Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından sorgulanmasına veya sorgulatılmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından sorgulanmasına veya sorgulatılmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 1975 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusu olayın meydana geldiği tarihte Erzurum'da ikamet etmektedir. Başvurucunun da aralarında olduğu bazı şüphelilerin 7/10/2016 tarihinde K.nın bıçakla öldürülmesi olayına karıştıkları iddia edilmiştir. Olayla ilgili olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başlatılan soruşturma kapsamında aynı aileye mensup şüpheliler S.T., B.T. ve Ç.T.nin ifadeleri alınmıştır. Şüpheli S.T. 11/10/2016 tarihinde Başsavcılıkta verdiği ifadesinde özetle maktul K. ile aynı mahallede iki farklı tezgâhta seyyar olarak sebze satışı yaptıklarını, aralarında pazar yeri nedeniyle çıkan tartışmanın bıçaklı kavgaya dönüştüğünü ifade etmiştir. S.T ifadesinde olay günü maktulün kendisine hakaret etmesi üzerine elindeki tornavidayı maktule doğru salladığını, arkadaşı olan başvurucunun da -daha önce kendisinin talep etmiş olması nedeniyle- elinde sallama olarak bilinen bir bıçakla olay yerinde olduğunu ve bu bıçağı olay anında havaya kaldırdığını beyan etmiştir. S.T.nin 11/10/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"[K.] ile aynı mahallede tezgahtar olarak o ayrı ben ayrı patates, soğan satmaktan dolayı aramızda (...) tartışma çıktı. Tartışmanın sebebi [K.] bana hakaret etti. Beni tehdit etti. Tezgahımı kaldırmamı söyledi. (...) 07/10/2016 günü tezgahta kalan malları satmak için saat:09:00 civarı tezgahı açtım. Saat 16:00'a kadar satış yaptım. Saat 19:00 sıralarında [K.] yine bana hakaretlerde bulundu. 19:30 sıralarında Koyuncular kahvesinde oturduğunu gördüm. Benim yanımda da Önder UZUN [başvurucu] vardı. [K.] ile aramızda olan kavga ve tartışmalar sebebiyle Önder UZUN'a yanında sallama getirmesini, bir şey olması durumunda kendisinin kullanmamasını bizzat kendimin kullanacağını söyledim. Bana yine karşılaşınca hakaretlerde bulundu. Üzerimde bulkunan tornavidayı salladım. Kendisinin elinde bir bıçak vardı ve yere düşürdü. Yerden aldığım bıçakla sağ ayağına bir defa sapladım. Kendisi bağırarak sandalye ile bize karşı koymaya, saldırmaya çalıştı. Ben de o anda palayı Önder UZUN'dan alıp salladım. Ancak pala [ye] dokunmadı. Kendisi yere düştü. (...) Önder UZUN elindeki palayı olay anında hava kaldırdı. Ben de elinden alıp kendimi korumak için palayı havaya kaldırarak salladım. Daha sonra [K.] yere düştü. Ben ve Önder UZUN olay yerinden kaçtık." Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan diğer şüpheliler B.T. ve Ç.T. de olayın nasıl meydana geldiğine ilişkin olarak benzer açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre şüpheli B.T. 8/10/2016 tarihinde Başsavcılıkta verdiği ifadesinde babası S.T. ile babasının arkadaşı olan başvurucunun maktul K.ya saldırdıklarını, başvurucunun elinde sallama olarak tabir edilen bir bıçak olduğunu belirtmiştir. Diğer şüpheli Ç.T. de 11/10/2016 tarihli ifadesinde babasının arkadaşı olan başvurucunun elinde bıçak olduğunu ancak bu bıçağı maktule karşı kullanıp kullanmadığını olay sırasında göremediğini ifade etmiştir. Soruşturma sırasında başvurucu adresinde bulunamamış ve bu nedenle başvurucunun ifadesi alınamamıştır. Soruşturmanın tamamlanmasını müteakip Başsavcılık kendisine ulaşılamadığı için ifadesi alınamayan şüpheli başvurucu ile diğer şüpheliler hakkında kasten öldürme suçundan 3/1/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede başvurucunun olay sırasında elinde sallama isimli bıçakla şüpheli S.T.nin yanında bulunmak suretiyle suç işleme iradesi gösterdiği ve S.T.ye de bu yönde destek verdiği iddia edilmiştir. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülen davada Mahkeme başvurucu hakkında 7/4/2017 tarihinde yakalama emri düzenlenmiştir. Duruşmanın 28/2/2017 tarihli birinci celsesinde sanıklar Ç.T., B.T. ve S.T.nin savunmaları alınmıştır. Sanık Ç.T. savunmasında özetle başvurucunun elinde sallama olarak tabir edilen bir bıçakla olay yerinde bulunduğunu ancak bununla kimseye vurmadığını ifade etmiştir. Duruşma Tutanağı'na göre diğer sanıklar savunmalarında başvurucu hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Aynı celsede olay anına ilişkin bilgisine başvurulan müşteki E.K. başvurucunun elinde bir bıçakla olay yerinde bulunduğunu ifade etmiştir. Duruşmanın aynı tarihli celsesinde tanık T.nin beyanları alınmıştır. T. beyanında özetle olay sırasında başvurucunun elindeki sallamayı havaya kaldırdığını, daha sonra yere düşürdüğünü belirtmiştir. Duruşmanın 15/11/2018 tarihli son celsesinde Başsavcılık esas hakkındaki mütalaayı dosyaya sunmuştur. Mütalaada özetle sanıklar ve maktul arasında çıkan kavga sırasında başvurucunun elinde bulundurduğu ancak ele geçirilemeyen sallamayı maktule doğru salladığı sırada maktulün dengesini