10. Hukuk Dairesi 2023/13582 E. , 2024/3948 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/170 E., 2023/2197 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/320 E., 2022/673 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hiz.A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalıla…
**10. Hukuk Dairesi 2023/13582 E. , 2024/3948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/170 E., 2023/2197 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/320 E., 2022/673 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hiz.A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.03.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Yapı İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... ... ... ve davalılar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş., Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hiz. A.Ş. adlarına Av. ... geldiler. Diğer davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; davacılar murisinin olay tarihinde öğlen yemeğini yedikten sonra görev mahalline geçerken iş yerinde gerekli güvenlik önlemleri alınmadığından dengesini kaybederek düştüğü, bu nedenle ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede bir süre sonra vefat ettiğinden bahisle asıl dava dosyasını ... şirketi ve Medipolitan şirketine karşı, birleşen dava dosyasını ... şirketi ve ... şirketine karşı açarak dava dilekçelerinde, eş ... için 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için sadece 15.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istedikten sonra aşamalarda önce hükme esas ek hesap raporuna itiraz edip, mahkemece itiraz reddedilip talep arttırım için süre verilmesi üzerine maddi tazminatlarla ilgili olarak asıl dava dosyasının davalısı Medipolitan şirketi dışındaki diğer 3 davalı yönünden eş ...'nın maddi tazminat istemini 435.288,90 TL’ye, çocuk ...’ın maddi tazminat istemini 5.746,14 TL’ye, çocuk ...’in maddi tazminat istemini 65.924,33 TL’ye arttırmışlardır. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşladır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının %20, asıl işveren davalı ... şirketinin %40, alt işverenler davalı ... şirketi ile ... şirketinin bilrikte %40 oranında oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle, asıl dava dosyasında davalı Medipolitan şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalı ... şirketi yönünden davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, birleşen dava dosyasında her iki davalı yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile birleşen dava dosyasının davalıları ... şirketi ile ... şirketi vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle davalı Medipolitan Sağlık A.Ş.’nin inşaat yapımında asıl işveren olduğunu, anahtar teslimi iş yaptırma iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, iş kazasının gerçekleştiği hastane binasının tamamının değil işin bir bölümünün davalı Medipolitan A. Ş. tarafından davalı ... Yapı A.Ş.'ye işveren sıfatı ile yüklenici olarak devredildiğini, bu davalının anahtar teslimi ile hastane binası yaptırmadığını, sunulan Yenibosna Hastanesi İnşaat İşleri Şözleşmesinde anahtar teslimi bina veya iş yapılacağına dair bir hüküm ve anlatım bulunmadığını, bu sözleşmenin 3. maddesinin işin tanımı başlığı altında inşaatın kaba ve ince işleri, hafriyat işleri, zemin iyileştirme, cephe işleri ile elektrik tesisat işleri ve mekanik tesisatı işleri olarak sayıldığını, müvekkillerinin murisinin olayda kusursuz olduğunu, Adli Tıp raporunda ölüm nedeninin belirtildiğini, bir insanın, düz zeminde yürürken düşerek kafatasını kıracak kadar sert bir darbe almayacağını, tanıklardan ...'un mütevvaffa işçinin çaplama işi verip vince verdiğini söylediğini, iş kazasının müteveffanın ölümünden çok sonra bildirildiğini ve delillerin davalılar tarafından karartıldığını, davalı tanıklarının adli tıp otopsi raporuna tamamen aykırı biçimde, tamamen işvereni korumaya ve kollamaya yönelik ifade verdiklerini, hesaplamaya esas ücretin düşük belirlendiğini, hüküm tarihine en yakın verilerin nazara alınarak, rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın somut olarak hesaplanması gerektiğini, müteveffanın %20 kusurlu olduğu kanaatiyle yapılan hesaplamaya itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. ile hastane ek bina inşaatının "anahtar teslim" yapımı konusunda anlaştığını ancak bu işi yine anahtar teslim olacak şekilde tamamen davalı ... Yapı İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'ye devrettiğini, davalı ... şirketinin de sözleşme ile üstlendiği işlerin bir kısmını davalı ... şirketine yaptırdığını, müvekkili ile ... arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dinlenmediğini, varsayıma dayalı kusura göre karar verildiğini, dengenin kaybedilmesinin önceki bir hastalığa, mevcut yorgunluğa, anlık dikkatsizliğe vb. bir çok vaka veya nedene bağlı olabileceğini, dolayısıyla sadece mekan olarak işyerinde olmasının her türlü olayı iş kazası haline getirmeyeceğini, müteveffanın ölüm sebebini belirleyen otopsi raporunda ölüm sebebi olarak, düşme sonucu kafatasında çatlak oluşması belirtilmiş ise de bu durumun düşmenin işyerindeki bir iş güvenliği önlemi eksikliğinden kaynaklandığını göstermeyeceğini, tanık Süleman Duyar'ın hastane zemininin düz olduğunu, takılacak herhangi bir yer bulunmadığını söylediğini, olayı bizzat görmüş olan tanıkların da beyanlarında, "...... ...'nın yemekhane önünde yatmakta olduğunu, olayın ara dinlenme saatinde olduğunu, müteveffanın yüksekten düşmesinin mümkün olmadığını..." belirttiklerini, kararda müvekkili için atfedilen kusurun hangi eksiklikten kaynaklandığı yahut dosyadaki en büyük kusurun neden müvekkiline ait olduğuna dair somut hiçbir gerekçe yer almadığını, dosyadaki diğer raporlar ile çelişen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporunun, tanıkların anlatımlarının ve dosya arasında olay yerine ilişkin fotoğraf ve kayıtların yok sayıldığını, tamamen varsayıma dayalı tespitler içeren çelişkili 14.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kazanın oluşmasında müvekkili ... Yapı A.Ş.'nin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin hiçbir veri bulunmadığını, kazanın meydana geldiği tarihin 23.5.2015, müteveffanın ölüm tarihinin ise 10.06.2016 olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, hatalı ve eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, varsayımsal tespitlere göre müvekkiline kusur yüklendiğini, müteveffanın su sebilinin önünde sıra beklerken birden dengesini kaybettiğini, sırt üstü yere düştüğünü ve kafasını beton zemine çarptığının sabit olduğunu, bilirkişi raporunda somut olaya ilişkin birçok husus ve delilin gözardı edildiğini, iş kazasının gerçekleştiği işyerinin müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkili şirketin yapılan iş kapsamındaki görev yerinde çalışanları için gerekli tüm iş güvenliği ve sağlığı önlemlerini aldığını, dosyada bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan 10.05.2017-93243/33/İR/33 tarih ve sayılı inceleme raporunda da bu hususun tespit edildiğini, tanık beyanlarından da müvekkilinin kusuru bulunmadığının anlaşıldığını, kusur yönünden yeniden inceleme yapılması gerektiğini, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, müteveffanın eşinin yeniden evlenme olasılığının %1 olduğu yönündeki görüşün yerleşik Yargıtay içtihadına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporda müteveffanın oğullarının yüksek öğrenime devam etmeleri ihtimaline istinaden 25 yaşına kadar babalarının desteğinden yoksun kaldığının kabulü ile ...'nın 10 yıl süre ile ...'nın ise 4 yıl süre ile destekten yoksun kaldığının tespit edildiğini, Yargıtay içtihadı uyarınca destek ve muhtaçlık yaş sınırının en geç 22 yaş olduğunun kabul edilmesi, bu yaş sonrası için destek hesabı yapılmaması gerektiğini, davacıların her biri için destekten yoksun kalacakları sürenin, çocuklar için yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile birleşen dava dosyasının davalıları ... şirketi ile ... şirketi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, asıl davanın Medipolitan Sağlık A.Ş yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı Medipolitan şirketinin asıl işveren olduğunu, kusur oranlarına yönelik itirazlarınızın dikkate alınmadığını, müvekkillerinin murisi ...'nın dava konusu iş kazasında tamamen kusursuz olduğunu, ATK’nın 07.09.2015 tarihli otopsi raporunda; “...’nın 23.05.2015 tarihinde yüksekten düşme sonrası kaldırıldığı hastanede 10.06.2019 tarihide öldüğü, ...’nın ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu” ifade edilmiştir. Aynı şekilde”.. Sağ frontal lon ön yüzde ve çevresinde doku harabiyeti, erime alanları, kanama alanlarının oluştuğu..” tespit edildiğini, ... ameliyeta alındığında başının hem sağ tarafında hem de arka tarafında ayrı iki kırık mevcut olduğunu, ilk darbe sonucu gerçekleşen sağ tarafındaki çatlağın işyerinde çalıştığı sürede başına aldığı darbeden kaynaklandığını, iş kazasından önce herhangi bir başkaca iş kazası yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili şirket tarafından herhangi bir açıklama dahi yapılmadığını, bir insanın, düz zeminde yürürken düşerek kafatasını kıracak kadar sert bir darbe almayacağının hayatın olağan koşulları ile sabit olduğunu, iş kazasının müteveffanın ölümünden çok sonra bildirildiğini ve delillerin davalılar tarafından karartıldığını, davalı tanıklarının adli tıp otopsi raporuna tamamen aykırı biçimde, tamamen işvereni korumaya ve kollamaya yönelik ifade verdiğini, tanık beyanında geçen; “müteveffanın beyninde ur olduğu ve bunun patlaması sebebi ile yere düştüğü” yönündeki ifadelerinin gerçeğe uygun olmadığını, tanığın tıbbi yorum yapmasının kabul edilebilir nitelikte olmadığını, daha da önemlisi, tanıklar müteveffanın su doldururken, arkası üstü düştüğünü ifade etmekteyken hem Medipol hastanesinden celp edilen delillerde hem de ATK’nın 07.09.2015 tarihli otopsi raporunda kafa kırığının sağ tarafta meydana geldiğinin yazılı olduğunu, buradan da davalı tanık ifadelerinin, müteveffanın su doldururken arkası üstü düştüğü iddiasının gerçeğe aykırı olduğunun açık olduğunu, yandan oluşan kafatası kırığının gerçek sebebinin araştırılmasının kusurun tayini bakımında önem arz ettiğini, Adli tıp raporuna göre, müteveffanın dengesini kaybedip sırt üstü düşmediğini, sağ taraftan kafatasını kıran bir darbe alarak yere yığılmış ve bunun neticesinde vefat ettiğini, nitekim; 14.