Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/648 E. , 2024/1861 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/648 Karar No : 2024/1861 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- Kendi adına asaleten ..., ..., ... ve ...'e velayeten ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/648 E. , 2024/1861 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/648 Karar No : 2024/1861 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- Kendi adına asaleten ..., ..., ... ve ...'e velayeten ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in ... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak kalmaktayken, 09/07/2018 tarihinde kaldığı koğuşun banyosunda ölü olarak bulunması olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık eş için 1.000,00 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi; yine eş için 100.000,00 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL ve müteveffanın annesi için de 50.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile maddi olayın birlikte değerlendirilmesinden; davacılar murisinin intihar sonucu hayatını kaybettiğinin sabit olduğu anlaşılmakla birlikte, cezaevi personeli hakkında başlatılan adli ve idari soruşturma evrakının ve bu kapsamda ifadesine başvurulanların beyanları birlikte incelendiğinde, davacılar murisinin hükümlü kaldığı sürede intihar eğilimi göstermediği, intihar edeceğini ima edecek hal ve davranışlar sergilemediği ve bu yönde söylemlerinin olmadığı, intihar olayının aniden geliştiği ve büyük bir sessizlik ve gizlilik içinde gerçekleştiği, cezaevi personeli hakkında yapılan adli ve idari soruşturma sonucu idarenin kendisine düşen gözetim ve bakım görevini yerine getirdiği ve bu konuda ihmal ve kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmış olup, bu itibarla da olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığından davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın 05/04/2018 tarihinde jiletle kesikler oluşturarak kendine zarar verdiği, tedavi altına alındığı, ilerleyen zamanlarda iki kez psiko-sosyal serviste görüşmeye alındığı, 08/07/2018 tarihinde 20 adet ağrı kesici aldığı ve bu nedenle tedavi altına alındığı, bütün bunlar dikkate alındığında müteveffanın kalacağı yerin buna göre hazırlanması, ek ve özel tedbirler alınması gerektiği, idarenin kusursuz sorumluluğunun da bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde; müteveffanın ... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, ... M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 31/01/2018 tarihinde zorunlu nedenlerle (kapasite aşımı nedeni ile) nakil geldiği, tanılı bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığı, ... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içerisinde 05/04/2018 tarihinde kalmış olduğu odada vücudunun bazı bölgelerine jilet ile kesikler oluşturarak kendisine zarar verdiği, olay sonrasında müteveffanın ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı, gerekli tetkik ve tedavileri yaptırıldıktan sonra ... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna geri getirildiği, ilerleyen zamanlarda müteveffa ile iki kez psiko-sosyal servisine çıkarılarak görüşme yaptırıldığı, 08/07/2018 tarihinde de bulunduğu oda içerisinde 20 adet (Parol) ağrı kesici tablet içtiği ve ivedi olarak kurumun bulunduğu ... ilçesindeki ... Devlet Hastanesine sevk edildiği, gerekli tedavisi yapıldıktan sonra ... Şehir Hastanesine sevk edildiği, ancak müteveffanın ... Şehir Hastanesine tedavisi için götürüldüğünde tedaviyi kabul etmediği, bunun üzerine ... Şehir Hastanesinde bir gün yatışının yapıldığı ve sonrasında ... Şehir Hastanesinin ... tarih ve ... prt. No'lu raporlarında müteveffanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine (... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne) acil olmamakla beraber sevkinin uygun olduğu bildirilerek ön tanıda, "madde bağımlılığı mı yoksa ani gelişen intihar olayı mı olduğu" yönünde soru işareti konulduğu, 5275 sayılı Kanun'un hastalık nedeni ile nakil alt başlıklı 168/2. maddesinde yer alan, "hükümlülerin başka yerlerdeki tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerine sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması halinde varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafindan verilip, başhekim tarafindan onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olduğu, bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir." hükmü gereğince müteveffanın sevk raporunda sadece bir doktorun sevk yazısı olmasına rağmen davalı idarece ...Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavisi için sevk işlemlerinin başlatıldığı, müteveffanın 09/07/2018 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden dönüşünde kalmış olduğu çoklu odalardan C-1 odasına yerleştirildiği, aynı gün (hastane dönüşünde) ailesi ile telefon ile görüştüğü ve yapmış olduğu telefon görüşmesinde ölmek istediğini ve iyi olmadığını ifade eden cümleler sarf ettiği, müteveffanın 09/07/2018 tarihi itibarıyla bulunduğu odanın banyo kısmında kendi ayakkabı bağcığı ile intihar ettiği, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün ... tarihli raporunda adı geçenin Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin ... tarih ve ... sayılı raporu ile Kimya İhtisas Dairesinin ... tarih ve ... sayılı raporundan bahsedilerek, mütevefanın kanında, mide içeriğinde, safrada ve idrarında ilaç etkin maddelerinden parasetamol bulunduğu belirtilerek, “ası sonucu" öldüğünün tespit edildiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmakta olup, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının f bendinde, "Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur." hükmü; "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." hükmü yer almaktadır. Dava konusu olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan, 06/04/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün "Müdürün görevlerini" düzenleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, “Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek"; “Güvenlik ve Gözetim Servisi” başlıklı 22. maddesinin 5. fıkrasında, "İnfaz ve koruma memuru, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönetmeliklere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli olup, müdür ve ikinci müdür veya bunların bulunmadığı yerlerde idare memuru ile infaz ve koruma başmemuru tarafından verilen görevleri yapar.”; “Psiko-sosyal Yardım Servisi” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında, “Psiko sosyal yardım servisi personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran, uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan, ayrıca hükümlülerin bireysel özelliklerini, yaşam koşullarını ve suç işleme nedenlerini belirleyerek bireysel gelişmelerine yardımcı olan, kurum yaşamına uyumlarını ve toplumsal yaşamla uyumlaşmalarını sağlayan ve bireyin yeniden suç işlemesini engelleyecek önlemleri alan ve bu amaçla gerektiğinde kurum en üst amirinin bilgisi dahilinde, aileler ve sosyal çevreyle görüşme yapan servistir. Psiko-sosyal yardım servisinde, psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve çocuk gelişimi uzmanı görev yapar.”; “Sağlık Servisi” başlıklı 25. maddesinde, “(1) Kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir. Sağlık servisinde cezaevi tabibi, diş tabibi, eczacı, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru ve hayvan sağlık memuru görev yapar. (2) Cezaevi tabibinin görevleri: a) Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar.” düzenlemeleri yer almaktadır. Yine, anılan Tüzüğün “Hapis Cezalarının İnfazında Gözetilecek İlkeler “ başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının “f” bendi, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasını zorunlu kılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Her ne kadar olayla ilgili olarak, kurum personeli hakkında yapılan adli ve idari soruşturma sonucunda, idari yönden ... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Amirliğinin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile personelin olayda herhangi bir kusur ve ihmalinin olmadığı gerekçesiyle "disiplin cezası verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş, yine konu hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca Ceza İnfaz Kurumu personeli hakkında "Görevi Kötüye Kullanmak Suçundan" yürütülen adli soruşturmada ... tarih ve ... Soruşturma, ... sayılı karar ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiş ise de, müteveffanın vefat ettiği 09/07/2018 tarihine kadar geçen süreçte 05/04/2018 tarihinde vücuduna jiletle kesikler oluşturarak ve 08/07/2018 tarihinde yirmi tane ağrı kesici ilaç içerek intihara kalkıştığı, ayrıca intihar olayının gerçekleştiği gün müteveffanın annesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde ölmek istediğinden bahsettiği, bütün bunlar dikkate alındığında müteveffanın intihara meyilli olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, Mahkeme kararında müteveffanın psiko-sosyal servisle yapılan görüşmelerde intihar edebileceği yolunda herhangi bir tespite yer verilmediği belirtilse de, ... Şehir Hastanesinin 08/07/2018 tarihli hasta sevk formunda müteveffanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olduğunun bildirilerek ön tanıda "madde kullanım bozukluğu mu yoksa ani gelişen intihar olayı mı" olduğu yönünde soru işareti konulduğu, intihara eğilimli müteveffanın 09/07/2018 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden dönüşünde tek kişilik oda yerine çoklu odalardan birine yerleştirildiği, idarece ivedi önlemler alınmadığı, sevk sürecinde daha dikkatli takip ve gözlem yükümlülüğünün yerine getirilmediği görülmektedir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin gereği olarak gözetim ve koruması altında bulunan hükümlünün yaşam hakkı ile beden ve ruh bütünlüğünü korumaya yönelik gerekli önlemleri almayarak, gözlem, inceleme, değerlendirme ve takip yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek hizmeti kusurlu işlettiği sonucuna varılmakta olup, Bölge İdare Mahkemesince hizmet kusuru nedeniyle davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki .... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.