10. Hukuk Dairesi 2025/3986 E. , 2025/7269 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/246 E., 2024/422 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı veki…
**10. Hukuk Dairesi 2025/3986 E. , 2025/7269 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/246 E., 2024/422 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hak sahibi kız çocuk sıfatıyla babasından aldığı ölüm aylığı yanında vefat eden çocuğundan dolayı da ölüm aylığı almaya hakkı olduğunu beyanla, oğlunun ölümü nedeniyle aldığı aylığın iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren ödenmemiş aylıkların ödenmesine, Kuruma borcunun olmadığının tespitine karar verilmesinin talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli kararı ile davacının oğlunun askerlik sırasında ... ve çocuksuz olarak vefat ettiği, davacının çalışmadığı ve dosya kapsamında tespit edilen gelirinin ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altında olduğu anlaşıldığından, davacının oğlundan dolayı ölüm aylığı almaya hak kazanacağı kanaatine varıldığı, diğer yandan 5510 sayılı Kanun'un 34 ve 54. maddeleri kapsamında hem eşten dolayı hem de çocuktan dolayı aylık bağlanmasına engel bir durum olmadığı anlaşılmakla Kurum işleminin yerinde olmadığının değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının hem babasından hem oğlundan dolayı hak sahibi olarak aylık almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline davacının bu nedenle davalı Kuruma borcunun bulunmadığının tespitine, davacının kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2023 tarihli kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve "ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması" başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, "aylık ve gelirlerin birleşmesi" başlıklı 54. maddede ise bu Kanun'a göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağının hüküm altına alındığı, bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerektiği; Hukuk Genel Kurulunun 2016/10-2140 E. 2017/1178 K., 2017/10-3192 E. 2018/101 K., 2018/21-427 E. 2018/949 K. sayılı kararları doğrultusunda davacının 28.05.2012 tarihinde ... ve çocuksuz olarak vefat eden oğlundan 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alırken eşinin vefatı ve talebi üzerine 4/c sayılı Kanun kapsamında sigortalı babası üzerinden ölüm aylığı bağlanabileceği, mevzuat gereğince davacının çift ölüm aylığı alabileceği, oğlundan bağlanan ölüm aylığının durdurulmasına ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığı davacının oğlu ...'ın 28.05.2012 tarihinde ... ve çocuksuz olarak vefat ettiği, anne-babasından başka hak sahibi bulunmadığı, bağlanan ölüm aylığı gelirinin ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altında olması gerektiği, davacının oğlundan aldığı ölüm aylığının kesildiği 2019 Ağustos ayında babasından 1.146,08 TL yetim aylığı aldığı, çalışmadığı ve başka gelirinin bulunmadığı, aynı dönemdeki brüt asgari ücretin 2.558,40 TL olduğu, Mahkemece davacının oğlundan bağlanan aylığın durdurulmasına dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; " ...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olan oğlu ...'ın ... ve çocuksuz olarak 28.05.2012 tarihinde ölümü üzerine, davacıya ve o tarihte sağ olan eşine hak sahibi anne ve baba sıfatıyla 01.06.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, davacının eşinin 03.11.2016 tarihinde vefatı sonrasında, davacının Kuruma başvurarak eşinin ölümü nedeniyle oğlundan bağlanan ölüm aylığının yeniden düzenlenmesini, eşinin aldığı payın da kendisine intikalini ve 19.11.2004 tarihinde ölen babası ... Balpetek'ten de 4/c kapsamında yetim aylığı bağlanmasını talep ettiği, Kurumun davacıya 01.12.2016 tarihinden itibaren babasından hak sahibi kız çocuk sıfatıyla yetim aylığı bağladığı, daha sonra 5510 sayılı Kanun'a göre hem babasından hem de oğlundan aylık alamayacağından bahisle oğlundan aldığı aylığın 2019/9 tarihli işlem ile 01.12.2016 tarihi itibariyle durdurulduğu, babasından bağlanan (4/c) aylığın ödenmeye devam edildiği, ancak bu aylıktan yersiz ödeme nedeniyle kesinti yapıldığı, bilirkişi raporunda davacıya babasından bağlanan 1.146,08 TL ile oğlundan bağlanan 987,28 TL ölüm aylığı toplamının brüt asgari ücretten (2.558,40 TL) düşük olduğu, oğlundan aldığı aylığın kesilerek yersiz ödeme olarak tahsilinin hukuka uygun olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un “Ölüm Aylığının Hak Sahiplerine Paylaştırılması” başlığını taşıyan 34/1-d hükmüne göre, "Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam %25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam %25'i..." aylık bağlanacaktır. Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması" başlığını taşıyan 35. maddesi, "ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar; a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34. maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir...." düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davacının babasından dolayı aylık aldığı açık olmakla "aylık bağlanmamış olması şartı" gerçekleşmediğinden vefat eden oğlundan dolayı ölüm aylığı alması mümkün değildir. " denilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etki eden tüm delillerin celp edildiği, buna göre; Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere, davacının babasından dolayı aylık aldığı açık olmakla "aylık bağlanmamış olması şartı" gerçekleşmediğinden vefat eden oğlundan dolayı ölüm aylığı almasının mümkün olmadığı, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşıldığından, açılan davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, kararın eksik incelmeye dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı iken 28.5.2012 tarihinde ... ve çocuksuz olarak vefat eden oğlundan ve 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup 19.11.2004 tarihinde ölen babasından ölüm aylığı alabileceğinin tespiti ile davacıya ölen oğlundan bağlanan ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz eden vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.