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tıbbi değerlendirmede sigortalının oldukça şiddetli künt kafa tramvasına bağlı (yüksekten düşme, künt cisim çarpması vs ) olarak kafatası kemik kırıkları beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti ile gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiğini ifade edildiğini, devamında sigortalının davalı işverenliğin beyan ettiği gibi beyinde bulunan baloncuğun patlaması neticesinde değil, başına aldığı şiddetli bir darbenin sonucunda beyin kanaması geçirdiği, yaralanmanın şiddetinin ... işçinin darbeyi aldığı zaman baret kullanmadığını, yine başını ya sert bir şekilde bir cisme vurduğunu, (yüksek bir noktadan düşmesi ya da düştüğü noktanın kenarlı bir yer olması ve böylelikle noktasal basıncın artması) ya da yüksekten bir malzemenin kafasına düştüğünü açıkça gösterdiğinin belirtildiğini, hesap bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi, kök raporunda hesaplamaya esas alınan ücret miktarının düşük belirlendiğini, müteveffanın %20 kusurlu olduğu kanaatiyle yapılan hesaplamaya itiraz ettiklerini, Sosyal Güvelik Kurumunun 12.06.2018 tarih ve 48985001-09/73302 sayılı yazısında 17.07.2017 onay tarihli ilk peşin sermeye değerlerine ilişkin belgeler sayın mahkemeye sunularak davacı olan hak sahiplerine 01.07.2015 tarihinden itibaren aylık bağlanması sebebiyle 5510 sayılı kanunun 54. Maddesi’nin tatbik edildiği ve ödenmekte olan gelirlerin 01.07.2015 tarihinden itibaren yarıya indirildiğinin belirtildiğini, bu sebeple peşin sermaye değerlerinin de indirilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bilirkişi hesap raporunda bu durumun gözetilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin diğer davalı Medipolitan şirketi ile Hastane ek bina inşaatının "anahtar teslim" yapımı konusunda anlaştığını ancak bu işi yine anahtar teslim olacak şekilde tamamen davalı ... şirketine devrettiğini, davalı ... şirketinin de sözleşme ile üstlendiği işlerin bir kısmını, davalılardan ... şirketine yaptırdığını, davacıların müşterek murisi ...'nın da bu şirketin çalışanı olduğunu, müvekkili ... şirketinin asıl işveren yahut taşeron sıfatına sahip olmadığını, müvekkiline karşı husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesi'nce hükme esas alınan 14.10.2020 tarihli bilirkişi kusur raporunda yapılmış olan tespit ve değerlendirmelerin müvekkilinin sonradan taraf olduğu davada müvekkili şirketi hiçbir şekilde bağlamadığını, olayın bir iş kazası olup olmadığı ve müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun olup olmadığı hususlarının müvekkilinin de dahil olduğu bir yargı safahatında alınacak yeni bilirkişi raporu ile saptanması gerektiğini, ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, müvekkilinin dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazları dahi dinlenmeyerek ve müvekkilinin delilleri ve açıklamalarının incelendiği bir bilirkişi raporu alınmayarak hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının yok sayıldığını, müvekkilinin varsayımlarla kusurlu kabul edilerek aleyhine hüküm kurulduğunu, varsayıma dayalı belirlenen kusura göre ve davacının dahi iddia etmediği olgulara dayanarak karar verildiğini, ne hükme esas alınan 14.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda ne de gerekçeli kararda, dengesini kaybeden ve düşen müteveffanın düşmesi ile işyerinde hangi güvenlik tedbirlerinin alınmadığı ve bu nedenle müteveffanın dengesini kaybetmesine neden olan somut sebebin ne olduğu konusunda hiç bir açıklama, görgüye, bilgiye dayalı bir iddia olmadığını, dengenin kaybedilmesinin önceki bir hastalığa, mevcut yorgunluğa, anlık dikkatsizliğe vb. bir çok vaka veya nedene bağlı olabileceğini, dolayısıyla sadece mekan olarak işyerinde olmasının her türlü olayı iş kazası haline getirmeyeceğini, ayrıca, müteveffanın ölüm sebebini belirleyen ATK’nın otopsi raporunda, ölüm sebebi olarak, düşme sonucu kafatasında çatlak oluşması belirtilmiş ise de bu durum, düşmenin, işyerindeki bir iş güvenliği önlemi eksikliğinden kaynaklandığını göstermeyeceğini, dolayısıyla davacıların müşterek murisinin ölüm sebebi her ne kadar düşme sonucu kafatasında çatlak olarak belirtilmiş ise de düşmesinin sebebi konusunda alınmış herhangi bir tıbbi rapor mevcut olmadığını, davacıların murisinin neden düştüğünün tam olarak bilinmediğini, buna mukabil dosa arasında İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmasa da müteveffanın neden ve nasıl düştüğünü gösteren delillerin de mevcut olduğunu, bu kapsamda kollukta ifadesi alınan görgü tanığı ...'ın verdiği 28.11.2015 tarihli ifadesinin dosyada mevcut olduğunu, bu kişinin aynı zamanda dosyada tanık olarak da dinlendiğini, tanık ...'ın gerek dosyadaki ifadesinde, gerekse kolluktaki ifadesinde; olay günü öğle saatinde yemekhaneden çıktığını ve ellerini yıkamak üzere yemekhanenin önündeki su sebiline doğru giderken arkadan bir bidon sesi duyduğunu, arkasını döndüğünde müteveffanın yerde yattığını, hastane zemininin düz olduğunu, takılacak herhangi bir yer bulunmadığını, ...'nın kafasını yere vurduğunu, mütevaffanın beyninde ur olduğunu, bunun patlaması nedeni ile bayıldığını, işyerinde iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini, ...’