T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/547 KARAR NO: 2025/2370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2024 NUMARASI: 2024/307 E - 2024/802 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan incel…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/547 KARAR NO: 2025/2370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2024 NUMARASI: 2024/307 E - 2024/802 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ibraz ettiği dava dilek- çesinde; müvekkili ile davalının "ortak şirket kurma" maksadı ile birlikte yola çıktıklarını, bu amaç doğrultusunda davacı tarafından davalının banka hesabına farklı zamanlarda ve farklı miktarlarda para gönderildiğini, davalı tarafından herhangi bir şirket kurulmadığı gibi müvekkili tarafından gönderilen meblağların da iade edilmediğini, davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ise de , itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını beyanla ; itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalının alacağın % 20' sinden aşağı olmamak üzere tazminat ile mahkumiyetini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık ticari nitelik arz ettiğinden davanın Ticaret Mahkemesi'nde görülmesinin gerektiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacı ile -27 Haziran 2019 tarihinde -tek hissedarının kendisi olduğu- ... Danışmanlık ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne 50.000,00 TL karşılığında 2000 adet paya ortak olması hususunda anlaşmaya vardıklarını, keyfiyetin Temmuz 2019 tarih ve 9861 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, takip eden süreçte koronavirüs salgının patlak vermesi üzerine davacının ortaklıktan vazgeçerek şirketten ayrıl- maya karar verdiğini, 26 Ağustos 2020 tarihinde hisse devri yapıldığını, ortak oldukları dönemde ara- larındaki anlaşmaya göre tüm giderlerin ve kazançların yarı yarıya paylaşılacağı konusunda anlaş- tıklarını, ancak davacının şirket masraflarının hiçbirine katılmadığını, ancak kazancın düzenli olarak davacının banka hesabına yatırıldığını, davacının dava konusu ettiği tutarın iadesi talebi değerlen- dirilirken davacının hissesine düşen şirket harcamalarının da dikkate alınmasının gerektiğini, icra takibine konu alacağın likit ve belirli olmadığını, icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise; şirket ortaklığından kaynaklanan alacağına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte karşı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2021/422 E., 2021/576 K. Nolu 15.11.2021 tarihli ilam ile, "davacının tacir sayılacağı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu, ticari dava nite- liği arz eden davada Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu " gerekçesi ile " göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle" USULDEN RED kararı verilmiş, karar istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmiş olmakla dosya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin esasına kaydedilmiştir.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2022/85 E., 2023/581 K. Nolu ilam ile ;1-Asıl davanın reddine, 2-Karşı davanın iş bu dosyadan tefriki ile yeni bir esasa kaydına, karşı davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle yeni esas üzerinden karşı davanın HMK 150. Mad. uyarınca işlemden kaldırıl- masına" karar verilmiştir.Hüküm davacı- karşı davalı tarafından ve asıl dava yönünden istinaf edilmiştir.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin tacir olmadığını, dava konusu hisse devrine kadar hiç bir şekilde şirket ortaklığı veya yöneticiliği yapmadığını, ayrıca Türkçe bilmediğini, davalı tarafın ilk önce müvekkilinin bu konudaki bilgisizliğinden yararlanarak müvekkilini halihazırda mevcut olup tüm öz kaynaklarını yitirmiş ve batık vaziyetteki şahsına ait "... ve Dış Ticaret Ltd. Şti"ne ortak yaptığını, bu şirketin daha sonra unvan değişikliğine giderek "... Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd Şti." unvanını aldığını, müvekkilinin bu durumu fark etmesi üzerine davacının bu kez yeni bir şirket kuracağını taahhüt / vaad ederek müvekkilinden takibe konu ödemeleri tahsil ettiğini, davalı savunmasında her ne kadar taahhüdünün yeni bir şirket kurmak değil, mevcut şirkete ortaklıktan ibaret olduğunu ileri sürmüş ise de, bu beyanın doğru olmadığını, kararda sadece banka kayıtlarına dayandıkları yazılmış ise de, dava dilekçesi ekinde yer alan ve davalı tarafın el yazısını ve imzasını içerip (inkar edilmeyen)taahhütnamenin sunulduğunu, davalının savunmasının aksine davacının ... şirketine ortaklığından yaklaşık 1 yıl sonrasına isabet eden 02.07.2020 tarihli bu taahhütnamede "yeni bir şirket kurulacağı,bu uğurdaki tüm vergi ve masrafların davalı tarafından karşılanacağı, resmi prosedürlerin davalı tarafça yürütüleceği, hatta davacının ilk aylık Bağ-Kur priminin de davalı tarafından karşılanacağı" nın taahhüt edildiğini, yargılama aşamasında tercümesi yapılmadığı gibi kararda bu belgenin varlığından dahi bahsedilmediğini,Bu taahhütname HMK 202. Md anlamında "delil başlangıcı" olmasına rağmen tanık dinlenmediğini,Özetle;... firmasına ortaklık hususunun eldeki uyuşmalıktan tamamen ayrı bir konu olup, iş bu davaya konu olan ödemelerin ayrı şirket kurulması için yapıldığını, ... şirketinin hisse- lerinin devir bedeli olmadığını,Diğer yandan, mahkemece her ne kadar "söz konusu para transferine ilişkin dekontlarda ortak bir şirket kurma amacıyla para gönderildiğine dair açıklamaya yer verilmediği" belirtilmiş ise de, mü- vekkilinin Türkçe bilmediğini, ancak davalıya gönderilen tüm ödemelerde Türkçe karakterlerle Farsça olarak ".../ Şirket" açıklaması ile para gönderildiğini, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi Farsça bilmediğinden bu hususun gözden kaçırıldığını,Eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.Dairemizce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 2023/3087 E., 2024/1215 K .nolu 20.04.2024 tarihli ilamda;Dava, İİk 67 maddesine dayalı olup sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı taraf; "davalı ile ... Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd Şti. ile ilgili hukuki ilişki dışında dışında ,ayrı bir şirket kurulmak üzere anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma gereğince davalıya farklı tarih- lerde toplam 51.200,00 TL tutarında para gönderdiğini, ancak davalının yeni ( ve ayrı) bir şirket kurmadığını, bu kapsamda yaptığı ödemenin de iade edilmediğini" beyanla söz konusu ödemenin tahsili talebiyle davalı aleyhine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe girişmiş, davalı borçlu " takip alacaklısına bu dosya ile ilgili veya başkaca her hangi bir borcunun bulunmadığı"ndan bahisle borca itiraz etmiştır. İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiğinden itirazın iptali talebiyle eldeki (asıl) davanın açıldığı, davalı tarafın cevabında; "davacının iade talebi değerlendirilirken kendisinin şirket için yaptığı harcamalardan davacı hissesine düşen kısmın da dikkate alınmasının gerektiği"ni savun- duğu, ayrıca karşı dava yoluyla şirket ortaklığından kaynaklanan alacaklarını ileri sürdüğü, bilahare karşı davanın iş bu dosyadan tefrik edildiği, mahkemece asıl davaya ilişkin yargılama sonunda da "davacının davasını ispat edemediği " gerekçesiyle " DAVANIN REDDİNE" karar verildiği tespit edilmiştir.Konu ile diğer mevzuat hükümleri