21. Hukuk Dairesi 2015/7367 E. , 2016/1015 K. "" Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi arafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K…
**21. Hukuk Dairesi 2015/7367 E. , 2016/1015 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi arafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, Dava, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. 1- Hemen belirtmek gerekir ki, bir davada hem usul, hemde esastan reddi gerektiren sebepler var ise davanın öncelikle usulden reddi gerekir. Bir başka deyişle görülmekte olan davada hem usulden ve hemde esastan red gerekçesi oluşturularak karar verilmesi olanaksızdır. Eldeki davada mahkemece, dava tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek red gerekçesi oluşturulduğu gibi, ayrıca davacının iş gücü kaybına neden olabilecek istirahat raporunun da dosyada bulunmadığından davasını ispat edemediğinden esastanda red gerekçesi oluşturulmuştur. Oysaki az yukarıda belirtildiği gibi, öncelikle usulden red sebebi var ise davanın bu usulü red sebebi nedeniyle reddi gerekli olup, hem usulden hemde esastan red kararı verilmesi doğru olmamıştır. 2- Her ne kadar gerekçeli kararda olayda dava tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin fazlasıyla geçtiği belirtilmiş ise de; sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddeleri gereğince 10 yıldır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır.