tarihli genel kurulda şirketten borçlanma yasağını ihlal eder nitelikte karar aldıklarını, ortakların yasaya aykırı borçlanmaları nedeniyle şirketin ödeme güçlüğü çektiğini, 31.12.2015 tarihi itibariyle alacak senetlerinde ortalama %10 artış olmasının da ödeme güçlüğünün nedeni olduğunu, bilançonunu diğer çeşitli alacaklar kaleminin 31.12.2014'ten 31.12.2015 tarihine kadar ortalama %70-80 oranda arttığını, davalıların ödenmeyen alacak ve senetlerinin tahsili için işlem yapmayarak şirketi zarara uğrattıklarını, ticari borçlar nedeniyle şirketin tesisat, makine ve cihazların piyasa değerlerinden satılmasına rağmen bu satışların düşük bedellerle faturalandırıldığını, piyasa değeri ile kesilen fatura değeri arasındaki farkın da şirket kasasına kaydedilmemesi nedeniyle müvekkilinin payı değerinde azalma meydana geldiğini, yönetim kurulu üyelerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırılı işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunu, TTK'nın 555.ve 556. maddeleri uyarınca ortaklarının yönetim kurulu üyelerine karşı dava hakkı bulunduğunu ileri sürerek, davalı yöneticilerin şirketi uğrattıkları zararın tespitinine, şirketin uğradığı zararın tahsili ile şirkete ödenmesine, müvekkilinin doğrudan uğradığı zararın tespiti ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı iddialarının dayanaktan yoksun ve soyut olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, gerek ortaklardan alacaklar hesabı ve gerekse diğer alacaklar, stoklar ve zararlarının 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten öncesine ait olduğunu, tüm bu hususları davacı ve davacının paylarını devraldığı babası tarafından 2012 yılı öncesinden bilindiğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun TTK'nın 553. maddesinde düzenlendiğini, aynı Yasa'nın 560. maddesinde "sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" düzenlemesi bulunduğundan zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını, davacının, babasının yönetim kurulunda olduğu dönemi dışlamak amacıyla zararın 2015 yılında meydana oluştuğu şeklinde açıklamalarda bulunmasının dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davacının şirket paylarını 07.09.2015 tarihinde babasından devraldığından, şirketin durumunu ve şirketin ortaklardan diğer ortaklarla birlikte babasından ve devir nedeniyle de kendisinden alacaklı olduğunu bildiğini, müvekkillerinin şirket genel kurul kararı ile ibra edilmeleri nedeniyle davacının dava hakkının bulunmadığını, şirketin 23.12.2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait genel kurul toplantısında, 25.11.2015 tarihinde yapılan 2013 ve 2014 yıllanna ait genel kurul toplantısında, 05.09.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurul toplantısında ve 2012 yılından önceki tüm genel kurul toplantılarından yönetim kurulu üyelerinin oybirliğiyle ibra edildiklerini, davacının ve payını devir aldığı babasının ibraya olumlu oy verdiklerinden TTK'nın 558. maddesi uyarınca dava hakkının bulunmadığını, müvekkillerin özen ve sadakat borcuna aykırı veya kusurlu bir davranışı bulunmadığını, TTK'nın 553/1. maddesine göre yönetim kurulunun sorumluluğunun kusura dayanan sorumluluk olarak belirlendiğini, davacı tarafından talep edilen zararın miktarının belli olmadığını, kazanç mahrumiyetinin ne olduğunun açıklanmadığını, müvekkillerinin davaya kadar temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz talebinin yersiz olduğunu savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.