incelendiğinde ;Havale; Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyle- yişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre de ; havale borç ödeme vasıtası, bir çeşit ödeme aracı olup havale belgesinde paranın hangi amaçlı gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunu davacı ispat etmelidir. (Yargıtay 3. HD'nin : 2018/5411 E., 2019/1718 K. Nolu ilamı)Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kim- senin mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında, bir başkasının aleyhine bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; "Aynen Geri Verme İlkesi"ne göre düzenlenmiştir.Bu bilgiler ışığında dava konusu olay ele alındığında;1-Davanın niteliği, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, davada ispat yükü davacıya düşmektedir. 2-Davacı iddialarını ispat noktasında delil olarak; banka dekontları, davalının taahhütnamesi, tanık, bilirkişi, isticvap,banka kayıtları , ticari defter ve kayıtlar, yemin vs delile dayanmaktadır.3- Uyuşmazlık değeri 51.200,00 TL olup davacı takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı oldu- ğunu ve alacak miktarını yazılı/ kesin delil ile ispat etmelidir.4-Dosya içeriğinden; dava dışı ... Danışmanlık ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin 05.06. 2018 tarihinde kurulduğu ve İstanbul Ticaret Odası'nın ... sicil,... oda sicil nosunda kayde- dildiği, sermayesi 100.000,00 TL, tek ortağı ve yetkilisi ... iken Beyoğlu 25. Noterlği'nin 26.06. 2019 tarih ... yevmiye nolu işlemi ile tasdiklenen 17.06.2019 sayılı 1 nolu Genel Kurul kararı gereğince, ...'e ait hissenin 50.000,00 TL sermaye karşılığı 2000 adet payının hukuki ve mali yükümlülükleri ile ...'e devir ve tescil edildiği, keyfiyetin 03.07.2019 tarihli TTSG'de ilan olun- duğu, aynı tarihte şirket unvanının ... Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd Şti. olarak değiştirildiği , 13.08.2020 tarihinde de davacı ...'ın bu şirket ortaklığından ayrıldığı, tek ortak ve yetkilinin yine ... olduğu, tarafların ortak olduğu başkaca bir şirkete dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıl- maktadır.5- a.)Davacının dava dilekçesi ve delil listesi ekinde dosyaya ibraz olunan 04.07.2019 tarih 10.000,00 USD bedelli, 13.10.2019 tarih 255,00 Euro bedelli, 14.10.2019 tarih 1.668,37 Euro bedelli, 14.11. 2019 tarih 4.977,50 Euro bedelli, 14.11.2019 tarih 678,50 Euro bedelli, 02.12.2019 tarih 2.708,00 Euro bedelli, 05.12.2019 tarih 13.000,00 TL bedelli dekontlar davacı tarafça davalıya transfer edilen paralara ilişkin olup bu dekontlarda yeni bir şirket kurulması ile ilgili açıklamaya yer verilmemiştir. Ayrıca davacının istinaf dilek- çesinde belirttiği üzere, Türkçe karakterlerle Farsça olarak " .../ Şirket" şeklinde bir açıklamada da yoktur.b.)Davacının banka hesabının bulunduğu ... Bankası Harbiye Şubesi'nden gönderilen hesap dökümleri incelendiğinde, davacı tarafından 13.06.2019 tarihinde davalı adına "şirkette ortak olduğun için" açıklaması ile 4.000,00 TL para transferi yapıldığı, (bu işlemin ... şirketine ortaklığın gerçekleştiği 17.06. 2019 tarihinden bir kaç gün öncesine isabet ettiği) "şirket ortaklığı" açıklaması yapılmış başkaca bir ödemenin kaydının bulunmadığı görülmüştür. Bu husus bilirkişi raporunda da belirtilmiştir. Banka kayıtlarına göre de, dava konusu ödemelerin yeni şirket ortaklığı için yapıldığı ispatlanamamıştır.c.)Davacının "taahhütname" olduğundan bahisle dosyaya sunduğu fotokopi halindeki delil yabancı dilde yazılmış olup aslı ve Türkçe çevirisi sunulmamış, mahkeme kararında da bu delilin niteliği ve ispata elverişli olup olmadığı, buna bağlı olarak tanık deliline başvurulup başvurulmayacağı