ın da orada bulunduğunu, ambulans için güvenliklere seslendiğini, sekiz dakika sonra ambulansın geldiğini, en yakında Nisa Hastanesi olduğundan ambulansın oradan geldiğini, olay yerinde sağlıkçıların kendisine ilk müdahaleyi yaptığında ...’nın kendisine geldiğini, ayık olarak hastaneye gittiğini, maktulün düştüğü yerin düz beton olduğunu ve herhangi bir şekilde ...'nın dengesini kaybetmesine neden olacak herhangi bir sebep olmadığını, olaydan önce çalıştığı arkadaşlarına gözünün iyi görmediğini, başının döndüğünü söylediğini, olay esnasında kafasında baret bulunduğunu ve yere düşme anında baretin kafasından fırladığını beyan ettiğini, aynı dosyada dinlenen ve olayı bizzat görmüş olan tanıkların da beyanlarında, ... ...'nın yemekhane önünde yatmakta olduğunu, olayın ara dinlenme saatinde olduğunu, müteveffanın yüksekten düşmesinin mümkün olmadığını açıkça ifade ettiklerini, bu durumda, davacıların müşterek murisinin ölümü ile sonuçlanan 23.05.2015 tarihli bu olayın, muhtemelen, müteveffada daha önceden beri var olan başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan denge kaybı sonucunda yere düşmesi ve bu sırada da kafasını yere çarpması sonucunda meydana geldiğini, yine, dosyada bulunan olay yeri fotoğraflarından görülebileceği üzere, olayın meydan geldiği yerin zemin katta olduğu, olay yerinde herhangi bir yığıntı, dağınıklık bulunmadığını, zemin kaplamasının kaygan yahut kenarlıklı olmadığını, İlk Derece Mahkemesince muhtemel kabullere göre yapılan tespitlerin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, kaldı ki, verilen kararda, müvekkili için atfedilen kusurun hangi eksiklikten kaynaklandığı yahut dosyadaki en büyük kusurun neden müvekkiline ait olduğuna dair somut hiçbir gerekçe yer almadığını, öte yadan; İlk Derece Mahkemesi'nin de kararında belirttiği gibi dosyadaki diğer raporlar ile çelişen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, dosyada kusur konusunda alınan 10.10.2019 tarihli bilirkişi raporunun; "Olayın İncelenmesi ve Değerlendirme" başlıklı 4 nolu bölümünde, "Davalı işveren ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. dava dışı firmalar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ve ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin olayla ilgili kusur değerlendirmesi dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, kazalı ... öğle yemeği paydosunun bitimine yakın sürede dinlendiği konteynerden çıkmış, çalışma esnasında içmek üzere su doldurmak için su sebilinin olduğu yemekhane girişine gelmiştir. Su sebilinin önünde sıra beklerken, ifadelerden ve olay yeri tutanağından anlaşıldığı üzere, birden dengesini kaybetmiş, sırt üstü yere düşmüş ve kafasını beton zemine çarpmıştır. Olay yeri fotoğrafları ve kroki çizimine bakıldığında, yemekhanenin zemin katta olduğu, geniş bir girişinin olduğu, yemekhanenin ve sebilin önünde herhangi bir malzeme istifinin olmadığı, ayrıca sebilin yakınında yüksekten düşmeye neden olacak bir alan veya yükseklik olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda olay yeri incelemesinde çekilen fotoğraflar incelendiğinde, sebilin bulunduğu zeminde kişinin kaymasına neden olabilecek nitelikte bir kaplama olmadığı (seramik vb.) görülmüştür. İşverenler tarafından çalışana işe giriş/periyodik muayene raporu aldırıldığı ve raporun sonuç kısmında, kazalının kalıpçı olarak çalışmasında bir engel olmadığı hususu belirtilmiştir. İşverenlerin çalışanın kaza geçirdiği yerde alması gereken bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi olmamakla birlikte, bu hususla ilgili eksik veya kusurlu bir davranışları yoktur. Gerçekleşen kazada işverenlerin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmedikleri bir durum da bulunmamaktadır. Bu durumda kazalının dengesini kaybederek düşmesinin, çalışanın genetiğinden kaynaklanan veya sonradan oluşan sağlık sebeplerinden dolayı gerçekleşen bünyesel faktörün etkisiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Çalışanın düştüğünde vücudunun kontrolünü kaybedip kafasını beton zemine vurmasının kötü tesadüf olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır. Kaza öğle paydosunun bitimine yakın bir sürede gerçekleştiğinden ve çalışanın belli bir süre dinlendiğinden, yoğun çalışma temposunun kazayı tetiklemesi olası gözükmemektedir. Bu durumda davalı ve dava dışı işverenlerin gerçekleşen bu kazada bir kusuru bulunmamaktadır." şeklindeki değerlendirmeler ve tespitlerde bulunulduğunu, bu raporda, olayın meydana geliş şekli ve kazadaki tüm unsurlar birlikte değerlendirilerek sonuca varıldığını, bu raporun dosyada mevcut SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.05.2017-93243/33/İR/33 tarih ve sayılı inceleme raporu ile uyumlu olduğunu, söz konusu incelemenin, 4.1.3. İş Kazası/Meslek Hastalığı Yönünden başlıklı maddesinde "... Anılan nedenlerle kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu tespit edilemediğinden işveren hakkında 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 76/4 maddelerine göre yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.", 4.3. Kazanın Meydana Gelmesinde Kusur Dağılımı başlıklı maddesinde, "Kazanın