1. Hukuk Dairesi 2012/635 E. , 2012/4839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AKHİSAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları K.Y.'in 116 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu dairesinin davalı tarafından hileli olarak adına tescil ettirildiğini, davalıya yapılan satışın gerçek bir satış olmayıp aslında bağış niteliğinde olduğunu, murisin son derece yaşlı ve yaptığı işlerin sebep ve sonuçlarını kavramaktan uzak bulunduğunu, devrin
**1. Hukuk Dairesi 2012/635 E. , 2012/4839 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AKHİSAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları K.Y.'in 116 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu dairesinin davalı tarafından hileli olarak adına tescil ettirildiğini, davalıya yapılan satışın gerçek bir satış olmayıp aslında bağış niteliğinde olduğunu, murisin son derece yaşlı ve yaptığı işlerin sebep ve sonuçlarını kavramaktan uzak bulunduğunu, devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile adlarına tesciline olmazsa tenkise karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 116 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümün miras bırakan K.Y. tarafından 08.06.2006 tarihinde davalıya satış yoluyla temlik edildiği, taşınmaz üzerinde 08.06.2006 tarihli İş Bankası A.Ş. lehine 74.370.-TL bedelli 1. derecede ipotek şerhi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakan tarafından davalıya yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; davalı çekişme konusu taşınmazı banka kredisiyle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuş olup, dosya içerisinde mevcut İş Bankasına yazılan müzekkereye verilen cevapta, davalı D.S.tarafından konut kredisi olarak kullanılan 35.000 TL'nın 08.06.2006 tarihli makbuz ile miras bırakan K.Y.'e ödendiğinin belirtildiği kayden sabittir. Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde davalının çekişme konusu taşınmazı konut kredisi kullanmak suretiyle miras bırakandan satın aldığı miras bırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.