10. Hukuk Dairesi 2011/5497 E. , 2012/10173 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :254-29 Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından…
**10. Hukuk Dairesi 2011/5497 E. , 2012/10173 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :254-29 Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, 24.03.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalı ... ’nın hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca davalı işverenden rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davaya konu iş kazasının; arızalanan trafonun değiştirilmesi için trafo direğine 1000 metre mesafedeki seksiyoner(mekanik gerilim ayırıcı) direğindeki ayırıcı açılıp topraklanarak enerjini kesilerek trafo ve panonun değiştirilmesi ardından sigortalının anılan direğe tırmanarak ayırıcının bıçaklarını elle açmaya çalıştığı sırada meydana gelen ark nedeniyle gerilime kapılarak ölmesi şeklinde meydana geldiği tespit edilmiş olup, Mahkemece, işveren kusuru %70 kabul edilmek ve Anayasa Mahkemesi’nin 26’ncı maddeye yönelik iptal kararı gözetilmek suretiyle istem kısmen hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinde düzenlenen işveren sorumluluğu, “kusur sorumluluğu” niteliğinde olup, anılan maddede işveren sayılan sınırlı durumlardan; yani kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veya suç sayılabilir bir hareketinden sorumlu tutulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kusur raporu, hüküm vermeye elverişli nitelikte değildir. Zira, anılan raporda emniyet kemeri ve baret kullanılmaması, seksiyoner kolunun arızalı olması hususları işveren kusuruna dayanak yapılmıştır. Ancak; yapılan otopsi sonucu sigortalının elektrik çarpması sonucu kalp durması neticesi öldüğü belirlendiği gibi, seksiyoner kolunun arızası ile ilgili de herhangi bir tespit yapılabilmiş değildir. O nedenle ceza dosyası celbedilerek Borçlar Kanununun 53’üncü maddesinde hukuk hâkiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık yoksa da, “maddi olgularla bağlılık ilkesi” öğretinin ve uygulamanın getirdiği ve benimsediği bir ilke olduğu nazara alınarak, anılan arızaya ilişkin deliller toplanmalı, 50 yaşında olduğu, 1972 yılından itibaren hat işçisi olarak çalışıp, 1987 de usta yardımcısı, 1989'dan itibaren de usta olarak çalıştığı iddia edilen sigortalıya ve işverene atfedilen kusur dayanakları da tartışılmak ve gerektiğinde belgelenmek suretiyle işveren kusuru belirlenmek üzere yeniden kazanın meydana geldiği iş kolunda iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişiden, mevzuat ve oluşa uygun kusur raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.