(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7523 E. , 2009/8382 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7523 E. , 2009/8382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, davacının murisine ait 729 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında babasının soyadının "..." olmasına rağmen "..." yazıldığı, bunun "..." olarak ayrıca duruşmada da babasının baba adının da "..." olmasına rağmen yanlışlıkla "..." yazıldığını belirterek tapu kaydının nüfus kaydına göre düzeltilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir. Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Dava konusu 729 parselin tapulama tutanağının incelenmesinde, taşınmazın 4753 - 5618 sayılı yasalar gereğince Toprak Tevzi Komisyonu tarafından düzenlenen tapu kaydı revizyon alınarak tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada tescile esas alınan tapu kaydı mevcut değildir. Kayıt düzeltilmesi yapılırken kaydın oluşturulmasında dayanak olan tüm belge ve bilgilerin eksiksiz olarak dosyaya celbi gerekir. Nüfus müdürlüğünden kayıtta adı geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulacak yerde dava ile ilgisi olmayan "... oğlu ... ..." kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuştur. Ayrıca, taşınmazın bulunduğu yerde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka bir kişi bulunup bulunmadığı sorulacak yerde gene dava ile ilgisi olmayan ... oğlu ... ..." hakkında zabıta araştırması yapılmış, mahkemece yanlışlık anlaşılıp ".... oğlu ... hakkında araştırma yapılması istenmiş, bunun sonucunda da "...oğlu ... ..."ın köyde ikamet etmediği bildirilmiştir. Oysa davacının tapu maliki olduğunu iddia ettiği murisi babası "...oğlu ... " nüfus kaydına göre 1961 yılında vefat etmiştir. Tapulama tutanakları 1964 yılında düzenlenmiş, düzenlendiği tarihte tapu kayıt maliki olduğu iddia edilen kişi ölmüş olmasına rağmen tespit ölü kişi adına yapılmamış ve bu şekli ile 1968 yılında kesinleşmiştir. Ayrıca davacının annesi ...'ın baba adı "..."tir. Bu hususta dikkate alınarak annesinin evlenmeden önce kayıtlı olduğu baba hanesine ilişkin yani, anne, baba ve kardeşlerini de gösterir şekilde vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu celbedilerek, davacının annesinin kızlık soyadı ve ... isminde kardeşi olup olmadığı da araştırılmamıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Sırf davacı tanıklarının beyanlarına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları, varsa belirtmelik tutanakları ile getirtilmeli, doğru kişi hakkında nüfus ve savcılık araştırılması yaptırılmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturulacak şekilde incelenmeli, istem konusunda yaşca taşınmaz malikini tanıyabilecek tanıklar dinlenmelidir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken bunlar yapılmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.