değerlendiril- memiştir.d.) Mahkemece davacıya delilleri arasında yer alan "yemin" delilinin hatırlatılması üzerine davacı vekili 16.05.2023 tarihli dilekçesinde "mevcut delil durumu ve bilirkişi raporuna göre alacağın ispat- landığını, davacının karşı tarafın yalan yere yemin edeceği kanaatinde olması nedeniyle şu aşamada yemin deliline dayanmadıkları" yönünde beyanda bulunmuştur. Ancak Yargıtay'ın ve dairemizin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere; "yemin" en son aşamada başvurulması gereken bir delil olup tarafların tüm delilleri toplan- madan delil delilinin hatırlatılması icapsız olmuştur.Buna göre, mahkemece öncelikle, davacı delilleri arasında yer alan ve taahhütname olduğu belirtilen yabancı dildeki belgenin aslı ve Türkçe çevirisinin dosyaya ibrazının sağlanması, sonrasında bu taah- hütname ile ilgili tarafların isticvabına başvurulması, ayrıca söz konusu taahhütnamenin HMK hükümlerine göre delil niteliği (belge, delil başlangıcı vs? ) değerlendirilerek tanık deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunun değerlendirilmesi, gerektiğinde taraflara tanık listelerini sunmaları için süre verilerek bildirilen tanıkların dinlenmesi, mevcut delil durumuna göre önceki bilirkişiden itirazları giderici ek rapor alınması , dos- ya kapsamına göre en son olarak yemin delilinin hatırlatılıp hatırlatılmayacağı, davalı tarafın şirket ortaklığı kapsamında talep ettiği alacağının ayrı bir dava konusu olduğu da gözetilerek hasıl olarak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur." denilerek "davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir.Kaldırma kararımız sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce 2024/307 E., 2024/802 K: nolu 16.12.2024 tarihli ilam ile ;" DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince müvekkilinin isticvap beyanının yanlış yorumlandığını, özetle müvekkilinin davalının ... şirketine ortak olmak için 15.000 USD para verdiğini, ancak bu şirketin çok borcu olduğunu, davalının da "şirket hisselerinin kendisine geri verilmesi halinde borçları kapatıp yeni şirket kurmayı" teklif etmesi üzerine müvekkilinin ... şirketindeki hissesini bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, daha önce verdiği 15.000 USD'yi kurulacak yeni şirkete esas almak üzere geri almadığını, ayrıca davalıya 6.495,26 TL + 8.630 USD + 10.287 Euro para gönderdiğini, bu ödemelerin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, neticede davalının yeni bir şirket kurmadığı gibi yapılan ödemeleri de iade etmediğini, mahkemece bu hususların dikkata alınmadığını, tanık dinlenmediğini ve müvekkilinin isticvap beyanının yanlış yorumlandığını, Ek İstinaf Dilekçesinde, her ne kadar müvekkilinin isticvabı için tercümana başvu- rulmuş ise de, duruşmaya getirilen tercümanın müvekkilinin konuştuğu "FARSÇA "dilini tam olarak bilmediğini, yetersiz olduğunu, Türkçe bilmeyen tarafların duruşmada ne olup bittiğini anlamadığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Kaldırma kararımız sonrasında;1.) Davacı vekilinin 12.06.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde "Taahhütname " başlıklı 20.07.2020 tarihli belgenin Farsça dilindeki aslı ve noter onaylı Türkçe çevirisi ibraz edilmiş olup belgenin Türkçesi aynen "TAAHHÜTNAME,1- Vergi dairesi ile ilgili tüm masraf ve borçlar şahsım ... ' e aittir.2- Sigorta, vergi dairesi ve diğer hususlarla ilgili olarak ... 'n hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır.3-Pasaport, kimlik ve bunlarla ilgili iş ve işlemlerin takibine ilişkin sorumluluk ... “e aittir.(... ailesi ve ... beyin ailesi)4- ... 