meydana gelmesinde işveren şirket, kazalı ve üçüncü kişilerin kusuru bulunmamaktadır." şeklindeki değerlendirmeler ile meydana gelen kazada, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru, sorumluluğu veya eksikliğinin bulunmadığının ortaya konulduğunu, nitekim, iş kazası dolayısı ile müvekkiline açılmış bir ceza davasının da söz konusu olmadığını, dosyadaki açıklanan deliller yok sayılarak tamamen varsayıma dayalı tespitler içeren çelişkili 14.10.2020 tarihli bilirkişi kusur raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir an için müvekkilimin denetleme yükümlülüğü olduğunun kabulü halinde dahi, müvekkili bakımından kusur atfına mesnet oluşturabilecek bir eksikliğin söz konusu olmadığını, dosya kapsamındaki belgelerden açıkça görülebileceği üzere, ... işçi ...'nın işe giriş/periyodik muayenesinde kalıpçı ustası olarak çalışmasına engel bir durum söz konusu olmadığı gibi, kazanın olduğu yerde alınması gerekli/eksiklik oluşturabilecek herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi bulunmadığını, kazanın oluşmasında, müvekkili ... Yapı A.Ş.'nin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin hiçbir veri bulunmadığını, zamanaşamı itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükme esas alınan 14.09.2020 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mezkur rapordaki kusur oranları üzerinden yapılan hesaplamanın neticesinde müvekkili şirket aleyhine haksız olarak tazminata hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut olayla bağdaşmayan tamamen varsayımsal tespitler üzerinden müvekkili şirkete kusur atfedildiğini, hükme esas alınan 14.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın; işveren tarafından "yüksekten düşme" ve "yüksekten malzeme düşmesi" tehlikelerine karşı tedbirleri almaması ve işçinin kaza sırasında baret takmaması neticesinde işçinin yaşadığı dengesizlik veya üzerine malzeme düşmesi neticesinde gerçekleştiği tespitinde bulunulduğunu, oysa ki somut olayda müteveffanın su sebilinin önünde sıra beklerken, birden dengesini kaybettiği, sırt üstü yere düştüğü ve kafasını beton zemine çarptığının dosyaya mübrez ifadeler ile sabit olduğunu, hükme esas kusur raporunda somut olaya ilişkin birçok husus ve delilin göz ardı edildiğini, müvekkili şirkete diğer davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş. ile birlikte toplam % 40 oranında kusur atfedildiğini, müvekkili şirketin mevzuattan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, istinaf mahkemesince işverenlerin somut olay bakımından iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmediğini, işverenler tarafından çalışana işe giriş/periyodik muayene raporu aldırıldığı ve raporun sonuç kısmında, kazalının kalıpçı olarak çalışmasında bir engel olmadığı hususu belirtildiğini, iş kazasının gerçekleştiği iş yerinin müvekkil şirkete ait iş yeri dahi olmadığını, SGK inceleme raporunda "...Anılan nedenlerle kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu tespit edilemediğinden işveren hakkında 5510 sayılı yasanın 21/1 ve 76/4 maddelerine göre yapılacak bir işlem bulunmamaktadır." "Kazanın meydana gelmesinde işveren şirket, kazalı ve üçüncü kişilerin kusuru bulunmamaktadır." şeklinde değerlendirmelere yer verildiğini, yine dosyada mevcut 10.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...kazalının dengesini kaybederek düşmesinin, çalışanın genetiğinden kaynaklanan veya sonradan oluşan sağlık sebeplerinden dolayı gerçekleşen bünyesel faktörün etkisiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Çalışanın düştüğünde vücudunun kontrolünü kaybedip kafasını beton zemine vurmasının kötü tesadüf olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır. Kaza öğle paydosunun bitimine yakın bir sürede gerçekleştiğinden ve çalışanın belli bir süre dinlendiğinden, yoğun çalışma temposunun kazayı tetiklemesi olası gözükmemektedir. Bu durumda davalı ve dava dışı işverenlerin gerçekleşen bu kazada bir kusuru bulunmamaktadır." şeklinde görüş bildirildiğini, dosyada dinlenen tanıklardan ... ...'ın kazayı görmediğini, iş yerinde iş güvenliği eğitimi ve gerekli ekipmanların verildiğini, olayın öğle arasında yaşandığını, müteveffanın yüksek bir yerden düşme ihtimalinin olmadığını çünkü olayın gerçekleştiği yer olan çeşmenin yemekhanenin önünde olduğunu belirttiğini, dava kapsamında dinlenen tanıklardan ... ...'ın ise kaza anını görmediğini ancak öğle arasında gerçekleştiğini ve iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı, eğitim verildiğini ve gerekli ekipmanların temin ediliğini belirttiğini, tanık ifadeleri, bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, meydana gelen olayın iş kazası sayılmasının, işverenin sorumluluğu için yeterli sebep teşkil etmediğini, bilirkişi tarafından müteveffanın eşinin yeniden evlenme olasılığının % 1 olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de işbu tespitin yerleşik yargıtay içtihatlarına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yargıtay içtihatları uyarınca destek ve muhtaçlık yaş sınırının en geç 22 yaş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, 22 yaşından sonrası dönem için destek hesabı yapılmaması gerektiğini, istinaf yargılmasının duruşmalı