davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının dava konusu olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. Maddesi ile alınan karar yönünden kaldırılmasına yönelik olarak verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine duruşma açılarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 2013 ve 2014 yılları için yapılan 30/06/2015 tarihli olağan genel kurul to
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının vari hesapta alacağı bulunmakta olduğunu, davalının davacı şirkete 39.071,41 TL bedelli çek verdiğini, davacının bu çeki 3. Kişilere verdiğini ancak ödeme gününde çek bedelinin karşılığının bankada bulunmadığını, çeki elinde bulunduran 3. Kişi ---- şirketinin icra takibi başlattığını, davalının bu durum karşısında sadece çekin 20.000,00 TL lik kısmının eksik olduğunu, 20.000,00 TL dışındaki kısmı ödeyebileceğini bildirmesi üzerine davalıdan alınan paranın üstüne davacı tarafından 20.000,00 TL eklenerek icra takip borcunun ödendiğini, daha sonra davacı tarafından 20.000,00 TL lik icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız yere itiraz ettiğini beyan ederek, haksız itirazın iptali talep ve dava olunmuştur. Dava, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış itirazın iptali davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.