Ceza Genel Kurulu 2016/1410 E. , 2017/57 K. "" Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Günü : 05.03.2013 Sayısı : 1055 - 469 4733 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık ...'ın, aynı Kanunun 8/4, TCK'nun 62, 50 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanunun 13. maddesi delaleti ile TCK'nun 54. maddesi gereğince müsaderesine ilişkin Adana 1. Asliye …
**Ceza Genel Kurulu 2016/1410 E. , 2017/57 K.** **"İçtihat Metni"** Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Günü : 05.03.2013 Sayısı : 1055 - 469 4733 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık ...'ın, aynı Kanunun 8/4, TCK'nun 62, 50 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanunun 13. maddesi delaleti ile TCK'nun 54. maddesi gereğince müsaderesine ilişkin Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2013 gün ve 1055-469 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.06.2016 gün ve 29910-8713 sayı ile; ''...Sanık hakkında elinde bulunan poşet içerisinde 30 karton gümrük kaçağı sigarayı ticari amaçla bulundurmaktan kamu davası açılmış olup, sanık aşamalardaki savunmalarında, atılı suçlamayı kabul etmediğini, sigaralarla ilgisi olmadığını beyan etmiştir. Sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, tüm aşamalarda suça konu sigaraların kendisine ait olmadığını ifade ettiği nazara alındığında Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı CMK'nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.08.2016 gün ve 219812 sayı ile; ''...Bilindiği üzere Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği uyarınca arama eylemlerinin üç farklı hukuki meşruiyet temeli vardır, arama eylemleri, adli arama, önleme aramaları ve durdurma işlemlerine dayalı arama olarak üç farklı işlemle yapılabilir . Bunlardan birisi de inceleme konusu olayda tatbik edilen ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 27. maddesinde düzenlenen durdurma işlemlerine dayalı arama eylemidir. Yasa koyucu, adli aramalarda, makul şüphenin varlığı halinde şüphelisi belli, arama mahalli belli, ele geçirilmesi hedeflenen suç eşyası ve tanımlanan suç belli aramaları kastetmiş ki, bu tarz aramaların kural olarak hâkim kararı ile olacağı, gecikmesinde sakınca olan halde savcı izni ile aramanın yapılabileceği, savcıya ulaşılamaması halinde de ulaşılamama nedeni yazılarak kolluk birim amirinin yazılı izni ile aramanın yapılabileceği tanımlanmıştır. Yasa koyucu önleme aramalarında kamu düzenini korumak gayesi ile genel arama kararına istinaden şüphelisi, suç tanımı belli olmayan arama eylemlerini tanımlamıştır.