olarak yapılması talep ettiklerini ancak herhangi bir değerlendirilmede bulunulmadığını, bu durumun müvekkili şirketin adil yargılanma hakkını açıkça ihlal ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davalı Medipolitan şirketinin Yenibosna’da bir hastane binası yaptırmak istediği, dosya kapsamında yer alan 2013 tarihli sözleşme ile asıl dava dosyasının davalısı Medipolitan şirketinin bu hastane binası inşaatının her türlü kaba inşaat işleri, ince inşaat işleri, hafriyat işleri, zemin iyileştirme işleri, cephe işleri, elektrik tesisat ve mekanik işleri vs. işlerin yapılması işini birleşen dava dosyasının davalısı ... şirketine verdiği, davalı ... şirketi de dosya kapsamında yer alan bila tarihli sözleşme ile kaba inşaat işlerini birleşen dava dosyasının davalısı ... şirketine verdiği, ... şirketinin de aldığı bu kaba inşaat işinin bir kısmını müteveffanın işvereni olan asıl dava dosyasının davalısı ... şirketine verdiği, davacılar murisinin asıl dava dosyasının davalısı ... şirketinin sigortalısı olup kalıpçı ustası olduğu, davalı Medipol şirketinin ana sözleşmesindeki faaliyet konusunda “Yurt içinde ve yurt dışında her türlü sağlık ve eğitim hizmeti verecek tesisler kurmak, özel hastane, özel okul, poliklinik, tıp merkezleri oluşturmak ve işletmek, inşaat, pazarlama, ithalat, ihracat, işletmecilik, taahhüt, mal ve hizmet temini, danışmanlık, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmaktır. Şirket yukarıda yazılı maksat ve konusunun tahakkuku için; a. Yurt içinde ve yurt dışında her türlü sağlık tesisleri açar, inşa eder ve işletir.” hususlarının kayıtlı olduğu, kaza olayının ne şekilde vukubulduğunun taraflar arasında ihtilaf konusu olduğu, davacılar vekilinin dava dilekçesinde “davacılar murisinin olay tarihinde öğlen yemeğini yedikten sonra görev mahalline geçerken iş yerinde gerekli güvenlik önlemleri alınmadığından dengesini kaybederek düştüğü, bu nedenle ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede bir süre sonra vefat ettiği” iddiası ile dava açtığı, temyiz eden davalıların murisin öğle arasında yemekhanenin dışındaki sebilde su doldurmak için beklerken birden fenalaştığı, sırtüstü yere düşmesi nedeniyle kafasını yere çarptığı ve bu nedenle meydana gelen kafa travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması ve gelişen nedenlerden dolayı vefat ettiğini, murisin düşme nedeninin kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerden kaynaklandığını savundukları, dosya kapsamında Kurum’a ibraz edilen iş kazası tespit tutanağının bulunduğu, bu tutanakta kazanın “yemek sonrası iş başı yapılmasından hemen önce yemekhane önündeki buzdolabı (sebilden) su doldururken ayakta fenalaşan kazazede geriye doğru hızla düşüp başında bareti olmasına rağmen başını beton zemine çarpmıştır.” şeklinde belirleme yapıldığı, anılan tutanağa tanık ifadelerinin eklendiği, birim amiri (mühendis) ... Ufuk Sümbül 23.05.2015 tarihli yazılı ifadesinde olayı görmediğini yanındaki arkadaşlarına sorduğunda buz dolabından su doldururken birden geriye doğru düştüğünü söylediklerini, ayakta dururken düştüğünü, yerde ayağına takılacak bir şey olmadığını ifade ettiği, işçi ... 23.05.2015 tarihli yazılı ifadesinde iş başı yapmak için sahaya hareket edildiği esnada yemekhane önünde su sebilinden su almak için elindeki kola şişesini dolduran müteveffanın bir anda kendinden geçip geriye doğru sert bir şekilde düştüğünü, o anda başında bulunan baretin başından fırladığını, olayın şantiye yemekhanesinin bulunduğu sıfır kotunda vukubulduğunu ifade ettiği, işçi ...'ın 28.11.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde, “Olay günü öğle saatiydi. Yemekhaneden çıktım, elimi yıkamak için yemekhanenin önünde bulunan su sebiline doğru giderken müteveffanın da elinde bidonla su sebiline doğru geldiğini gördüm. Ben elimi yıkarken arkamdaki musluktan o da dolduruyordu. Bir anda bir ses duydum. Arkamı döndüm müteveffanın elindeki bidon yere düşmüş, kendisini arka üstü yere düşerken gördüm. Müdahale ettim ancak yakalayamadım, kafasını yere vurdu. Ambulans için güvenlikleri seslendim. Ambulansa haber verdiler…. Müteveffanın düştüğü yer düz betondan oluşur. Herhangi bir şekilde kendisinin dengesini yitirmesi için sebep bence yoktur. Olaydan önce çalıştığı arkadaşlarına gözünün iyi görmediğini, kafasının döndüğünü söylemiş. İlaç kullanıp kullanmadığını bilmem. Olay sırasında kafasında baret vardı. Yere düştüğünde baret kafasından fırlamıştı.” şeklinde beyanda bulunduğu, aynı tanığın 10.05.2018 tarihli celsede mahkemeye verdiği ifadesinde “... ... ile ikizyapıda birlikte çalıştık, ben kalıpçı olarak çalışıyordum, ... da kalıpçı olarak çalışırdı, … kaza tarihinde ... kendi koğuşunda dinleniyordu, iş başı yapmaya giderken ben çeşmenin başındaydım su dolduruyordum, çeşme yemekhanenin hemen ön tarafındaydı, bu esnada arkadan bir bidon sesi duydum, arkamı dönüp baktığımda davacı yerde yatıyordu, zemin düz bir betondu takılacağı herhangi bir yer yoktu, daha sonra hastaneden müteveffanın beyninde küçüklükten beri bir ur olduğunu bunun patladığını ve bu nedenle bayıldığını söylediler, iş yerinde iş güvenliği eğitimleri verilirdi. Meydana gelen olay 12:40-12:50 gibi meydana geldi, ben çeşmede su dolduruyorken davacının koğuştan çıktığını gördüm, elinde bidon vardı, bana doğru geliyordu, bende o esnada su doldurmaya başladım ardından bidon sesini duydum ve arkamı döndüm arkamı döndüğümde davacı yere düşüyordu” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece dinlenen davalı tanığı ... ...'