kaybederek yere düştüğü belirtilerek başvurucunun bu şekilde maktulün direncini kırmak suretiyle atılı suçu işlediği iddia edilmiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında düzenlenen yakalama emrinin infazının beklenmesi amacıyla duruşmanın sonraki celsesini 6/4/2017 tarihine ertelemiştir. Duruşmanın takip eden celselerinde başvurucu hakkındaki yakalama emrinin infaz edilememesi üzerine 7/6/2018 tarihli ara kararı ile başvurucu yönünden dosya tefrik edilmiştir. Mahkemenin E.2018/324 sayılı dosyası üzerinden devam edilen davada başvurucu hakkında yeniden 12/6/2018 tarihli yakalama emri düzenlenmiştir. Başvurucunun 23/6/2018 tarihinde Ankara'da yakalanması üzerine aynı tarihte Mahkemece resen celse açılarak başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle kendi hasımlarının tehditleri nedeniyle üzerinde bıçak bulundurduğunu ancak bu bıçağı olay sırasında kullanmadığını ifade etmiştir. Mahkeme aynı tarihli celsede başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Tefrik edilen dava dosyasında bulunan tanık beyanları ve diğer belgeler başvurucu ve müdafiinin hazır bulundukları duruşmanın 15/11/2018 tarihli son celsesinde okunmuştur. Duruşma Tutanağı'na göre başvurucu müdafii tanıkların yeniden dinlenilmesi ve tahkikatın genişletilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme olayın tanıklarının tefrik edilen dosyada dinlendiğini, tanıkların yeniden dinlenmesinin dosyaya katkı sunmayacağını belirterek talebi reddetmiştir. Mahkeme 15/11/2018 tarihli kararıyla, başvurucunun kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında tefrik edilen dosyanın sanıklarından B.T.nin 8/10/2016 tarihinde Başsavcılıkta verdiği, başvurucunun maktule saldırdığı yönündeki ifadesi ile diğer sanık Ç.T.nin soruşturma evresinde verdiği 7/10/2016 tarihli ve "Babamın arkadaşı olan Önder Uzun'un da elinde sallama tabir edilen büyük bir bıçak vardı." şeklindeki ifadesine delil olarak dayanmıştır. Buna ek olarak yine tefrik edilen davada tanık sıfatıyla dinlenen T.nin başvurucunun elindeki sallama olarak tabir edilen bıçağı maktule karşı salladığını gördüğü yönündeki beyanına da gerekçeli kararda delil olarak yer verilmiştir. Gerekçeli karara göre söz konusu tanık beyanı dışında atılı suçun başvurucu tarafından işlendiğini gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Her ne kadar sanık Önder savunmasında üzerinde bıçak bulunduğunu ancak kesinlikle bu bıçakla maktule vurmadığını suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de; [B.T.] 2016 tarihinde Cumhuriyet Savcısına vermiş olduğu ifadesinde; 'Babam [S.] ve Önder [başvurucu] ile birlikte gelip [K.ya] saldırdı. Babamın elinde küçük bıçak vardı. Önder Uzun da ise büyük sallama bıçak vardı. İkisi birden saldırdılar.' dediği, tanık [T.] ifadesinde 'Önder'in elinde de sallama tabir edilen bıçak gördüğünü ve bu bıçakları şahsa karşı salladığını gördüğünü' beyan ettiği, tanık [Ç.T.] 2016 tarihinde kolluk kuvvetlerine verdiği beyanında; 'Babamın arkadaşı olan Önder Uzun'un da elinde sallama tabir edilen büyük bir bıçak vardı ancak Önder Uzun [ye] vurup vurmadığını görmedim' dediği, sanığın tevilli ikrarında elinde bıçak olduğunu ikrar etmesi ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın da fikir ve eylem birliği içerisinde [S.], [B.] ve [Ç.] ile birlikte maktule kesici-delici aletle birlikte vurmak suretiyle atılı suçu işlediği; Yargıtay Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında da (örneğin 2017/176 E, 2018/2998 K sayılı kararında) vurgulandığı üzere, maktulün direncini kırarak eyleme iştirak edilmesi halinde eylemin asli maddi faillik kapsamında olduğu, bu haliyle sanığın eyleminin TCK'nın 37/ maddesi kapsamında asli maddi faillik konumunda olduğu, meydana gelen sonuçtan asli maddi fail olarak sorumlu olduğu kabul edilmiştir. " Başvurucunun istinaf talebi Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 9/1/2019 tarihli kararı ile esastan reddedilmiştir. Başvurucu, gerekçeli temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra çelişkili tanık beyanlarına dayanılarak mahkȗm edildiğini ve eksik inceleme yapıldığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz incelemesi devam etmekte iken bu defa 16/9/2019 tarihli ek dilekçe ile tanık beyanlarındaki çelişkilere dikkat çeken başvurucu, yokluğunda dinlenen tanıkların yeniden ve ayrıntılı olarak dinlenmesi yönündeki talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesinin usule ilişkin bir eksiklik olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay Ceza Dairesi istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararı 15/1/2020 tarihinde onamıştır. Başvurucu, nihai kararı 14/4/2020 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 30/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon hakkaniyete uygun yargılanma ve tanık sorgulama hakları dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.