davacı avukatı tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.İSTEM:Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 10/02/2011 tarihli sözleşme imzalandığını, ... Belediyesine ait muhtelif cadde ve sokakların yapım işinin davacı şirkete verildiğini, toplam alanın 155.000 m2 olup, davacı şirkete sözleşmede kararlaştırılan 8. Etap dahilin
davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Tic. A.Ş.'ne sattığı emtianın alıcıya nakliyesi için davalı ... (... Yağ ve Nakliye) ile anlaştığını, 18 ton emtianın anılan davalıya ait çekici ve dorseye sevk irsaliyesi ile birlikte 26.04.2016 tarihinde yüklendiğini, aracın sürücüsü davalı ...'ın karayolları tarafından yapılan yol çalışmasını dikkatsizliği ve kusuru nedeniyle fark etmeyerek ani direksiyon kırması sonucu yüklü aracın savrularak, yüklenen PVC tabakaların bir kısmının yola düşerek kullanılamaz hale geldiğini, kazanın bildirilmesi üzerine müvekkilinin çalışanı tarafından hasarın tutanakla belirlendiğini, emtianın hasarı tespit edildikten sonra başka bir araçla müvekkiline ait tesise getirildiğini, hasarlı emtianın kaldırılması ve nakliyesi için müvekkilince 1.375,00 TL masraf yapıldığını, kaza sonucu kullanılamaz hale gelen emtia bedelinin 29.963,35 TL olduğunu ileri sürerek, 31.338,35 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafça bugüne kadar müvekkillerine yöneltilmiş bir tazminat talebi bulunmadığını, müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin haksız olduğunu, taraflar arasında taşıma sözlemesi bulunduğunu, kazanın karayolları görevlilerinin yeterli güvenlik ve uyarı tedbirleri almamasından kaynaklandığını, sürücünün daha ciddi ve ölümlü kazayı önlemek için yaptığı manevra sonucu kazanın oluştuğunu, olay tarihinden sonra davacının herhangi bir kusur tespiti yaptırmaması nedeniyle müvekkilinin hukuki durumunun ağırşalmasına neden olduğunu, karayolları görevlilerinin o anki çalışma şartlarını, güvenlik ve uyarı tedbirlerini değiştirebileceğini, kaza anındaki tedbir ve uyarı durumunun kazanın asli nedeni olduğunu, yükün gönderen tarafından yüklendiğini ve normal koşullarda aracın devrilmeden yükün kaymaması gerektiğini, yükün usulüne uygun şekilde araca yüklenmediğini, aracın hafif savrulmasında dahi yükün bozularak hasar görmesinin de yükleme ve istiflemede kusur olduğunu gösterdiğini, davacı temsilcisi ile sürücü tarafından tutulan tutanağa göre, yola savrulan emtianın toplanmış olduğunu ve gerektiğinde hasar tespitinin tutanakla yapılacağının belirtilmesine karşın bugüne kadar taraflarca veya davacı tarafından usulüne uygun yapılmış bir tespit bulunmadığını, buna rağmen tamamen davacının soyut beyanları ile yükün bir kısmının tam zayi olduğunun kabul edilemeyeceğini, kazanın oluşum şekli ve emtianın mahiyeti itibariyle taşınan emtianın tam olarak hasarlanarak zayi olduğununa ilişkin davacı talebinin yersiz olduğunu, taşınan emtianın nitelik itibariyle düşme veya savrulma sonucu tam ziya niteliğinde hasarlanması mümkün olmadığını, düşen emtiada kısmi ziya oluşsa bile, aracın üstünde kalan ve kayma sonucu sadece sandık istifleri bozulan malların kısmi veya tam ziyaa uğramasının mümkün olmadığını, yük hasarının kasko poliçesi kapsamında olmasına rağmen kazadan sonra hasar ihbarı yapılmaması nedeniyle sigortaya başvurulamadığını, davanın sigorta şirketi ve Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ihbarı gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.