ın 14.12.2017 tarihli ifadesinde “Mütevvefa ... ile birlikte Yeni Bosna Hastane Şantiyesinde birlikte çalışırdık, kalıpçı olarak çalışırdı, … ben kazayı görmedim ancak mütevvefayı sedyeye ben koydum, iş yerinde iş güvenliği eğitimi verilirdi olay anında da iş güvenliği ekibi oradaydı, iş güvenliğini sağlayıcı alet verilirdi, kaza öğlen paydosunda oldu, mütevveffa su dolduruyormuş birden bağrışma sesleri geldi olay yerine gittiğimizde mütevvefayı yerde yatarken gördüm, ... yemekhanenin önünde yatıyordu yüksekten düşme ihtimali yoktu,” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece dinlenen davacı tanıkları ... ve ...’in görgüye dayalı bilgileri olmadığı, aynı iş yerinde dahi çalışmadıkları, yine davalı tanığı ... ...'ın aynı işyerinde çalışıyor olmasına karşın olayı görmediğini beyan ettiği, 31.01.2022 tarihli celsede kaza anında olay yerinde olduğu anlaşılan davalı tanığı ...’ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği, Kurum tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sonrasında düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olduğu nitelendirildikten sonra, kimsenin kusurlu bir davranışının tespit edilemediği ancak kusurun mahkeme kararıyla tespit edilmesi durumunda işlem yapılması yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince “Hükme esas alınan rapor kusur oranları açısından diğer raporlar ile çelişmiş ise de; savcılık dosyasında aldırılan ATK Morg İhtisas Dairesi raporuna göre müteveffanın künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu vefat ettiği, olayda beyin kanamasının bulunmadığının aldırılan raporda gerekçeleri ile ifade edildiği, müteveffanın kafasına cisim düşmesi ya da düştüğü noktanın kenarlı bir yer olması ya da yüksekten bir malzemenin kafasına düştüğünün rapor edildiği, söz konusu değerlendirmelerin mütevefanın ölüm nedeni ile daha uyumlu olması, bu durumlarda önlememez bir iş kazasından bahsedilemeyeceği gözetildiğinde mahkememizce 14.10.2020 tarihli kusur raporuna itibar edilmesi gerekmiştir. Diğer raporların mütevefanın ölüm nedeni ile uyumlu olacak şekilde değerlendirmeler yapılmadığından hükme esas alınmamıştır.” şeklinde bir gerekçe ile sonuca gittiği, hükme esas alınan 14.10.2020 tarihli üçüncü kusur raporunun Nöroloji alanında uzmanı tabip ve iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlediği, raporun tıbbi değerlendirme bölümünde; "Dosyadaki belgelere göre kalıpçı ustası ... çalıştığı iş yerinde su içerken düşmesi nedeniyle 23.05.2015 günü saat 13:15 te getirildiği Özel Medicana Tıp Merkezi Adli Vaka tespit Tutanağına göre: İş kazası –düşme kaydı ile çalıştığı esnada düşmesi sonucu yaralandığı beyan edilmiş. Sevk edildiği Medipol Hastaneler Komleksi epikirizine göre inşaatta çalışırken su içtiği sırada aniden yere düşen ve şuuru kapandığı belirtilen hastaya 24.05.2015 tarihinde intraparenkimal hematom (beyin içi kanama) temporal lobektomi operasyonu yapılmış. Bu hastanede takip ve tedavi edilen ...’ da 10.06.2015 tarihinde saat 04:30 da arrest gelişmiş ve yapılan müdahalelere rağmen saat 05:15'te exitus (ölüm) olmuştur. 07.09.2015 tarihli ATK Morg İhtisas Dairesi otopsi raporuna göre: ...’nın otopsisinin 10.06.2015 tarihinde saat 10.40 ta yapıldığı, dura altında sıvanma tarzında subdural hematom, yaygın SAK (subaraknoid zar altı kanama), sol frontal ve sağ temporal loblarda kontüzyon(ezilme) ve erime alanları, sol temporal kemikten başlayan kırık hattının ön kafa çukuruna ilerleyerek frontal orta hatta sonlandığı, oksipital kemikte 6 cm lik kırık hattı izlendiği, sağ oksipital ve sol temporalden kaideye uzanan lineer (çizgisel) kırık görüldüğü, sağ frontal lobta 4 cm. çapında hematom (kanama) tespit edilmiştir. Ayrıca yaygın subaraknoid kanama olduğu, bilatereal (iki taraflı) serebral arter, bailer arter, superior serebellar ve posterior serebellararter dallarının normal olduğu, serebral ana vasküler arteriovenöz malfarmasyon yada anevrizmatik genişleme olmadığı saptanmıştır. Otopsi raporunda SONUÇ: Kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Otopsi raporuna göre beyinde tespit edilen kanamalar ve kemik kırıkları kafanın travmaya (darbeye) maruz kalmasıyla meydana gelirler. Yine otopside beyin damarlarında spontan (kendiliğinden) kanamaya neden olabilecek anevrizma (damar genişlemesi) ve arteriyoveneöz malfarmasyon bulunmadığının belirtilmiş olması kendiliğinden beyin kanaması olmadığını yani ...'nın kendiliğinden beyin kanaması geçirerek düşmediğini, düştüğü için kafasının çarpması sonucu beyin kanaması geçirerek öldüğünü göstermektedir. Sonuç olarak ...; 23.05.2015 tarihinde kendiliğinden beyin kanaması geçirdiği için düşmemiştir. Oldukça şiddetli künt kafa travmasına bağlı (yüksekten düşme, künt cisim vb.) olarak kafatası kemik kırıkları, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyolar sonucu hayatını kaybetmiştir.” şeklinde belirleme