'in 1 aylık bağ kur primi ödemesi ... ' e aittir.5- ... ve ... beyin ev ile ilgili iş ve işlemelerin takibi ve teslim edilmesi müşterek olarak ... ve ... sorumluluğundadır.6- ... üniversitesinin alınan tutar eşit oranda taraflar arasında paylaşılacaktır.7- ... (...) tarafından ... 'a anı olarak bir adet ... cep telefonu verilmiştir....: (İmza) 20.07.2020 (imza) " şeklindedir.2.) "HMK'nun "isticvap Olunacak Tarafın Davet Edilmesi" başlıklı 171. maddesinde;(1) İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır.(2) Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır."şeklinde düzenleme yapılmıştır.Mahkemece 02.07.2024 tarihli duruşmada "istinaf ilamı doğrultusunda taahhütname ile ilgili olarak isticvap edilmek üzere tarafların ihtaratlı davetiye celbine" karar verilmiştir. Mahkeme kalemince bu ara karar doğrultusunda her iki tarafa taahhütname eklenmek suretiyle isticvap davetiyesi çıkarılmış, davetiye üzerine "ilgili evrak (taahhütname) ile ilgili olarak isticvap edilmek üzere 05.11.2024 günü saat 14:15'de mahkeme duruşma salonunda bizzat hazır olmaları, geçerli bir mazeret olmaksızın gelme- dikleri veya gelip de sorulara cevap vermedikleri takdirde , isticvap konusu soruları ikrar etmiş sayılacakları" şerhi derç edilmiştir.A.) Duruşmada hazır bulunan davacı ... tercüman bilirkişi vasıtasıyla isticvap edilmiş, 20.07.2020 tarihli "Taahhütname " başlıklı belge aslı gösterildikten sonra; Taahhütnamedeki tarih doğrudur, bu taahhütnameden önce davalının sahibi olduğu ... isimli şirkete ben 15.000-USD vererek ortak olmuştum, ancak bu şirketin çok borcu olduğunu öğrendim. Bunun üzerine davalı şirket hisselerini ona geri vermem halinde bu şirketin borçlarını kapatacağını sonrasında birlikte yeni bir şirket kurmalarını teklif etti ben de bu teklifi kabul ettim ve ... isimli şirketteki hisselerimi bana sormuş olduğunuz taahhütnamedeki şartlarla davalıya devrettim, bana sormuş olduğunuz taahhütnamenin yeni kurulacak şirket ile ilgisi yoktur, yeni kurulacak şirket için ben davalıya hiç bir ödeme yapmadım, ancak devretmiş olduğum eski şirkete yönelik olarak ortak olduğum dönümde şirket ve davalı tarafından bana her hangi bir para ödenmemiştir, ben davayı açtıktan sonra davalı bana mesaj atmış ve benim paramı ödeyecek gücü olduğunda ödeyeceğini beyan etmiştir," şeklinde beyanda bulunmuştur.B.) Davalı taraf, isticvap davetiyesinin usulen tebliğine rağmen , isticvap için çağrıldığı duruşmaya katılmamış, geçerli bir mazeret de bildirmemiştir.Hal böyle olunca, HMK 171/2 maddesi gereğince ,davalının dava ve isticvap konusu vakıaları ikrar ettiği şeklindeki hukuki yaptırımın uygulanması, takipte sadece asıl alacağın tahsilinin talep edildiği, faiz talebinin bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- Davanın kabulüne, davalının İstanbul 4. İcra Müd.'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen borca vaki itirazın iptali ile takibin devamına,Haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı borçlunun hüküm altına alınan (51.200,00 TL) alacağnı % 20'si oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine,2- Alınması gereken 3.497,47 TL nisbi karar ve ilam harcından peşin alınan 618,37TLTL nin mahsubu ile bakiye 2.879,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda (İlk Derece Mahkemesince daha önce yazılmadığı anlaşılmakla) İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)3- Davacının yatırdığı 618,37 TL harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,4- Davacı tarafça yapılan 8.152,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5- Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davcıya verilmesine,6- Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 330,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/10/2025