T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1254 KARAR NO : 2026/119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2022/486 Esas - 2023/511 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2022 KARAR TARİHİ : 26/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/01/2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mah…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1254 KARAR NO : 2026/119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2022/486 Esas - 2023/511 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2022 KARAR TARİHİ : 26/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/01/2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarih 2022/486 Esas 2023/511 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2017/10268 Esas (eski esas 2008/1532 E.) sayılı icra dosyasıyla müvekkili aleyhinde 7 Örnek icra takibi yapıldığını, takibin 13/09/2021 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin icra dosyasına konu alacak nedeniyle davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, takibin ilk alacaklısının ...A.Ş olup daha sonra alacağın temliki suretiyle davalı ....i A.Ş'nin alacaklı konumuna geçtiğini, takipteki alacağın dayanağı olarak, Bornova 2. Noterliği'nin 30/01/2008-05/02/2008 tarih ve 2221-2751 yev. No'lu ihtarnameleri, Muh. Tarhili GKT uyarınca kullandırılan TİCARİ-artı para-çek bedeli- diğer ticari kredileri-banka kayıtları-hesap ekstreleri gösterildiğini, takip dayanağı belgeler incelendiğinde, 05/02/2008 tarih 02751 yevmiye no'lu ihtarname içeriğinde; müvekkilinin, dava dışı ve takip borçlusu olan .... Şti ile banka arasındaki taahhütnameleri/ sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle borcu bulunduğuna dair beyanat bulunduğunu, ancak icra takibi açılışında sunulan Genel Taahhütname evraklarında, müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla yer alan şahıslar ve imzaları incelendiğinde, müvekkilinin adının geçmediği ve imzasının bulunmadığının görüleceğini, sunulan evraklara göre, dava dışı takip borçlusu .... Şti kefilleri; ...., ..., ...., .... A.Ş olarak görüldüğünü, açıkladığı nedenlerle İzmir 7. İcra Dairesi 2017/10268 Esas Sayılı icra takibinin takdiren teminatsız olarak, mahkemece verilecek hükmün kesinleşmesine kadar tedbiren durdurulmasına, davanın kabulüne, İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2017/10268 Esas sayılı icra takibinde, müvekkilinin öncelikle müteselsil kefil sıfatına haiz olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine/takibin müvekkili yönünden iptaline, talepleri kabul görmediği takdirde alacağın/kefaletin zamanaşımına uğraması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine/takibin müvekkil yönünden iptaline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın kabulünün mümkün olmadığını, aleyhlerinde olan tüm hususlara itiraz ettiklerini, davacı taraf, dava dışı....A.Ş. ile dava dışı ....Şti. arasında.... müşteri numarasıyla imzalanan kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla taraf olduğunu, kefaleti usul ve yasaya uygun olduğunu, imzalanan sözleşme ile ilgili İzmir 7. İcra Dairesinin 2017/10268 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibi, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak başlatıldığını, taraflar arasında mutabık kalınan hususlara müvekkilince aykırı davranılmadığını, davacı tarafın dilekçesi kabul edilemez ve asılsız iddialar içerdiğini, söz konusu dava, müvekkilinin alacağının tahsiline engel olma amacı taşıdığını, zamanaşımının söz konusu olmadığını, zamanaşımını kesen nedenlerin incelenmesi akabinde dosyanın zamanşımına uğramadığını, ayrıca her ne kadar arabuluculuk başvurusnun huzurdaki davada zorunlu olmadığı belirtilmekteyse de bu hususun aksi yönünde kararlar da mevcut olduğunu, bu nedenle huzurdaki davada arabuluculuk başvurusunun dava şartı olup olmadığı hususunu mahkemenin takdirine değerlendirilmesini talep ettiklerini, dosyaya celp edilecek temlik eden bana kayıtları, sözleşme asılları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda davacının borçlu olup olmadığı açıkça belirlenebileceğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının kötüniyetli olması nedeni ile %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi borcunu temlik aldığı ....A.Ş'nin Mahkeme'ye hitaben 07.01.2023 tarih ve 2022-74550911 sayılı yazısıyla dava dışı ... Şti'nin .... 3. Sanayi Sitesi şubesinden kredi kullanıma dayalı doğan kredi borçlarına takip tarihi sonrası en son 04.03.2008 tarihinde, (159.605,97 YTL. Toplam kredi borcu) borçluların yaptığı toplam 58.030,00 YTL. ödeme ile toplam borç tutarının 101.575,97 TL'ye düştüğünün bildirildiği, bilirkişi vasıtasıyla yaptırılan incelemesinde, davacıya çekilen, 05.02.2008 tarihli ihtarnamede belirtilen, kefalet tutarı'nın 12.000,00 YTL olduğunun belirtilmesine karşın, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan,.... A.Ş. dava dışı kredi borçlusu .... Şti. arasında imzalanan 23.02.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet imzası olanlar arasında, Davacı ... .'ın adı, kefalet imzası ve kefalet tutarının bulunmadığı gerekçeleriyle İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2017/10268 E. Sayılı icra takibinde, davacının müteselsil kefil sıfatına haiz olmaması nedeniyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince davalı vekili tarafından dosyaya sunulan itirazlar dikkate alınmaksızın karar verildiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, davalının cevap dilekçesi ve beyan dilekçelerinde yer alan taleplerine yönelik yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını, davacının dava dışı ....A.Ş. ile dava dışı.... Şti. arasında ....müşteri numarasıyla imzalanan kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla taraf olduğunu, kefaletin usul ve yasaya uygun olduğunu, imzalanan sözleşme uyarınca dava konusu icra takibinin başlatıldığını, taraflar arasında mutabık kalınan hususlara davalı tarafça aykırı davranılmadığını, davanın davalı şirketin alacağının tahsiline engel olma amacı taşıdığını, alacağın zamanaşımına uğramadığını, davanın dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, İİK 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince ticari dava niteliğindeki davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiş olup 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmek üzere anılan kanunda değişiklik yapan 28.03.2023 tarih ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesi ile anılan düzenlenmedeki “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmek suretiyle; itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenlenme çerçevesinde; eldeki davanın açıldığı 05.04.2022 tarihi itibariyle davacının menfi tespit davasının dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; kredi sözleşmesine dayalı alacağa karşın sözleşmede kefil olduğu gerekçesiyle hakkında icra takibi başlatılan davacının davalı şirkete/temlik eden bankaya karşı kefaletten kaynaklanan sorumluluğu bulunduğu noktasında ispat külfetinin sözleşemeye bağlı hak ve menfaat elde etmeye çalışan davalı üzerinde bulunmasına, davalı şirketin davacı ile temlik eden banka arasında geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlü olmasına, sözleşme suretinin ibraz edilememesine ve banka kayıtlarında yer alan dijital sözleşmelerde davacı adına düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesine rastlanmamasına, davacının geçerli bir kefalet sözleşmesine dayanmayan takip nedeniyle borçtan sorumlu olmadığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 10.902,68 TL'den peşin alınan 2.725,67 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.177,01 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.