yapıldıktan sonra, olayın meydana gelmesinde belirleyici nedenler başlığı altında bilirkişilerin oluşu ne şekilde kabul ettiklerini açıklandığı, bilirkişilerin raporda “Yukarıda yer alan tıbbi değerlendirmede de belirtildiği üzere ... ...; davalı işverenliğin beyan ettiği gibi beyninde bulunan bir baloncuğun patlaması neticesinde değil, başına aldığı şiddetli bir darbenin sonucunda beyin kanaması geçirmiştir. ... işçi söz konusu darbeyi kafasına bir malzeme düşmesi neticesinde alabileceği gibi dengesini yitirerek bir yerden düşmesi ve akabinde sert ve kontrolsüz bir şekilde kafasını bir yere veya objeye çarpması neticesinde de alabilir. İlk durum yüksekten malzeme düşmesine karşı işyerinde gerekli tedbirlerin alınmadığını, ikinci durum ise çalışanların düşmesine karşı gerekli tedbirler alınmadığını, yine çalışanların denge kayıpları yaşamalarını engellemek için de işyerinin düzenli tutulmadığını göstermektedir. Diğer yandan her iki durum açısından ortak eksiklik ise çalışanın uygun bir baret kullanmasının sağlanılmamış olunmasıdır. Nitekim çalışan kafasına malzeme düşmesi veya bir yerden kendisi düşmesi anında uygun bir baret kullanıyor olsaydı söz konusu baret darbe alma anına kadar kafasında duruyor olacağından darbe de büyük ölçüde baret tarafından sönümlenecek ve ya yaralanma hiç gerçekleşmeyecek ya da büyüklüğü ve etkisi azalacaktı. Ancak işverenlik tarafından bu yönde de gerekli tedbirler alınmamıştır. Görgü tanıkları tarafından her ne kadar ... işçinin sırt üstü düşmesi neticesinde kazalandığı, olay anında baret kullandığı, düşmenin gerçekleştiği yerde de denge kaybı yaşanacak bir durumun bulunmadığı beyan edilse de, yaralanmanın şiddeti ... işçinin darbeyi aldığı zaman baret kullanmadığını, yine başını ya sert bir şekilde bir cisme vurduğunu (yüksek bir noktadan düşmesi ya da düştüğü noktanın kenarlı bir yer olması ve böylelikle noktasal basıncın artması, dolayısıyla olayın gerçekleştiği yerde düzensiz malzemeler bulunması) ya da yüksekten bir malzemenin kafasına düştüğünü açıkça göstermektedir. Dolayısıyla işverenliklerce anılan bu hususlarda gerekli tedbirlerin alınmaması ve eğitim ile denetim konularındaki eksiklikler, olayın meydana gelmesinde belirleyici olmuştur.” şeklinde görüş beyan ettikleri, hükme esas anılan raporda kusur oranlarının ... sigortalı %20, asıl işveren ... şirketi %40, alt işveren ... şirketi ile ... şirketi bilrikte %40 şeklinde taksim edildiği, mahkemece bir kök bir de buna ek hesap raporu alındığı ek hesap raporuna itibar edildiği, hesap raporlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiçleri üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında kazalı sigortalının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalı veya ölümü halinde hak sahiplerinin maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda mahkemece her ne kadar müteveffanın kafasına cisim düşmesi ya da düştüğü noktanın kenarlı bir yer olması ya da yüksekten bir malzemenin kafasına düştüğü, bu doğrultuda künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu vefat ettiği kabullerinden hareketle sonuca gidilmiş ise de alınması gereken güvenlik önlemleri ve uyulması gereken kuralların neler olduğu ve bu haliyle kusur durumunu etkilemesi nedeniyle maddi olgunun birkaç ihtimali kapsayacak şekilde nitelendirilmesi hatalı olduğu gibi TÜİK ve meslek odasından ücret araştırması yapılmadan bakanlık rayiç listesindeki tutar üzerinden maddi zarar hesabı yerinde görülmemiştir. Kabul ve uygulamaya göre de Bölge Adliye Mahkemesince davacılar lehine verilmiş adli yardım kararı bulunduğu halde dahi istinaf başvuruları reddedilen davacılar aleyhine maktu istinaf karar harcı yüklenmesi gerekirken yüklenmemesi, istinaf istemleri reddedilen her iki davalıdan tek nispi istinaf karar harcı alınması gerekirken her iki davalı aleyhine ayrı ayrı harç yüklenmesi, davalıların manevi tazminatların miktarına ilişkin istinaf istemi bulunmadığı halde istinaf karar harcı hesaplarken manevi tazminatların da dikkate alınması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş; mümkün olduğu takdirde tanık ...’ın beyanını almak, kaza anında müteveffanın başında baret olup olmadığı hususuyla olayın oluş biçimine dair maddi olguyu tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlemek, hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen Medipolitan şirketinin ana sözleşmesindeki inşaat yapma yetkisi gözetilip asıl işin devredildiği hususu da dikkate alınarak belirlenen maddi olgu çerçevesinde davalı Medipolitan şirketinin kusur durumunu da irdeleyecek şekilde farklı bir bilirkişi heyetinden önceki kusur raporlarını da değerlendiren yeni bir kusur raporu almak suretiyle kusurun oran ve aidiyetini tespit etmek, sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den ve meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip müteveffanın gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacıların maddi zararını yeniden hesaplatmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 5.Davalılardan ... ve ... avukatları yararına takdir edilen 17.100,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalılardan ... ve ...'ne yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.